Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), “Eşitlik ve Özgürlük İçin” temasıyla 25-29 Ağustos’ta Ankara’da düzenlediği 6. Demokratik Eğitim Kurultayı’nın sonuç bildirgesini açıkladı.
Türkiye’nin farklı kentlerinden eğitim emekçilerinin yanı sıra bilim insanları, öğrenci ve veli örgütleri, meslek örgütleri ile emek ve demokrasi güçlerinin katıldığı kurultayın hazırlık süreci iki yıl sürdü. Eğitim Sen, tartışmaların şubelerden başlayarak işyeri ve bölge toplantıları, atölyeler ve akademik danışma toplantılarıyla yürütüldüğünü belirtti.
Kurultayda laik eğitimden anadili temelli çok dilli eğitime, toplumsal cinsiyet eşitliğinden akademik özgürlüğe, yapay zekâdan ekolojik eğitime kadar çok sayıda başlık ele alındı.
“Eğitim hakkı piyasa koşullarına bırakılıyor”
Bildirgede Türkiye’de eğitim alanındaki sorunların birbirinden bağımsız olmadığı; piyasalaşma, merkeziyetçilik, dinselleştirme ve toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesiyle bağlantılı olduğu belirtildi.
Eğitim hakkının giderek ailelerin ekonomik olanaklarına bağlı hale geldiğine dikkat çekilen bildirgede, bunun öğrenciler arasındaki sınıfsal ve kimlik temelli eşitsizlikleri artırdığı, eğitim emekçilerinin çalışma koşullarını ve mesleki özerkliğini de olumsuz etkilediği ifade edildi.
Eğitim politikalarının öğretmenlerin, öğrencilerin, velilerin, akademisyenlerin ve sendikaların etkili katılımından uzak biçimde belirlenmesinin öğretmenlerin pedagojik karar alanını daralttığına da dikkat çekildi.

Eğitim Sen, 6. Demokratik Eğitim Kurultayı’nı Ankara’da düzenliyor
MESEM’in kaldırılması çağrısı
Bildirgede Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamalarına da ayrı bir başlık açıldı.
Eğitim Sen, yoksulluk ve akademik güçlükler nedeniyle çocukların işçiliğe yönlendirilmesinin uzun çalışma süreleri, işçi sağlığı ve güvenliği sorunları, okul aidiyetinin zayıflaması ve eğitimden kopuş riskini artırdığını belirtti.
Sendika, MESEM’in kaldırılmasını ve mesleki eğitimin “ucuz iş gücü ihtiyacına” göre değil, okul temelli nitelikli eğitim, sosyal güvence ve çocuğun üstün yararı esas alınarak yeniden yapılandırılmasını istedi.
Engelli, göçmen ve mülteci çocuklar için hak temelli eğitim
Engellilik, yoksulluk, göç, kırsallık, anadili farklılığı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği, bildirgede eğitime erişimi sınırlandıran yapısal sorunlar arasında sayıldı.
Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin piyasalaşması, eğitim ortamlarının erişilebilir olmaması, göçmen ve mülteci çocukların karşılaştığı dil ve ayrımcılık sorunları ile köy okullarının kapatılması eleştirildi.
Bildirgede farklılıkları “bireysel yetersizlik” olarak gören yaklaşım yerine erişilebilirliği, çok dilli değerlendirmeyi, yerinde eğitimi ve güçlü kamusal hizmetleri esas alan hak temelli politikaların benimsenmesi istendi.

Eğitim Sen’den MEB genelgesine tepki: Eğitim tek tipleştiriliyor
ÇEDES, laiklik ve anadili
Kurultayın öne çıkan başlıklarından biri de laik ve anadili temelli çok dilli eğitim oldu.
Eğitim Sen, eğitim alanının dini yapılara açılmasını, ÇEDES ve benzeri protokolleri, karma eğitime yönelik müdahaleleri ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin eğitim politikalarından uzaklaştırılmasını laik ve bilimsel eğitim açısından sorunlu buldu.
Tek dilli eğitim anlayışının da anadili farklı olan çocukların öğrenme, değerlendirme, aidiyet ve eşit yurttaşlık haklarını olumsuz etkilediğini belirten sendika, çocukların kendi anadillerinde öğrenmesini eğitim hakkının parçası olarak tanımladı.
Üniversitelerde özerklik ve akademik özgürlük
Yükseköğretimde merkezi siyasal denetim, piyasalaşma, güvencesiz çalışma, performans baskısı ve öğrenci yoksulluğu temel sorunlar arasında gösterildi.
Bildirgede öğrencilerin barınma, beslenme, ulaşım ve bilimsel kaynaklara erişiminin kamusal olarak güvence altına alınması; üniversite bileşenlerinin karar süreçlerine eşit ve demokratik biçimde katılması gerektiği belirtildi.
Yapay zekâ “denetim aracına” dönüşmemeli
Bildirgede yapay zekâ ve eğitimde dijital dönüşüm de ele alındı.
Eğitim Sen, yapay zekânın öğretmenin yerine geçen, öğrencileri ve eğitim emekçilerini gözetleyen ya da eğitimi standartlaştıran bir araca dönüşmemesi gerektiğini belirtti.
Eğitim verilerinin ticari kullanımının önlenmesi, teknoloji şirketlerine bağımlılığın azaltılması, dijital eşitsizliklerin giderilmesi ve algoritmik önyargılarla mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı.

MEB’in müfredat değişikliğine Eğitim Sen’den tepki
Ekolojik eğitim çağrısı
Kurultay sonuç bildirgesinde ekolojik krizin eğitimden bağımsız ele alınamayacağı da belirtildi.
Ekolojik eğitimin yalnızca çevre konularının müfredata eklenmesiyle sınırlandırılmaması gerektiğini ifade eden Eğitim Sen; doğa, toplum, emek, eşitlik, barış, demokrasi ve yaşam hakkı arasındaki ilişkinin birlikte ele alınmasını istedi.
Okulların iklim krizine ve afetlere dayanıklı, erişilebilir, sağlıklı, demokratik ve doğayla ilişki kurulabilecek kamusal yaşam alanları olarak düzenlenmesi çağrısı yapıldı.
Bildirge, eğitim politikalarının belirlenmesinde öğrenciler, veliler, eğitim emekçileri, sendikalar ve akademisyenlerin örgütlü ve demokratik katılımının güvence altına alınması çağrısıyla sona erdi.
(NÖ)

