1970'lerde Almanya'da gerçekleştirdikleri silahlı eylemlerle kendilerini küresel anti-emperyalist mücadelenin Avrupa ayağı olarak konumlandıran, kurucuları Andreas Baader ve Ulrike Meinhoff'a atfen Baader-Meinhoff grubu olarak bilinen Kızıl Ordu Fraksiyonu'nun (RAF) üçüncü kuşağından Danielle Klette Salı günü yargılanmaya başladı.
Kapitalizm ve patriyarkaya karşı durmaya devam
Klette, AFP'nin haberine göre, duruşma salonuna siyah bir kazakla, gri saçları topuz yapılmış olarak girdi. Rahat görünüyor ve ara sıra gülümsüyordu.
Alman medyası, açılış konuşmasında Klette'nin mahkemeye, davanın "siyasi hesaplarla yürütülüyor," söyledi. Bu davadan ne beklediğine ilişikin olarak da, "bu direnişin tarihiyle hesaplaşmakla ilgili,” diye ekledi ve “kapitalizm ve patriyarkaya karşı" duruşundan vazgeçmeyeceğini de belirtti.
66 yaşındaki Klette, esas olarak 1970'lerde ve 80'lerde gerçekleştirdikleri bir bölümü ölümlü bombalama, silahlı saldırı, "kamulaştırma" ve rehin alma eylemleri yürüten radikal antikapitalist RAF'ın üyesi olarak aranıyordu.

Nasıl yakalandı?
Klette, Şubat 2024'te Berlin'deki evinde tutuklanmış, aramada evde bir Kalaşnikof otomatik tüfek, patlayıcılar ve yüklü nakit para bulunduğu açıklanmıştı. Klette yakalandığı evde başka bir kimlik altında yirmi yıl boyunca komşularının kuşkusunu çekmeden yaşamış, çocuklara matematik çalıştırmış, köpeğini dolaştırmaya çıkmış ve polisten kaçmayı başarmıştı.
Yakalanmasından birkaç hafta önce, "en çok arananlar" konulu bir "podcast"in yapımcıları Klette'in Berlin'de, Brezilya'ya özgü danslarla bezeli bir savaş sanatı olan Capoeira derslerine katıldığını gösteren Facebook fotoğraflarına raslamışlardı. Ancak savcılara tutuklanmasına bu ipucunun yol açıp açmadığı konusunda bilgi vermiyor.
Güvenlik gerekçeleriyle Almanya'nın kuzeyinde, Celle kentindeki yüksek güvenlikli mahkeme binasında görülmekte olan davada Klette 1998'de RAF'ın dağılmasının ardından kaçaklıkta yaşamlarını sürdürebilmek için grubun iki başka üyesiyle birlikte yaptığı iddia edilen soygunlarla ilgili yargılanıyor.
Gözaltına alınmasının ardından savcılar Klette'nin, grubun aktif olduğu 1990'lardaki üç siyasi amaçlı saldırınkn şüphelisi olarak tutuklanmasını istemişlerdi.
"Kızılordu Fraksiyonu" ya da kısaca RAF
Liderleri Andreas Baader ve Ulrike Meinhoff'un 1968 öğrenci hareketinin radikal kanadından geldiği RAF, kendisini sadece Batı Almanya'daki bir sol örgüt olarak değil, küresel anti-emperyalist mücadelenin Avrupa ayağı olarak konumlandırıyor ve Üçüncü Dünya’daki kurtuluş hareketleriyle hem teorik dayanışma geliştirmeyi hem de pratik mücadele birliği kurmayı hedefliyordu.
Üçüncü Dünya’daki kurtuluş hareketleriyle kurduğu güçlü ve teorik olarak temellendirilmiş dayanışma ilişkisi sadece “destek” düzeyinde değil, ortak mücadele ve ortak düşmana (emperyalizme) karşı savaş temelinde kurgulanmıştı.
RAF’a göre, Batı Almanya’daki devlet düzeni, sadece yerel bir burjuva egemenliğini değil, aynı zamanda küresel ABD emperyalizminin ekonomik ve politik sisteminin uzantısını temsil ediyordu.
Dolayısıyla, Vietnam’da Amerikan işgaline direnen Vietkong ile, Angola’da sömürgecilikle savaşan MPLA ile ya da Filistin’de İsrail’e karşı savaşan gerilla gruplarıyla aynı mücadelenin bileşenleri oldukları inancıyla hareket ediyorlardı.
