ABD Adalet Bakanlığı tarafından geçtiğimiz hafta kamuoyuna açıklanan Jeffrey Epstein’e ait yaklaşık 3 milyon sayfalık belge, 180 bin fotoğraf ve 2 bin videodan oluşan suç delilleri tartışılmaya devam ediliyor.
Belgelere ilişkin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a yazılı soru önergesi veren Emek Partisi (EMEP) Milletvekilleri İskender Bayhan ve Sevda Karaca “Epstein belgelerinde isimleri geçen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı siyasetçiler ve sermayedarlar hakkında Bakanlığınızca başlatılmış bir inceleme veya soruşturma bulunmakta mıdır?” diye sordu.
“Epstein münferit bir suç dosyası değildir”
EMEP Milletvekilleri; belgelerle açığa çıkanların “münferit bir suç dosyası”ndan çok daha fazlası olduğunu belirterek “Epstein dosyasında devlet yöneticilerinden finans kapital temsilcilerine, medya ve kültür endüstrisi figürlerinden turizm tekellerine kadar uzanan geniş bir isim yelpazesinin yer alması, buradaki çürümenin bireysel sapkınlıklarla açıklanamayacağını ortaya koymaktadır. Bu belgelerin, küresel kapitalist sistemin en tepesinde konumlanan siyasal iktidar odakları ile sermaye fraksiyonları arasındaki ilişkiyi; suç, şiddet ve sömürü üzerinden işleyen uluslararası bir mekanizma olarak ifşa etmektedir. Açığa çıkan tablo, emperyalist-kapitalist düzenin yapısal bir özelliği olarak örgütlenen uluslararası bir suç ağı ve cezasızlığın sonuçlarıdır. Siyasetçiler ve sermayedarların başında durduğu bu mekanizma, yoksul çocukların ve kadınların bedenlerini birer meta haline getirirken, elde edilen şantaj araçlarıyla emperyalist siyasetin ve sermaye düzeninin tahkim edildiği devasa bir çarkı da tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir.” ifadelerini kullandı
Belgelerde Türkiye’den devlet yöneticisi ve sermayedarların isimlerinin geçmesine değinilen önergede “İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahit Ören, Rixos otelleri sahibi Fettah Tamince, Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan isminin belgelerde zikredilmesi, Türkiye’de sermaye–iktidar ilişkilerinin bu küresel suç ağlarıyla olası temas noktalarını tartışmaya açmıştır. Bu tartışmalara karşı iktidara yakın medya organlarınca Epstein’in İsrail ve FETÖ ile ilişkili olduğuna dair haberler servis edilmeye başlanmış ve ‘komplo’izlenimi ile belgelerde ismi geçenler temize çekilmek istenmiştir.” denilerek Epstein belgelerinde isimleri geçen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı siyasetçiler ve sermayedarlar hakkında Bakanlığınızca başlatılmış bir inceleme veya soruşturma bulunmakta mıdır? Uluslararası sermaye ve iktidar odaklarının dahil olduğu bu suç şebekesinin Türkiye’deki uzantılarının açığa çıkarılması noktasında Bakanlığınızın ne tür girişimleri bulunmaktadır? Şayet iktidarınızın medya aygıtlarında iddia edildiği gibi Erdoğan’a dönük bir komplo varsa iddia edilen komploya ilişkin bir araştırma ve soruşturma başlatılmış mıdır? Sonuçları nedir?” soruları soruldu.
Rixos Cinayeti ve ’99 Depremi Şüphesi
Özellikle çocuk istismarının çeşitli yönleriyle tartışıldığına dikkat çekilen önergede cinsel suçlar için özel olarak kurulan düzene, Türkiye’den de çocukların kaçırılarak dahil edildiklerine işaret eden belgelerin toplumda infial yarattığı belirtildi. Epstein’in adasına Türkiye’den götürülen çocukların İngilizce bilmedikleri için zorluk çektiklerine dair ifadelerin yer aldığı belgelerin, başka olaylara ilişkin şüpheleri de beraberinde getirdiği söylendi.
EMEP Milletvekilleri; 2011 yılında Antalya’daki Rixos Otel’de şüpheli şekilde ölen 16 yaşındaki stajyer Burak Oğraş’ın babasının geçmişte söylediği “Oğlum görmemesi gereken şeyler gördü, o yüzden öldürüldü” sözlerini hatırlattı. Ayrıca ABD’de bir soruşturmada 1999 depreminden sonra bazı çocukların kaçırılarak ABD’ye götürüldüklerine dair beyanların açığa çıkması da hatırlatılarak “Bu örnekle; afetlerin ardından ortaya çıkan toplumsal yıkımın, kapitalist düzen içinde nasıl bir yağma ve insan ticareti fırsatına dönüştürüldüğü bir kez daha açığa çıkmaktadır.” denildi.
