Suriye'de SDG denetiminde barındırıldıkları kamplardan Irak'a nakledilen IŞİD'liler arasındaki soykırım ve insanlık suçu işlemekten sorumlu olanların yargılanması için Êzîdîler harekete geçti.
Rûdaw, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi alanında yaşayan Êzîdî temsilcilerin "ellerindeki binlerce kanıt"a dayanarak bu suçlara karışan IŞİD’liler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladıklarını bildirdi.
Soykırım suçlularının kimlikleri henüz açıklanmadı
IKYB Evkaf ve Diyanet İşleri Bakanlığı Êzîdî İşleri Müdürü Suud Misto, Suriye'den getirilen IŞİD’lilerin durumunu yakından izlediklerini belirtti. Misto, "Irak'a getirilen militanların bir kısmının Êzîdî soykırımı failleri olduğu yönündeki bilgilerden haberdarız. Ancak şu ana kadar bu kişilerin kimlikleri kamuoyuyla paylaşılmadı" dedi.
Şengal’de Êzîdîlere karşı işlenen suçların faillerinin peşini bırakmayacaklarını belirten Misto, "Irak'ta, IŞİD mensuplarına karşı Terör Yasası kapsamında dava açmak durumundayız. Bu bir ilk değil; daha önce Irak'ta açtığımız davalar sonucunda idam cezası da dahil olmak üzere çeşitli mahkumiyet kararları alındı."
BM Güvenlik Konseyinin 2379 sayılı kararı ile kurulan BM IŞİD Suçlarını Soruşturma Ekibi (UNITAD), Kürdistan Bölgesel Yönetimi İçişleri Bakanlığı ve IŞİD Tarafından Kaçırılanları Kurtarma Ofisi arşivlerinde, IŞİD'e karşı binlerce belge kayıt altında tutuluyor.
IŞİD Tarafından Kaçırılanları Kurtarma Ofisi Sorumlusu Hüseyin Kaidi, Rûdaw'a UNITAD ve İçişleri Bakanlığının kendilerinin koordinasyonunda binlerce delil topladığını söyledi: "Yargılama ister Irak'ta ister başka bir ülkede yapılsın, gerek duyulduğunda elimizdeki tüm belgeleri mahkemelere sunmaya hazırız." dedi.
Suriye'den getirilenler için soruşturmalar en baştan başlayacak
Irak Yüksek Yargı Konseyininin Uluslararası Adli İşbirliği Ulusal Merkezi Başkan Yardımcısı Ali Ziya, Suriye'den Irak'a 7 bin ila 8 bin arasında IŞİD'linin nakledilmesinin beklendiğini söyledi.
Bu kişiler arasındaki kimyasal silah kullanımı, soykırım ve Êzîdîlere yönelik suçlara karışmış "tehlikeli isimler" ile "ilgili soruşturmalar[ın] sil baştan yürütülece[ğini]" açıkladı.
Şengal Êzîdî soykırımı
Ağustos 2014'te IŞİD, Irak'tan Batı'ya yürüyüşü kapsamında IKYB kontrolündeki Şengal ve çevresindeki yerleşimlere saldırarak Êzîdîleri hedef alan planlı ve sistematik bir imha kampanyası yürüttü.
Binlerce sivil erkek yerinde infaz edildi, yüzlerce toplu mezar ortaya çıkarıldı.
On binlerce kişi zorla yerinden edildi; açlık, susuzluk ve kuşatma koşullarında ölümle karşı karşıya bırakıldı.
Resmî güçlerin geri çekilişi karşısında IŞİD saldırılarının Êzîdîleri yoketme tehdidi YPG’nin müdahalesiyle durduruldu. Êzidiler, inanışları gereği şiddeti mutlak olarak reddetseler de, kitlesel yokoluş tehdidi karşısında öz savunma güçleri oluşturarak soykırıma karşı koydular. Kürt güçleri Şengal Dağı’nda mahsur kalan on binlerce Êzîdî için Suriye’nin kuzeyine uzanan bir insani koridor açtı.
Aynı süreçte ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun hava saldırıları, IŞİD’in ağır silahlarını ve ilerleme kapasitesini sınırladı. Böylece katliamın genişlemesi fiilen engellendi.
Şengal ve çevresinde, 2014'te yaşayan toplam 400 bin Êzîdî'nin yüzde 1,3’ünü oluşturan yaklaşık 6 bin insan öldürüldü. Nüfusun yüzde 1,7'sini oluşturan yalklaşık 6.400 ila 6.800 kişi kaçırıldı. Kaçırılanların yüzde 55-60'ını kadınlar ve çocuklar oluşturuyordu. Kendilerinden haber alınamayan ve kayıplar 2 bin 700 – 3 bin dolayında. Nüfusun yüzde 75-85'ini oluşturan 300-350 bin kişi de yerinden edildi.
IŞİD'in “yok edilmesi gereken” bir grup olarak tanımladığı Êzîdî kimliğine yönelik saldırılar etnik-dini temelliydi. BM’ye bağlı UNITAD, bu eylemlerin soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları kapsamında değerlendirildiğini belgeledi.
Uluslararası hukukta soykırımın temel unsurları olan öldürme, ağır bedensel-zihinsel zarar, grubun devamını engelleme fiilleri birlikte gerçekleşti.
Kadınlara karşı suçlar: "cariye pazarları", tecavüz, köleleştirme
Soykırım sırasında Êzîdî kadın ve kız çocukları kaçırıldı, ailelerinden koparıldı ve sistematik biçimde köleleştirildi.
IŞİD kontrolündeki bölgelerde kurulan “cariye pazarlarında” alınıp satıldılar, defalarca tecavüze uğradılar.
Tecavüz, zorla evlendirme ve cinsel esaret örgütsel politika olarak uygulandı; bunlar bireysel sapmalar değil, planlı bir suç rejimi kapsamında işlenen fiillerdi.
Soykırımın tanınması
BM Güvenlik Konseyi kararıyla kurulan UNITAD, Şengal’de işlenen suçların soykırım dahil en ağır uluslararası suçlar kapsamına girdiğini açık biçimde tespit etti. BM, Avrupa Parlamentosu ve birçok ulusal parlamento da Êzîdîlere yönelik soykırımı tanıdı.
Ancak henüz bir uluslararası ceza mahkemesinde bu insanlık suçlarına karşı bir “soykırım hükmü” verilmiş değil.
(AEK)


