İktidara yakınlığıyla bilinen Türkiye gazetesinin haberine göre, 11. Yargı Paketi kapsamında son anda çıkarıldığı söylenen LGBTİ+ karşıtı düzenlemeler yeniden gündemde.
İddiaya göre Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı taslakta, cinsiyet uyum operasyonları için yaş sınırının 18’den 25’e yükseltilmesi ve “genel ahlâka aykırı” tutum ve davranışlarda bulunan ya da bunları alenen teşvik eden, öven veya özendiren kişilere 1 ila 3 yıl arasında hapis cezası getirilmesi öngörülüyor.
Taslağa feminist şair ve aktivist Arzu Bulut tepki gösterdi. Arzu, LGBTİ+’lar özelinde tüm toplumu hedef aldığını söylediği düzenlemeye karşı ortak mücadele ve politik bir yapı kurma çağrısı yaptı.
“Bu bir korku değil, görünürlüğümüzün kanıtı”

“Yeni yasayı ilk duyduğumda korkmadım” diyor Arzu. “Bende bıraktığı etki korkunun aksine, queer ya da trans görünürlüğünün dünyada ne denli güçlü hâle geldiğini hatırlatan bir etkiydi. İktidarın duyduğu korku, Lubunyaların ve transların ulaştığı noktayla doğru orantılı.”
Arzu’ya göre benzer yasak girişimleri son beş yıldır başta Amerika olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde, Rusya’da ve Asya’da gündeme geldi. “Bunun Türkiye’ye geleceğini öngörüyorduk. Bu bir süreç. Umutsuzluk ve korku yaratmak istiyorlar. Trans bedenlerimiz hakikatin göstergesidir. Bu duygularla lubunyalardan umudu, cesareti ve en imkânsızı olan arzuyu almaya çalışıyorlar ama korkuya kapılmıyorum, kapılmayalım. Çünkü bu korkunun bir karşılığı var: Lubunyaların bu dünyada geldiği nokta.”
“Küresel bir cinsiyet krizi yaşanıyor”
Arzu, yaşananları küresel ölçekte bir “cinsiyet krizi” olarak tanımlıyor:
“Artık heteroseksüel normların sorgulandığı bir zamandayız. İnsanlar kendilerine dayatılan etiketleri giymiyor. Non-binary beyanların, trans beyanların özellikle pandemi sonrası çok yükseldiği bir dönemdeyiz. Bunlara ek olarak heteroseksüellik de çokça sorgulanıyor; cinsel yönelimi için ‘tanımlamıyorum, sorgulamıyorum yahut hetero-esnek’ beyanlarını paylaşanlar da var.
Bu nefret kampanyalarını iktidar, seçtiği bazı kelimelerle yürütüyor; örneğin genel ahlâka aykırı yahut özendirme gibi. Bu ikisinin seçilmesinin bende düşündürdüğü tek şey, iktidarın acizliğinin kendisi oluyor; zira trans bedenlerle karşılaşan “genel ahlâk” paramparça olurken aynı şekilde bütün bedenlerimiz ve arzularımız da cinsiyetin bir yalan olduğunu haykırıyor.
Bedenlerimiz, onları ıslak tutan arzuları ve yaşamlarımız kimseyi aslında özendirmiyor; sadece cinsiyetin büyük bir yalan olduğunu söylüyor ve bu anlamda hakikati gösteriyor.
Otoriter güçler bu krizin önünü almak için Lubunyaları ve transları korkutmaya çalışıyor ama bu gerçekten nafile bir çaba.”
Bu nedenle Türkiye’de gündeme gelen düzenlemeyi yalnızca yerel bir gelişme olarak görmüyor. “Bu küresel bir dalganın parçası” diyor.
“Mesele sadece LGBTİ+’lar değil”
Arzu’ya göre taslak yalnızca LGBTİ+'ları değil, tüm toplumu ilgilendiriyor:
“Bugün Lubunya olmakla başlar, yarın ‘neden yeşil giydin’ diye devam eder. Toplum şunun farkında olmalı: Translar ve Lubunyalar kapitalizme, patriarkaya ve ahlâk yasalarına karşı varoluşlarıyla yaşamı savunan insanlar. Bu yapılara karşı açılma eylemlerine giren, ‘ben buradayım, normun dışındayım’ diyen ve beyan verip bu yapıları tedirgin eden bu kesimi kaptırırsak, toplum kendini de kaptırmış olacak.”
