
21 EKİM DÜNYA GAZETECİLER GÜNÜ | BİA MEDYA GÖZLEM | HAZİRAN TEMMUZ-AĞUSTOS 2026
İktidar gazeteciye sansür ve hapiste vites artırdı!

BİA MEDYA GÖZLEM HAZİRAN | TEMMUZ-AĞUSTOS 2026 (TAM METİN)
Gün gün üç aylık medya/ifade özgürlüğü ihlalleri
Son üç aylık dönemde hız kazanan çevrimiçi haberciliğe yönelik sansür ve gözetim yetkileri Temmuz sonu itibarıyla Siber Güvenlik Başkanlığı’na (SGB) geçti. Nitekim İFÖD yayımladığı uyarıda, “Trafik verilerinin kapsamının genişletilmesi ile yasal dinleme altyapısının aynı kurumun elinde toplanması gözetim kapasitesini artırırken, sosyal ağlar ve devlet arasındaki düzenleyici ilişki de güvenlik merkezli bir emir-komuta ilişkisine dönüştürülüyor” dedi.
Tehlike bununla da sınırlı değil: Adalet Bakanı Akın Gürlek, İnternet gazeteciliğine yönelik yeni kısıtlamaların ve yasal düzenlemenin sinyalini verdi; “İnternet haberciliğinin tek çatı altında toplanması” gerektiğini açıkladı.
Geçen dönemde de, Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun'da yapılan değişiklikle, resmi ilan verilecek internet haber sitelerinin haber sayısı, içerik, kadro, okur sayısı ve sagari yayın hayatı süresi gibi vasıflarını belirleme yetkisi Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’na bırakılmıştı.
“İnternet haberciliği” için düzenleme mesajı: Adalet Bakanı Akın Gürlek, Iğdır'da düzenlenen 13. Dijital Medya Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, internet gazeteciliğine yönelik yeni kısıtlamaların ve yasal düzenlemenin sinyalini verdi; “İnternet haberciliğinin tek çatı altında toplanması” gerektiğini açıkladı. Güncel ihtiyaçlara göre böyle bir yasanın zorunluluğunun ortaya çıktığını savunan Gürlek, “Bunların tek bir çatı altında mutlaka toplanması gerekiyor. Bunun daha önceden düşünülmesi gerekiyordu ama düşünülmemiş. Güncel ihtiyaçlara göre böyle bir yasa zorunluluğu ortaya çıktı. Bu konuda sizin yaptığınız yasa çalışması varsa biz de bu yasanın gündeme getirilmesi ya da Meclis gündemine alınması konusunda elimizden geldiğince destek oluruz” dedi. TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel ise daha önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile görüştüğünü ve Oktay’ın kendisine “Böyle bir yasa çalışması yapın, getirin, ben de destek vereyim, bakanımızla da görüşelim” dediğini aktardı (7 Ağustos).
Online gözetimde Siber Güvenlik Başkanlığı devri: İnternet üzerindeki sansür ve gözetim yetkilerini Siber Güvenlik Başkanlığında (SGB) merkezileştiren 29. madde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Maddeyle BTK'nın sosyal ağlar ve oyun platformları üzerindeki yetkileri SGB'ye devrediliyor, trafik bilgisi tanımı “kaynak ve hedef port bilgisi”ni kapsayacak şekilde genişletiliyor ve SGB'ye yasal dinleme ve müdahalenin yapılmasına teknik olanak sağlama görevi veriliyor. Düzenleme Resmi Gazete’nin 31 Temmuz 2026 tarihli sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. İfade Özgürlüğü Derneği, bant daraltmanın bugüne kadarki tek açık yasal dayanağı olan 5809 sayılı Kanun'un 60/10. fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı, böylece adı konmuş ve belirli bir hükme dayanan bant daraltma yetkisinin yerini, sınırları ve içeriği belirsiz “tedbir” yetkisinin almasının da önünün açıldığını bildirdi. İFÖD açıklamasında, “Trafik verilerinin kapsamının genişletilmesi ile yasal dinleme altyapısının aynı kurumun elinde toplanması gözetim kapasitesini artırırken, sosyal ağlar ve devlet arasındaki düzenleyici ilişki de güvenlik merkezli bir emir-komuta ilişkisine dönüştürülüyor” denildi (24-31 Temmuz).
