Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi A.Ş., çocuk yaşta istismar ettiği ve zorla evlendirdiği Fatma Nur Çelik’in 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler’i de istismar etti. A.Ş. raporlara rağmen tutuklanmadı. Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler, 2 Mart 2026’da şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

Fatmanur Çelik ve kızı defnedildi: Tarikat öldürür
Cinsel istismar davasının duruşması yarın (14 Ekim) İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Davanın 5 Mayıs’taki duruşmasında mahkeme, duruşmayı 14 Ekim’e ertelemişti.
Tozbey’den duruşmaya çağrı
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı, ailenin avukatı Müjde Tozbey, duruşma öncesinde bianet’e yaptığı açıklamada, hakkında verilen pasaport iptali kararına tepki gösterdi ve herkesi yarınki duruşmaya katılmaya çağırdı.
Tozbey, “Ben 25 yıllık avukatım. Pasaportumu iptal ettiler. Foncular dışarıda gezerken çocukların haklarını savunanlara yapılan bu uygulamayı kabul etmiyorum” dedi.
Cezasızlık politikalarının çocukları ve kadınları korumasız bıraktığına dikkat çeken Tozbey, Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in davasının takip edilmesinin önemini vurguladı. Tozbey, istismar iddialarına ve dosyadaki raporlara rağmen sanığın tutuklanmamasına tepki göstererek kamuoyunu duruşmayı izlemeye ve adalet arayışına destek vermeye çağırdı.
"Savcı katılma talebimizi reddetti"
Duruşma öncesinde Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nden avukat Serenay Yaman, bianet’e şu açıklamayı yaptı:
“İlk duruşmada çocuğun duruşma salonunda dinlenmesi gibi bir fecaat yaşandı. Duruşma öncesinde çocuğun Adli Görüşme Odası’nda (AGO) dinlenmesi için kalemle görüşmeye gittik. Öncesinde mahkeme başkanıyla da görüşmek istedik ancak başkanın avukatlarla görüşmediği gerekçesiyle kendisine ulaşamadık. Bunun üzerine kalemle görüştük.
Çocuğun dinlenmek üzere adliyeye geldiği gün, AGO’nun hazır olup olmadığını sorduk. Kalem bize, mahkeme başkanının çocukların istismar dosyalarında çocukları duruşma salonunda dinlediğini söyledi. Gerekçe olarak da çocuğun AGO üzerinden dinlenmesi halinde mimiklerinin ve tavırlarının yeterince gözlemlenemeyeceğinin düşünüldüğünü aktardılar.
Biz avukatlar olarak buna itiraz ettik. Çocuğun bu şekilde dinlenmemesi, usule uygun biçimde AGO’da dinlenmesi gerektiğini üç dört kez dile getirdik. Orada bulunan bakanlık vekili de bize katıldı. Adliyedeki uzman ve sosyal çalışmacı da çocuğun AGO’da dinlenmesi gerektiğini söyledi.
Ancak mahkeme başkanı bütün itirazlarımıza rağmen bizi dinlemedi. Çocuk duruşma salonunda tekrar tekrar travmatize edildi. Bunun üzerine mahkeme başkanı hakkında görevi kötüye kullanma gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikâyette bulunduk. Beklediğimiz gibi şikâyetimiz reddedildi. Bu karara itiraz ettik ancak itirazımız da reddedildi. Böylece birkaç hafta önce süreç kesin olarak sonuçlandı ve itirazlarımız reddedilmiş oldu.
Bütün bunlara rağmen Hifa, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamalarında istismara ilişkin samimi ve tutarlı beyanlarda bulundu. Dosyada, çocuğun fiziksel ve bilişsel gelişiminin yaşıyla uyumlu olduğunu ve beyanlarının dikkate alınabileceğini ortaya koyan raporlar da var.
Çocuğun samimi ve tutarlı ifadelerine, ayrıca dosyadaki raporlara rağmen, çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince beyanlarının dikkate alınması gerekirken sanık hiçbir aşamada tutuklanmadı. Duruşma salonuna o kadar rahat girip çıkıyordu ki sanki hakkında hiçbir karar verilmeyeceğini biliyormuş gibiydi.
Çocuğu istismar ve şiddetten korumak devletin sorumluluğunda. Bu suçlarda çocuğun beyanı dışında başka deliller aranması, failler açısından cezasızlığı beraberinde getiriyor. Çünkü istismar suçları çoğunlukla baş başa gerçekleşiyor; ortada bir görgü tanığı ya da kamera kaydı bulunmayabiliyor.
Bu konuda birçok kez beyanda bulunduk. Dosyadaki duruşma tutanaklarını paylaşmak isterdim ancak gizlilik kararı nedeniyle ne yazık ki ayrıntı veremiyoruz. Oysa anlatılacak çok şey var.
