Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 21 Ekim’de tutuklanan BirGün muhabiri İsmail Arı hakkında iddianame hazırladı.
İddianamede Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) eski Başkanı Ebubekir Şahin (şu an Türk Telekom CEO’su) müşteki olarak yer aldı.
Gazeteciyi “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A)” ve “sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret (TCK 125)” ile suçladı.
Suçlama sosyal medya paylaşımına dayanıyor
Gerekçe ise iki farklı sosyal medya paylaşımı. Arı, 2 Eylül 2026 tarihli paylaşımda, yapacağı haberler nedeniyle Şahin’e WhatsApp üzerinden ulaşmaya çalıştığına dair yazışmasını yayımladı.
RTÜK Başkanı olduğu dönemde akrabalarını kurumda yönetici yaptığı iddialarını haberleştirirken Şahin’e cevap hakkı tanıdığından bahseden Arı “Haberden iki yıl sonra hakkımda ‘kişilerin huzur ve sükununu bozma’ suçundan dava açıldı” diye yazdı.
Söz konusu dava için savcılık Arı’yı peşinen suçlu ilan etti. Şahin’in huzur ve sükununu bozduğunu savundu. Ancak iddianamenin en altında ise bu suçlama hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar” verildiğini belirtti.
Bu mesajda suç var mı? Ebubekir Şahin’in RTÜK Başkanı olduğu dönemde akrabalarını kurumda yönetici yaptığını haber yapmıştım. Haberden iki yıl sonra Şahin’in şikâyetiyle hakkımda “Kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçundan dava açıldı. İddianameye göre “cevap hakkınızı kullanır mısınız?” diye arayıp mesaj attığım için Ebubekir Şahin mağdur olmuş. Cevap hakkı kullandırmak, yani olayı taraflarına sormak gazeteciliğin ilk kuralıdır. Ve yine gazetecilik yaptığım için cezalandırılmam isteniyor. Bunu da suçun DELİLİ diye savcılığa sunmuş
— İsmail Arı (@ismailari_) September 2, 2026
Savcılık, Arı'nın 8 Ekim 2026 tarihinde yaptığı diğer bir paylaşımda da Cumhuriyet Gazetesi'nin fon soruşturması kapsamında adı geçen Osman Arıkan Nacar ile Ebubekir Şahin'in aynı karede yer aldığı bir fotoğrafı alıntılayarak bağlam oluşturduğunu iddia etti.
Bu paylaşımın Şahin’i fon soruşturmasıyla bağlantılı gösterme amacı taşıdığını ve itibarını zedelediğini öne sürdü.
Savcılık, Arı’nın herhangi bir kaynak ya da dayanak göstermediğini, paylaşımın “dezenformasyon kastıyla” yapıldığını ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.
Ayrıca Arı’nın sosyal medya hesabının yaklaşık 199 bin takipçisi olduğunu belirterek paylaşımın geniş bir kitleye ulaşmasını da iddianameye ekledi.
Arı: Gazetecilik faaliyetim dışında hiçbir işim yok
İsmail Arı ise soruşturma kapsamında verdiği ifadede suçlamaları reddetti.
Dünya Gazeteciler Günü’nde gözaltına alındığını, aldığı tehditler nedeniyle Ankara Valiliği tarafından hakkında koruma kararı bulunduğunu ve gazetecilik faaliyeti dışında herhangi bir eyleminin olmadığını söyledi.
Soruşturmaya konu edilen paylaşımı hatırlamadığını belirten Arı, Ebubekir Şahin’in söz konusu fon soruşturmasında adının geçip geçmediğini bilmediğini ve bu konuda haber yapmadığını ifade etti.
Arı savunmasında şöyle dedi:
"Anayasa ile güvence altına alınan gazetecilik faaliyetim dışında hiçbir işim yoktur. Soruşturma konusu suçlamayı reddediyorum... Ben sadece gazetecilik görevimi yaptım. Kimsenin huzur ve sükununu bozma kastı ile hareket etmedim. Hakaret içeren herhangi bir paylaşımım da mevcut değildir. Yanıltıcı bir bilgi de paylaşmadım. Zaten yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunun unsurları da oluşmamıştır. Halkı kesinlikle galeyana getirtecek, kışkırtacak bir eylemim yoktur."