Soru ve araştırma önergeleri
Yılın ilk üç ayında İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, fon krizi hakkında haber yapan gazeteci ile uzmanların susturulmasına tepki gösterdi. Şık’ın yönelttiği sorular arasında, “Fon skandalına, potansiyel risklerine, skandalın bürokratik bağlarının ortaya çıkmasına ilişkin yapılan haber ve sosyal medya paylaşımlarının engellenmesine ve dahi soruşturma konusu edilmesine hükmeden yargı mensuplarının ve diğer kişilerin bu fonlarda işlem yapıp yapmadığı ve bu fonlara dahli olup olmadığı yönünde herhangi bir araştırma bulunmakta mıdır?” da vardı.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, fon krizi hakkında haber yapan gazeteci ile uzmanların susturulmasına tepki gösterdi. Şık, “Haber alma hakkının engellenmesi bizzat bu krize su taşımıştır” diyerek, sansür kararı veren yargı mensuplarının fonlarda işlem yapıp yapmadığının araştırılmasını istedi:
“Fon skandalına, potansiyel risklerine, skandalın bürokratik bağlarının ortaya çıkmasına ilişkin yapılan haber ve sosyal medya paylaşımlarının engellenmesine ve dahi soruşturma konusu edilmesine hükmeden yargı mensuplarının ve diğer kişilerin bu fonlarda işlem yapıp yapmadığı ve bu fonlara dahli olup olmadığı yönünde herhangi bir araştırma bulunmakta mıdır?” (25 Eylül).
Cumhurbaşkanlığı, Bakanlıklar ve muhalefetten mesajlar
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Iğdır'daki 13. Dijital Medya Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, internet gazeteciliğine yönelik yeni kısıtlamaların ve yasal düzenlemenin sinyalini verdi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum ise AİHM’in Osman Kavala kararı ve bu karar üzerine AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un yargının siyasallaşması yönüyle Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelttiği eleştirisi üzerine küplere bindi; “AİHM de Amor da haddini bilsin!” dedi.
Uçum “AİHM ve Amor”a had bildirdi! Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, AİHM’in Osman Kavala kararı ve bu karar üzerine AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un yargının siyasallaşması yönüyle Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelttiği eleştirisi üzerine küplere bindi. AİHM kararını “siyasi proje” olarak nitelendiren ve “AİHM de Amor da haddini bilsin!” ifadesini kullanan Uçum, Türkiye’nin AİHS ve AİHM üyeliğini gözden geçirebileceğini yazdı. Sanchez Amor’u da hedef alan Uçum, “Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin siyasi proje olarak verdiği bir karar üzerine aralarında Avrupa Parlamentosu ‘Türkiye Karşıtlığı Sorumlusu’ Amor’un da bulunduğu bazı hadsizler Türkiye’ye dil uzatmaya başladı… AİHM siyasi proje kararlar verdikçe Türkiye için hiçbir kıymeti kalmıyor. Belli ki Türkiye AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmeye zorlanıyor. Türkiye aleyhine siyasi hesaplarla kararlar verilmeye devam edilirse bu durumun kaçınılmaz hale geleceğini tüm muhataplar bilmelidir. İş bu noktaya gelirse AİHM sisteminin çöküşü de önlenemez olur” ifadelerine yer verdi (25 Ağustos).
Bakan Gürlek’ten “İnternet haberciliği için düzenleme” mesajı: “Bunların tek bir çatı altında mutlaka toplanması gerekiyor. Bunun daha önceden düşünülmesi gerekiyordu ama düşünülmemiş. Güncel ihtiyaçlara göre böyle bir yasa zorunluluğu ortaya çıktı. Bu konuda sizin yaptığınız yasa çalışması varsa biz de bu yasanın gündeme getirilmesi ya da Meclis gündemine alınması konusunda elimizden geldiğince destek oluruz” dedi (Adalet Bakanı Akın Gürlek, Iğdır'da düzenlenen 13. Dijital Medya Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, internet gazeteciliğine yönelik yeni kısıtlamaların ve yasal düzenlemenin sinyalini verdi; 7 Ağustos).
Tepkiler
Son üç ayda yerel, ulusal ve uluslararası gazetecilik kuruluşları, çeşitli açıklamalarla Türkiye’de basın özgürlüğünü hedef alan ağır ihlallere tepki gösterdi. Bu dönem içerisinde T24 sitesinin kapatılması, gazeteci Tuğba Tekerek’in tutuklanması; Merdan Yanardağ, Oya Lale Özan Arslan ve Selahattin Günday’ın tutuklu bırakılması; kameraman Fatih Coşkun, Trabzon’da Hatice Aksoy ve Muhsin Aksoy’un gözaltına alınması, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ve İlke TV’den Zilan Azad’a soruşturma açılması; Kocaeli Karamürsel’de Tayyar Öztoprak’ın ağır şekilde darp edilmesi, JINNEWS sitesine erişim engeli getirilmesi gibi çok sayıda gelişme kınandı.