Bakan Tunç’a “1999 depremi sonrası kaybolan ve akıbeti hala bilinmeyen çocukların, söz konusu uluslararası suç örgütüne "teslim edildiği" iddiaları karşısında; o dönemdeki kayıp çocuk dosyaları yeniden açılacak mıdır? 2011 yılında Antalya’daki Rixos Otel’de şüpheli şekilde ölen 16 yaşındaki Burak Oğraş cinayeti ile Epstein davasındaki "Rixos bağlantısı" ve otel sahibi Fettah Tamince hakkındaki iddialar arasındaki illiyet bağı araştırılacak mıdır?” soruları yön
Bu iddialarla birlikte; doğrudan Epstein belgeleriyle ilişkili olmayan ancak benzer şekilde çocukların yurt dışına kaçırıldığına yahut satıldığına ilişkin geçmişteki olayları da hatırlatan Milletvekilleri “Ankara Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Melih Gökçek'in, Çocuk Esirgeme Kurumu Genel müdürü olduğu dönemde 29 çocuğun kaçırılarak yurtdışına satıldığı iddiası hatırlatılmıştır. Yine İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar’ın Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde, Hollanda Adalet Bakanlığı Genel Sekreteri Joris Demmink’in küçük yaştaki çocuklara tecavüz etmesine aracılık yaptığı iddiaları yeniden konuşulmuştur.” şeklinde hatırlatmalarda bulunarak “Melih Gökçek’in Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü olduğu dönemde 29 çocuğun yurt dışına satıldığı iddiaları ile Mehmet Ağar’ın Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde Joris Demmink ile girdiği söylenen "aracılık" ilişkileri, Epstein dosyası ışığında yeniden soruşturma konusu yapılacak mıdır?” sorusunu yöneltti.
EMEP Milletvekillerinin Bakan Tunç’a sordukları soruların tamamı şöyle:
1. Epstein belgelerinde isimleri geçen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı siyasetçiler ve sermayedarlar hakkında Bakanlığınızca başlatılmış bir inceleme veya soruşturma bulunmakta mıdır?
2. Belgelerde yer alan, Türkiye’den kaçırılan çocukların "İngilizce bilmedikleri için zorluk çektiklerine" dair ifadeler üzerine; bu çocukların kimliklerinin tespiti ve hangi yollarla yurt dışına çıkarıldıklarına dair bir çalışma yürütülmekte midir?
3. 1999 depremi sonrası kaybolan ve akıbeti hala bilinmeyen çocukların, söz konusu uluslararası suç örgütüne "teslim edildiği" iddiaları karşısında; o dönemdeki kayıp çocuk dosyaları yeniden açılacak mıdır?
4. 2011 yılında Antalya’daki Rixos Otel’de şüpheli şekilde ölen 16 yaşındaki Burak Oğraş cinayeti ile Epstein davasındaki "Rixos bağlantısı" ve otel sahibi Fettah Tamince hakkındaki iddialar arasındaki illiyet bağı araştırılacak mıdır?
5. Melih Gökçek’in Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü olduğu dönemde 29 çocuğun yurt dışına satıldığı iddiaları ile Mehmet Ağar’ın Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde Joris Demmink ile girdiği söylenen "aracılık" ilişkileri, Epstein dosyası ışığında yeniden soruşturma konusu yapılacak mıdır?
6. Bakanlığınız söz konusu belgelerin asıllarına erişmek ve Türkiye ayağındaki suçluları tespit etmek adına ABD adli makamlarıyla resmi bir iş birliği süreci başlatmış mıdır? Başlatılmadıysa bunun gerekçesi nedir?
7. Uluslararası sermaye ve iktidar odaklarının dahil olduğu bu suç şebekesinin Türkiye’deki uzantılarının açığa çıkarılması noktasında Bakanlığınızın ne tür girişimleri bulunmaktadır? Şayet iktidarınızın medya aygıtlarında iddia edildiği gibi Erdoğan’a dönük bir komplo varsa iddia edilen komploya ilişkin bir araştırma ve soruşturma başlatılmış mıdır? Sonuçları nedir?
8. Cezasızlığın ulaştığı boyut dikkate alındığında; kapitalist sistemin bütün çürümüşlüğünü ya gizleyen ya da tersine açığa çıkararak hesap sormanın tarihsel önemini ortaya koyan bu belgeler karşısında, Bakanlığınızın benimsediği adalet anlayışı nedir? Bu anlayış mevcut cezasızlık politikalarının sürdürülmesini mi hedeflemektedir, yoksa cezasızlığa son verilerek demokratik ve adil bir yargı düzeninin inşası için somut hangi adımlar atılacaktır?
(EMK)