Kadın hareketleri, feministler, anti-kolonyalist ve sol hareketlerin translar ve Lubunyalar etrafında birleşmesi gerektiğini vurguluyor: “Bu yasa asla geçmemeli. Siyasi partilere de iş düşüyor. Ama temsiliyeti tamamen onlara bırakarak olmaz.”
“Eylem yetmez, politik bir çatı gerekiyor”
Arzu’nun en güçlü çağrısı ise LGBTİ+ hareketine:
“Maalesef Lubunyalara çok iş düşüyor. Türkiye’de yeterince güçlü bir toplumsal muhalefet yok. Bu yüzden trans ve Lubunya hareketleri kadın ve feminist hareketlerle birlikte cinsiyet eşitsizliğine karşı ortak bir politik çatı altında buluşmalı.”
Mevcut eylem pratiklerinin sembolik kaldığını söylüyor:
“Eylem yapıyoruz, barikat zorluyoruz ama iki gün sonra unutuluyor. Politik bir yapı olmadığı sürece eylemler sembolik kalıyor. Kollukla muhatap olmak yerine, siyaseti üretenleri muhatap almalıyız. İktidarın bizlere salt kolluğu muhatap kıldığı bu ilişkilenme ve karşılanma ilişkisini politik yapımızı kurarak kırmalıyız. Patriarkaya, kapitale beyan verip karşısına alanların salt kolluk ya da gardiyanlarla muhatap alınamayacağını göstermeliyiz. Bu doğrultuda işlevsel bir politik yapı; iktidarı ve kendisinin organlarını, siyaset üreticilerini kendine zorunlu muhatap kılacak mücadeleyi de geliştirecektir. Bizim de oyumuz var, irademiz ve seçimlerimiz var. Kendi politikamızı kendimiz üretmeliyiz.”
Arzu, temsilin yalnızca siyasi partilere bırakılmaması gerektiğini söylüyor: “Ne DEM’e ne CHP’ye bırakmalıyız. Doğrudan biz dâhil olmalıyız. Kendi politik sesimizi kurmalıyız.”
“Online forumlarla stratejik hat kurulmalı”
İktidarın sürekli yeni gündemler açarak muhalefetin stratejik hat kurmasını engellediğini belirten Arzu, acil bir örgütlenme çağrısı yapıyor:
“Her şeyi bir kenara bırakıp sakin bir şekilde online forumlar düzenlemeliyiz. Büyük forum buluşmaları örgütleyip süreci birlikte değerlendirmeli ve yeni bir stratejik mücadele hattı kurmalıyız. Yoksa çok geç olacak.”
“Bu sadece bir yasak değil”
Arzu, düzenlemenin psikolojik etkilerine dikkat çekiyor:
“18-17 yaşında, açılmamış gençler var. Aile evinde yaşayan LGBTİ+’lar var. Evli, aile babası ya da ev hanımı olarak görülen translar var. Bu yasa onların hayatını daha da zorlaştıracak. Açılmaları daha da güçleşecek. Bu da intihar eğilimlerini artırabilir. Bu sadece bir yasak değil; kalbimizi sökme girişimi.”
LGBTİ+’ların hedef alınmasının ardından diğer ötekileştirilmiş grupların da hedef olabileceğini söylüyor: “Bu sadece transları ya da LGBTİ+’ları koruma meselesi değil. Topyekûn bir özgürlük meselesi.”
Arzu sözlerini korkuya teslim olmama çağrısıyla bitiriyor:
“Bu bir süreç ve geçecek. Ama geçmesi için birleşmemiz gerekiyor. Kalabalık olduğumuzu, örgütlü olduğumuzu göstermek zorundayız. Aksi hâlde hem LGBTİ+’lar hem de toplumun bütünü için çok daha ağır sonuçlarla karşılaşacağız.”

Türkiye Gazetesi duyurdu: LGBTİ+’lara hapis öngören taslak yeniden gündemde
(EMK)