T24’ün kapatılmasına ortak kınama: Çok sayıda ulusal ve uluslararası gazetecilik ve ifade özgürlüğü kuruluşu, T24 haber sitesinin “LGBT propagandası” iddiasıyla kapatılmasına tepki gösterdi. Ortak açıklamada, “Bu kararın ivedi biçimde geri alınması gerektiğine inanıyoruz. Mesleğimize yönelik bu saldırıların karşısında mesleğimizi ve meslektaşlarımızı savunmaya devam edeceğimizi duyuruyoruz” denildi. Bildiride, Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, Basın Konseyi, DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Uluslararası Basın Enstitüsü’nün imzası vardı (30 Eylül).
TGC Yanardağ için özgürlük istedi: TGC, “siyasal casusluk” iddiasıyla Marmara (Silivri) Cezaevi’nde tutulan, el konulan TELE1'in yayın yönetmeni olan ve 11 aylık tutukluluğu 29 Eylül’deki üçüncü duruşmada uzatılan Merdan Yanardağ’ın serbest bırakılmasını istedi. Duruşmayı TGC adına izleyen Yönetim Kurulu üyesi Zeynel Lüle, duruşmanın ardından yaptığı açıklamada, “Silivri’de görülen casusluk davasında yargılanan üyemiz Merdan Yanardağ gazetecidir. Sahibi olduğu TELE1’e el konulmuş ve 144 meslektaşımız tazminatsız işten çıkarılmıştır. Gazetecilerin tutuklu yargılanmasının istisnai bir uygulama olması gerektiğine inanıyoruz. Merdan Yanardağ’ın bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. Gazetecilik suç değildir” dedi. Yargılamayı Namık Koçak, Elif Ilgaz, Zafer Arapkirli, Mehmet Ali Güller, Şirin Payzın, Erol Önderoğlu ve Fatih Polat’ın yanı sıra TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, araştırmacı ve yazar Bekir Ağırdır, YENİ Parti milletvekili Sezgin Tanrıkulu da izledi (30 Eylül).
Trabzon’da gözaltılara ÇGD tepkisi: ÇGD Doğu Karadeniz Şube Başkanı Gençağa Karafazlı, AKP Diyarbakır Milletvekili Suna Kepoğlu Ataman’ın PKK lideri Abdullah Öcalan ve İmralı heyetine ilişkin sözlerini haberleştirdikten sonra Trabzon 360 Haber sitesinin imtiyaz sahibi Hatice Aksoy ile sorumlu müdürü eşi Muhsin Aksoy’un gözaltına alınmasını eleştirdi. Karafazlı, gazetecilerin gözaltına alınması ve haberlerine erişim engeli getirilmesinin basın özgürlüğü açısından ciddi bir durum olduğunu bildirdi (23 Eylül).
Tekerek’in tutuklanmasına tepkiler: TGS, iki yıl önce Gürcistan’daki bir LGBT etkinliğini haberleştiren gazeteci Tuğba Tekerek’in mesleki faaliyetinin suçlamaya konu edilerek tutuklanmasını kınadı. Açıklamada, “Gazetecilik faaliyetinin kriminalize edilmesi, tüm gazetecilerin mesleki güvencesini ve toplumun haber alma hakkını ihlal etmektedir. Gazetecilik suç değildir. Meslektaşımız derhal serbest bırakılmalıdır!” denildi. DİSK Basın-İş de, “Demokratik bir toplumda hiçbir kimlik, hiçbir hak savunucusu ve hiçbir yayın organı, düşüncesi veya kimliği nedeniyle erişim engeliyle, gözaltı ve tutuklama ile cezalandırılamaz" şeklinde bir açıklama yayımlarken demokratik kitle örgütlerini, sendikaları, meslek örgütlerini ve hak savunucularını ortak mücadeleye davet etti. ÇGD de operasyona “Gazetecilik ve haber faaliyetlerinin suç gibi gösterilmesi basın özgürlüğünde telafisi zor yaralar açmaktadır. Son dönemde haberi kriminalize eden iklime son verilmeli meslektaşlarımız serbest bırakılmalıdır” sözleriyle tepki gösterdi (15 Eylül).

