“Bu adam bana şiddet uyguluyor. Beni kaç kez dövdü. Ben onu nasıl idare edeyim. İki ay cezaevinde kaldıysa benim yüzümden değil, bana şiddet uyguladığı için, beni dövdüğü için cezaevinde kaldı.”
Bu sözleri 28 yaşındaki Semanur Aydın (Algül) söyledi. Semanur Aydın’ı, 26 Mart’ta İstanbul Fatih’te uzun süredir şiddet uygulayan eşi Hasan A. öldürdü.
Semanur’un ailesi bugün İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. Aile ve avukatları, Semanur’un uzun süredir sistematik şiddet gördüğünü anlattı.
Aile, Semanur evden ayrıldıktan sonra failin yakınlarının boşanma dilekçesini geri çektirdiğini, bu baskının da cinayet sürecinde önemli rol oynadığını söyledi. Avukatlar, failin ailesinin cinayete giden süreçte azmettirici bir tutum sergilediğini vurguladı.

Toplantıda Semanur ile failin ailesi arasında geçen telefon konuşmaları da dinletildi. Kayıtlarda, failin yakınları Semanur’dan uğradığı şiddeti sineye çekmesini istedi. Aile fertleri, “Vurduysa kocandır, yabancı değil” diyerek şiddeti sıradanlaştırdı.
Toplantıda ilk sözü avukat ve İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Jiyan Tosun aldı. Tosun, ailenin suça nasıl ortak olduğunu, şiddeti nasıl normalleştirdiğini ve Semanur’u nasıl çaresiz bıraktığını bu kayıtlarla açık biçimde gördüklerini söyledi. Ardından ses kayıtlarını dinletti. Kayıtlarda Semanur, Hasan A.’nın şidetini yine Hasan A.'nın ailesine anlatıyor.
"Ablam için adalet istiyorum"
Semanur’un kız kardeşi Nisanur Aydın, ablasının yıllarca eşini değiştirmeye çalıştığını söyledi. “Hayatı boyunca o adamı iyileştirmeye çalıştı. Bunun en yakın şahitleri annem ve benim. Merhametiyle onu iyi bir insana dönüştürmek istedi. Ama bir insanın içi kötüyse değişmiyor. Ablam, ‘Çocuğumun babası’ diyerek hep bir şans daha verdi. Her seferinde zorla, baskıyla onu eve geri gönderdiler. Ben hayatım boyunca böyle bir acı yaşamadım. Daha önce hiç kimseyi kaybetmedim. Bu acıyı böyle yaşamak çok ağır. Ben adalet istiyorum. Bugün benim ablam, yarın sizin kardeşiniz, ablanız, anneniz olabilir. Kimse sevdiğini böyle kaybetmesin. Ablam için adalet istiyorum. Davanın kapatılmasına izin vermeyeceğim” dedi.
"Çocuğu mücadele ediyordu"
Anne Suzan Aydın da kızının yaşam dolu, çocuğu için mücadele eden iyi bir anne olduğunu söyledi. “Benim kızım yaşama sevinci olan, kızı için çabalayan, iyi bir anne olmak için elinden geleni yapan bir kadındı. Kızım tehdit gördü, darp gördü, şiddet gördü. Failin ailesi de baskı kurdu; olanları görmezden gelmesini istedi, tehdit etti. Kızım mücadele etti, boşanma davası açmak istedi. Fail iki ay cezaevinde kaldı. Sonra aile baskısıyla kızım geri döndü. Döndüğü gece yine şiddet gördü. Ardından onu vahşice katlettiler. O gece bana, ‘Kızın evi yaktı ve kaçtı’ dediler. Ben o sırada kızımı arıyordum. Gerçeği benden sakladılar. Çelişkili ve yalan ifadeler verdiler. Ailenin baskısı hep sürdü. Failin ailesi de ceza alsın istiyorum” diye konuştu.
İHD MYK üyesi ve insan hakları savunucusu Eren Keskin de devletin kadınları korumakta yetersiz kaldığını söyledi. Keskin, “Maalesef kadınları en çok koruyacak sözleşmelerden biri olan İstanbul Sözleşmesi’nden bile çekilen bir devlet yapısıyla karşı karşıyayız. İktidar, kadına yönelik şiddeti adeta meşrulaştıran bir iklim yarattı. Geçtiğimiz yılı ‘Aile Yılı’ ilan ettiler. Oysa kadınları en çok eşleri öldürüyor; Semanur da bunun örneklerinden biri. Birazdan dinleyeceğiniz ses kayıtları, ailenin kadın cinayetinde nasıl etkili olduğunu gösterecek. Biz bunu ‘aile yılı’ diyenlere de hatırlatmak istiyoruz. Biz Semanur davasının takipçisiyiz, yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Kadınlar mücadele ediyor, erkek şiddeti yargılanıyor
(EMK)