Bu süreçte iki insan hayatını kaybetti ve hâlâ yanıt bekleyen birçok soru var. Fatma Nur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler’in ölümüne ilişkin soruşturma da devam ediyor. Ancak dosyada gizlilik kararı bulunduğu için herhangi bir bilgi alamıyoruz. Dernek olarak soruşturmaya katılma talebinde bulunduk ve savcıyla görüşmek istedik. Ancak savcı katılma talebimizi reddetti.
Aylar geçmesine rağmen ölümlere ilişkin soruşturmanın hangi aşamada olduğunu bilmiyoruz. İstismar dosyasındaki sanığın ifadesi alındı mı? Hakkında herhangi bir karar verildi mi? Bu soruların hiçbirine yanıtımız yok.
Yarın karar duruşması yapılacak. Vekâlet ilişkimiz sona erdiği için duruşmaya katılıp katılamayacağımızı, hatta salona alınıp alınmayacağımızı bile bilmiyoruz.
Biz, yaşananların unutulmaması ve Fatma Nur’un başlattığı adalet mücadelesine destek olunması için kamuoyunu duruşmayı izlemeye ve davayı takip etmeye çağırıyoruz.”
Tozbey ve Gülben Ergen hakkında dava
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın şikâyeti üzerine Müjde Tozbey ve sanatçı Gülben Ergen hakkında “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” (TCK 217/A) suçlamasıyla dava açıldı. İddianame, Bakırköy 42. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu’nun hazırladığı iddianamede, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ihbar eden sıfatıyla yer aldı. Savcılık, Tozbey ve Ergen’in sosyal medya paylaşımlarında Bakanlığın olayda ihmali bulunduğunu, anne ve çocuğa yeterli koruma ve sağlık desteği sağlanmadığını ve takipsizlik kararının ancak kamuoyu baskısıyla kaldırıldığını belirttiklerini aktardı.
İddianamede Bakanlığın ise 2022’den itibaren aileye sosyal, ekonomik ve hukuki destek sağladığını, babayla ilgili takipsizlik kararına itiraz ederek davanın açılmasını sağladığını ve çocuk hakkında sağlık ve danışmanlık tedbirleri uyguladığını bildirdiği kaydedildi.
İddianameye göre Fatma Nur Çelik, çocuğunun hastanede yatarak tedavi edilmesine karşı çıktı. Bakanlık yetkilileri, 2 Mart 2026’da saat 12.42’de Tozbey ile Zoom üzerinden görüşerek çocuk için acil koruma kararı alınmasını planladı. Aynı günün akşamında anne ve kızının Zeytinburnu’nda cansız bedenlerine ulaşıldı.
Savcılık, sosyal medya paylaşımlarının gerçeği yansıtmadığını ve kamuoyunu yanıltıcı nitelikte olduğunu öne sürerek Tozbey ve Ergen’in TCK 217/A-1 maddesi uyarınca cezalandırılmasını istedi.
Hifa İkra Şengüler’in cinsel istismarına ilişkin davayı takip eden Tozbey’in yeşil pasaportunun da hakkında açılan bu dava kapsamında iptal edildiği öğrenildi.
Ne olmuştu?
Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi A.Ş. Fatma Çelik’i çocuk yaştayken istismar etti. Ardından tarikat/vakıf çevresinin baskısıyla A.Ş. ile evlenmeye mecbur bırakıldı.
Fatma Nur Çelik, A.Ş.’nin 3 yaşındaki çocukları Hifa İkra’yı da istismar ettiğini tespit etti. A.Ş.'den ayrıldı ve hukuk mücadelesi başlattı. A.Ş. hakkında hem eşe nitelikli cinsel saldırı hem de öz kızına cinsel istismar suçlamasıyla soruşturmalar açıldı.
Uzman ve pedagog raporlarıyla istismar bulguları saptanmasına ve savcılığın "kuvvetli delil" gerekçesiyle tutuklama talep etmesine rağmen mahkeme A.Ş.'nin tutuklanmasına karar vermedi. Dosyalar takipsizlikler, ertelemeler ve bürokratik engellerle uzatıldı.
A.Ş.'nin serbest bırakılması ve baskıların artması üzerine Fatma Nur Çelik, İstanbul Anadolu Adliyesi önünde "Adalet Nöbeti" başlattı. Tehdit edildiğini, basındaki haberlerinin sildirildiğini belirten Çelik, şöyle dedi:
"Bu aşamada benim intiharım asla söz konusu değildir. Başıma bir şey gelirse bunun intihar gibi gösterilmesine izin verilmemesini istiyorum."
2 Mart 2026’da Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler’in cansız bedenleri İstanbul Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde denizde bulundu.
Anne ve kızın ölümünün ardından 5 Mayıs 2026’da A.Ş.'nin Hifa İkra'ya yönelik cinsel istismardan yargılandığı davanın duruşması İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti gizlilik kararının kaldırılması talebini ve baroların katılım taleplerini reddetti; sanık A.Ş. tutuklanmadı ve duruşma 14 Ekim 2026'ya ertelendi.

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: "Aile Yılınız" batsın, Fatma Nur ve Hifa neden korunmadı?
(EMK)