RAF, devrimci mücadelenin Üçüncü Dünya ülkelerinde yoğunlaşmasının, metropol (sanayileşmiş) ülkelerdeki devrimci hareketlere bir tür tarihsel görev yüklediğini savunuyordu.
Buna göre Üçüncü Dünya halkları “periferide” mücadele ederken, Batı’daki devrimcilerin de merkezdeki emperyalist mekanizmayı sabote etmesi, devrimi “çevre”den “merkez”e taşıması gerekiyordu.
RAF bu çerçevede ABD emperyalizminin Avrupa kıtasındaki kalesi ve hala eski Nazilerle dolu "faşist" bir Alman devleti olarak gördükleri şeye karşı silahlı mücadele yürütüyordu.
RAF'tan sonra
RAF, 1998'de “Şimdi biz tarihin bir parçası olduk” dediği bir mektup yayınlayarak kendini feshettiğini ilan etti. Klette, RAF'ın dağılmasının ardından silahlı soygunlarla RAF'ın "üçüncü kuşak" üyelerinden Ernst-Volker Staub ve Burkhard Garweg ile birlikte kaçışlarını ve hayatlarının idamesini sağlama yolunu tumuştu.
Polis, hayattaysalar 56 ve 71 yaşında olmaları gereken, ama yaşayıp yaşamadıklarından emin olamadığı Garweg ve Staub'u aramaya devam ediyor.
Celle'deki dava, savcıların iddiasına göre, şüphelilerin toplam 2,7 milyon avroya el koydukları dört para nakil aracına saldırı ve dokuz mağaza soygunuyla ilgili.
Bu eylemlerin çoğunda Klette'nin şoför olarak görev aldığı ve aslından ayırt edilmesi olanaksız bir bazuka maketi taşıdığı söyleniyor.
Klette ayrıca 2015'te Bremen yakınlarında, Stuhr kentindeki soygun sırasında bir cinayete teşebbüs suçlamasıyla da karşı karşıya.
Salı günkü duruşmada savcılar, üç şüphelinin "çok sıkı bir gizli örgütlemeyle hareket ettiklerini", sahte kimliklerle araba ve daire kiraladıklarını zaman zaman izlerini kaybettirmek için araçları ateşe verdiklerini iddia ettiler.
Mahkemeye göre, davanın yaklaşık iki yıl sürmesi ve 12 tanığın dinlenmesi planlanıyor.
Sahte kimlik
Klette'in Berlin'in Kreuzberg semtinin mutenalaştırılmış kesimindeki dairesinde tutuklandığında hiçbir direniş göstermediği bildirildi.
Alman medyasındaki haberlere göre, RAF üyesi Claudia Ivone adına çılarılmış sahte bir İtalyan pasaportu kullanıyordu.
Bir komşuları Bild gazetesine, Klette'nin kendisiyle aynı yaşlarda bir partneri olduğunu ve köpekleriyle her yürüyüşe çıktıklarında selamlaştıklarını söyledi.
Der Spiegel dergisine göre, Klette'in banka hesabı yoktu ve muhtemelen kirasını nakit olarak ödüyordu, muhtemelen birkaç ay veya yıl boyunca.
Klette'in 1990'larda işlediği iddia edilen ve ayrı davalarda ele alınacak saldırılar arasında, Frankfurt yakınlarındaki Eschborn'daki bir Deutsche Bank binasına yönelik saldırı girişimi de yer alıyor.
Ayrıca, o dönem Almanya'nın başkenti olan Bonn'daki ABD büyükelçiliğine 1991'de RAF tarafından düzenlenen bir saldırıda rol oynamakla da suçlanıyor.
Üçüncü suçlama ise 1993 yılında Almanya'nın Hessen eyaletinde, o dönem inşaatı devam eden bir hapishaneye düzenlenen patlayıcılı saldırıyla ilgili.
Toplam 13 ayrı soygunla bağlantılı olarak adam öldürmeye teşebbüs, ruhsatsız silah bulundurma ve ağır soygun suçlamalarıyla yargılananan Klette'nin Almanya'da en ağır cezaların istendiği bu davalardan ömür boyu hapis cezası alması ihtimal dahilinde.
(AEK)