Yaklaşık yedi yıldır gazetecilik yaptığını ve mesleki çalışmalarından dolayı çok sayıda ödül aldığını belirten Arı, hakkındaki suçlamaların unsurlarının oluşmadığını kaydetti ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini istedi.
Savcılık ise Arı’nın “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “ileti yoluyla hakaret” suçlarından cezalandırılmasını istedi. 2 yıl 2 aydan 5 yıl 4 aya kadar hapis talep etti.
Ankara 32. Asliye Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etti. İlk duruşma 19 Kasım. Arı tutukluluğunun 29. gününde hakim karşısına çıkacak.

BİA MEDYA GÖZLEM | TEMMUZ-AĞUSTOS-EYLÜL 2026
İktidar gazeteciye sansür ve hapiste vites artırdı!
Suçun oluşması için beş koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekiyor
Kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak da bilinen düzenlemeyle Türk Ceza Kanunu’na (TCK) eklenen 217/A maddesi, Ekim 2022’de yürürlüğe girdi.
Madde, “sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen” yayan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor.
Ancak bir bilginin yanlış ya da gerçeğe aykırı olduğunun ileri sürülmesi tek başına suçun oluşması için yeterli değil. Maddede sayılan unsurların birlikte bulunması gerekli. Buna göre yayılan bilginin gerçeğe aykırı olması ve bunu yayan kişinin bilginin gerçeğe aykırı olduğunu bilmesi, bilginin ülkenin iç veya dış güvenliği, kamu düzeni ya da genel sağlıkla ilgili olması, alenen yayılması, kamu barışını bozmaya elverişli olması ve kişinin bunu sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle yapması gerekiyor. “Kamu barışını bozmaya elverişlilik” şartının da somut delil veya olgularla ortaya konulması gerekiyor.
Ancak hakimlikler tutuklama kararlarında suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını dikkate almıyor.
"Gazeteciler üzerinde kullanılmayacak" demişti
İktidar temsilcileri düzenleme TBMM'de görüşülürken gazetecilik faaliyetlerini cezalandırmayacağını savunmuştu.
Dönemin AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, yasanın kabul edilmesinden iki gün sonra yaptığı açıklamada, “dezenformasyon” suçunun oluşması için beş koşulun da birlikte bulunması gerektiğini belirtmişti.
Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da Ocak 2023’te suçun oluşmasının “çok zor şartlara” bağlandığını savunmuş, bir kişinin yalnızca yazı yazmasının kamu barışını bozduğu anlamına gelmeyeceğini ve düzenleme nedeniyle fazla soruşturma açılmasını beklemediğini söylemişti.
En az 13 gazeteci tutuklandı
Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu uygulamada ortaya çıkan tabloya ilişkin veriler içeriyor.
TGS’ye göre, yasanın yürürlüğe girdiği Ekim 2022’den 1 Nisan 2026’ya kadar en az 88 gazeteci hakkında toplam 113 soruşturma başlatıldı. Bu dönemde 29 gazeteci gözaltına alındı, altı gazeteci tutuklandı. Bir gazeteci hakkında da konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol kararı verildi.
TGS ayrıca bu tarihe kadar TCK 217/A kapsamında açılan davalarda kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığını bildirdi. Ancak TGS raporunun veri kesim tarihi olan 1 Nisan 2026’dan sonra da gazeteciler aynı maddeden tutuklandı.
Aydınpost imtiyaz sahibi Yelis Ayaz, 15 Mayıs’ta, Evrensel muhabiri Doğa Baskan 25 Haziran’da, gazeteci Ali Çağatay 26 Haziran’da, Cem Küçük 31 Temmuz’da, gazeteci Ali Tarakcı 26 Eylül’de aynı madde kapsamında tutuklandı.
Son olarak gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı da 9 Ekim’de tutuklandı.

"Dezenformasyon yasası meşru gazeteciliği kriminalize eden bir baskı aracına dönüştü"
(HA)












