Türkiye’nin farklı üniversitelerinden 1128 akademisyen, 11 Ocak 2016’da "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı barış bildirisine imza attı. Bildiride, yürütülen operasyonların yol açtığı ağır insan hakları ihlallerine dikkat çekilerek, ölümlerin durdurulması ve barışın sağlanması talep edildi.

Barış Akademisyenleri Bildirisi'nin 10. yılı: "Barış hakkı yargılanamaz, talebimizde ısrarcıyız"
Eğitim Sen Yükseköğretim Bürosu tarafından imza metninin 10. yılında bir basın toplantısı düzenlendi. Yapılan açıklamada OHAL döneminde, barış bildirisi gerekçe gösterilerek 406 akademisyenin ihraç edildiği ve yüzlerce akademisyen hakkında da ceza davaları açıldığı hatırlatılarak, "Bu süreçte adil yargılanma hakkı sistematik biçimde ihlal edilmiş; akademisyenler yalnızca mesleklerinden değil, toplumsal ve kamusal yaşamdan da dışlanarak adeta ‘sivil ölüme’ mahkûm edilmiştir" denildi.
"Görevlerine iade edilmeliler"
Açıklamada, Anayasa Mahkemesi’nin 2019 tarihli kararıyla bildirinin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunun yok sayıldığının belirtildi:
"Süreç, OHAL Komisyonu üzerinden yürütülmüştür. Komisyonun neredeyse tüm başvuruları reddetmesiyle birlikte akademisyenler, tek tek kendi üniversitelerine karşı dava açmaya zorlanmış; hukuki süreçler ihraçlardan ancak beş yıl sonra başlatılabilmiştir. On yılın sonunda yalnızca beş Barış Akademisyeni hakkında kesinleşmiş iade kararı bulunması, yaşananların Türkiye tarihinin en kapsamlı akademik tasfiyesi olduğunu açıkça göstermektedir."
"Bu hukuksuz süreç derhal sonuçlandırılmalıdır" denilen açıklama şu ifadelerle son buldu: Hukuksuz biçimde ihraç edilen tüm kamu emekçileri vakit kaybetmeksizin görevlerine iade edilmelidir."
(AB)