Tutuklu Gazeteci Tuğba Tekerek: Tuvaletin önünde yatıyorum
TGC’den Günday çağrısı: TGC, Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteci Selahattin Günday’ın serbest bırakılmasını istedi. Açıklamada “Bir muhabirin, çekmediği bir görüntü nedeniyle, yürürlükte olmayan bir kanun maddesiyle ve zaman aşımına uğramış bir iddiayla özgürlüğünden yoksun bırakılması kabul edilemez. Hukukun üstünlüğü, adil yargılanma hakkı ve basın özgürlüğü ilkeleri doğrultusunda, Selahattin Günday’ın serbest bırakılmasını talep ediyoruz” denildi (15 Eylül).
ATGB’den tutuklanan Arslan için çağrı: Avrupa Türk Gazeteciler Birliği, 4 Eylül'de “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” ve “terör örgütü propagandası” iddiasıyla tutuklanan gazeteci Oya Lale Özan Arslan’ın serbest bırakılmasını istedi (8 Eylül).
Kameraman Coşkun’a yönelik ağır saldırıya kınama: Türkiye Haber Kameramanları Derneği, Silivri açıklarında 10 personeliyle batan kuru yük gemisindeki arama kurtarma çalışmalarını takip eden 24 TV kameramanı Fatih Coşkun’a yönelik koordinasyon alanında girişilen ağır saldırıyı kınadı (2 Eylül).
Beş kuruluştan İGC ve Gappi’ye destek: TGC, TGS, Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN Yazarlar Derneği, basın özgürlüğüne sahip çıkan bir basın bildirisi nedeniyle ifadeye çağrılan İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi’nin ve temsil ettiği Cemiyetin yanında olduğunu bildirdi. Gappi’nin, bir gazetecinin hakkını savunduğu için Basın Savcılığı’na ifadeye çağrılmasını kaygıyla karşıladıklarını vurgulayan kuruluşlar, “Basın meslek örgütleri olarak Dilek Gappi’nin ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. Gazetecilerin hakkını savunmaktan, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün yanında durmaktan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü gazetecilerin yanında durmak bizim için bir tercih değil, mesleki sorumluluğumuzdur. Basın özgürlüğünü savunmak ise yalnızca gazetecilerin değil, demokratik toplumda yaşayan herkesin hakkını savunmaktır” dedi (25 Ağustos).
TGC’den “gazetecinin fiziksel şartları” için çağrı: TGC, Silivri’de gazetecilerin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasını dürbünle izlemek zorunda bırakılmasını ve İstanbul’daki Sağlık Bakanlığı toplantısında muhalif medya kuruluşlarına uygulanan akreditasyonu eleştirdi. TGC, açıklamasında, “Kamu yararı ilkesiyle yurttaşların gerçeklerden haberdar olması için çalışan gazetecilerin görevlerini özgürce yapabilmelerinin önündeki engellere bir yenisi eklendi. Silivri’de İBB davasını izleyen gazetecilerin duruşma salonunda duruşmayı adeta dürbünle takip etmek zorunda bırakılması kabul edilemez…Gazetecilerin çalışma alanlarının daraltılması, haber takibinin zorlaştırılması ve fiziksel koşullar nedeniyle duruşmanın sağlıklı biçimde izlenmesinin engellenmesi basın özgürlüğüne müdahaledir” denildi (21 Ağustos).
Üç örgütten “dijital sansür” açıklaması: Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve DİSK Basın-İş, kadın haberciliğinin dijital sansüre maruz bırakıldığını açıkladıkları ortak bildirilerinde, “JINNEWS ve NûJINHA’nın dijital medya hesaplarına yönelik erişim engelleri derhal kaldırılmalı” çağrısı yaptı (15 Ağustos).
Öztoprak’a saldırıya kınama: Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti, Karamürsel ilçesinde bir kişinin öldüğü olayı izlemeye giden gazeteci Tayyar Öztoprak’ın ağır şekilde saldırıya uğramasını kınadı. Cemiyet açıklamasında, “Gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirme görevine yönelik bu tür saldırılar kabul edilemez. Saldırganların bir an önce yakalanıp cezalandırılmasını talep ediyoruz” denildi (11 Ağustos).
Adli kontrol keyfiliğine tepki: BİA Medya Gözlem Raportörü Erol Önderoğlu, İBB davası ile Bartın maden katliamına dair haberleri ve paylaşımlarıyla ilgili soruşturma geçiren Gazete Pencere muhabiri Can Bursalı’nın haftada üç gün imza ve yurtdışı çıkış yasağıyla bırakılmasını eleştirdi. Önderoğlu, “Kararları itibariyle hiçbir cezai sonuçla karşılaşmayan soruşturma makamları, haklarında soruşturma yürüttükleri gazeteciler aleyhine durmadan, bolkese, orantısız adli kontrol tedbiri getirmekten imtina etmelidir. Ne demek haftada üç gün imza?! Bu haberciye seyahat yasağı getirmek, kimi zaman da ekmeğiyle oynamak demektir. Bu peşin cezadır!” dedi (4 Ağustos).
