Sevgili Hrant,
Bu satırları sana, her yıl önünde durduğumuz yerden fiziken uzakta ama ruhumla orada olarak yazıyorum. Düştüğün yer Agos’un önündeki o kaldırım, bir adres olmaktan çoktan çıktı.
Bugün orası, bu ülkenin yüzleşmekten kaçtığı sessiz ama inatçı tanığı…. Seni katlettiklerinde yere düşen sadece bir beden olmadı, adalet duygusu yaralandı, hakikat sendeledi. O günden beriyse o kaldırım susmuyor. Üzerinden geçen her adım, cevapsız bırakılmış bir sorunun ağırlığını taşıyor.
Arkadaşların her yıl aynı yerden, aynı kararlılıkla “ adalet” talep ediyor. Bu talep zamanla zayıflamadı, tersine derinleşti, kök saldı. Yıllarca 19 Ocak’ta oradaydım Ahparig. O kaldırımda durmayı, susarak konuşmayı, bir ülkenin vicdanıyla yüz yüze gelmeyi öğrendim. Sen bize korkunun değil, vicdanın dilini öğrettin. Hakikatin bedel göze alınmadan taşınmayacağını gösterdin. Bugün orada değilim Ahparig. Orada olamayışım hakikatin hâlâ ne kadar rahatsız edici bulunduğunun açık bir göstergesi. Sana bu satırları, görevini yaparken eşitlikten yana dururken getirildiğim Silivri cezaevinden yazıyorum. Buradan bakınca, senin yıllar önce söylediğin sözlerin neden susturulmak istendiğini çok daha net görüyorum. Ama biliyorum, hakikati dile getirenler, adalet isteyenler, hâlâ bedel ödenmeye zorlansa bile, senin sözün dustugun yerde kalmadı.
O kaldırımda her yıl yeniden çoğaldı. Orada olamasak da o soru hâlâ yerinde duruyor: Sahi, bu ülkede adalet neden hala yerini bulmuyor? Bu mektubu sana, yüreği barış, demokrasi ve eşitlik için atan herkes adına, unutmadığımızı bir kez daha söylemek için yazıyorum. Bir kez daha alışmadığımız ve ASLA vazgeçmeyeceğimizi. Sesim oraya ulaşmayabilir ama sözüm orada. Senin adını ve mücadeleni, karanlığa rağmen umudu büyüterek, barışı ve kardeşliği çoğaltarak, hakikat görünür olana ve adalet yerini bulana dek yaşatmayı sürdüreceğiz.
Saygıyla, sevgiyle, ısrarla, vazgeçmeden…..
Ebru Özdemir
Şişli Belediye Başkan Yardımcısı
Silivri Cezaevi