Azad’a soruşturmaya DİSK Basın-İş tepkisi: DİSK Basın-İş, İlke TV muhabiri Zilan Azad hakkında, “Takım elbiseli adamlar kendi satrançlarını oynarken kadınlar hayatta kalmaya çalışıyor” başlıklı röportaj nedeniyle soruşturma açılmasını eleştirdi. Sendikadan yapılan açıklamada, “Kamuoyunda uzun yıllardır ciddi iddialarla anılan, bu iddialar nedeniyle çok sayıda haber ve suç duyurusuna konu olan Cem Tekinoğlu’nun bu kez de söz konusu iddiaları kamu yararı doğrultusunda haberleştiren bir gazeteciyi yargı yoluyla hedef alması kabul edilemez” denildi (4 Ağustos).
TGC’den BirGün ve Sözcü TV’ye destek: TGC Yönetim Kurulu, “CHP’nin rozet takma etkinliğine figüran getirilmesi” haberi nedeniyle BirGün Gazetesi habercilerinin savcılık tarafından ifadeye çağrılması ve Sözcü TV hakkında RTÜK tarafından inceleme başlatılmasını eleştirdi. TGC, açıklamasında, “Gazetecilik faaliyetinin ceza soruşturmalarının konusu haline getirilmesi, gazetecilerin şikâyet ve soruşturma yoluyla baskı altına alınması ya da hedef gösterilmesi, hangi siyasi görüşten gelirse gelsin kabul edilemez. Gazetecilik, yalnızca bir meslek değil, toplumun haber alma hakkının kullanılmasını sağlayan kamusal bir hizmettir. Haber; gerçeğe dayanıyorsa, güncelse, doğrulanmışsa ve kamu yararı taşıyorsa yayımlanır” dedi (28 Temmuz).
BirGün’ün “figüran” haberine ÇGD desteği: Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun katılımıyla İstanbul'da düzenlenen üye katılım töreniyle ilgili BirGün gazetesine “Salondakiler cast ajanslarından getirilen ve para ödenen figüranlardı” haberi nedeniyle gelen tepkileri eleştirdi. ÇGD açıklamasında, “Gazetecilik ve haber nedeniyle meslektaşlarımızın hedef gösterilmesi kabul edilemez. Beğenilmeyen haberlerde gazetecileri 'tetikçi' ilan ederek itibarsızlaştırma girişimleri, basın özgürlüğüne doğrudan saldırıdır. Haberlere verilecek cevap; hakaret, tehdit ve suç duyurusu açıklamaları değil, iddiaları belge ve kanıtlarla çürütmektir. Elbette taraflar varsa haberlerin eksiklerini ortaya koyabilir ancak gazeteciyi baskı altına alarak mesleğimizi itibarsızlaştırma girişimleri asla kabul edilemez” denildi (26 Temmuz).
DİSK Basın-İş’ten CHP’li Tekin’e tepki: DİSK Basın-İş Sendikası, 25 Temmuz’da düzenlediği basın toplantısında, yeni üye katılım töreninin düzenlendiği İstanbul Sarıyer’deki Rauf Denktaş Kültür Merkezi'ne insanların figüran olarak para karşılığı taşındığını gündeme getiren BirGün gazetesi muhabirini hedef alan CHP İstanbul İl Başkanlığı yönetimine kayyım olarak getirilen Gürsel Tekin’e tepki gösterdi. Açıklamada, “Gürsel Tekin’in gerçekleştirdiği basın açıklamasında, basın özgürlüğünü hedef alan, yayın organlarını ve gazetecileri hedef gösteren tutumunu kesinlikle kabul etmiyor, bu yaklaşımı şiddetle kınıyoruz” denildi (25 Temmuz).
NATO gözaltılarına tepkiler: TGC, Basın Konseyi, TGS, DİSK Basın İş, Gazeteciler Cemiyeti gibi çok sayıda basın meslek kuruluşu, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde gazetecilere yönelik gözaltı operasyonlarına tepki gösterdi. Basın Konseyi, “Bu tür şafak vakti uygulamaları aslında habere baskın, gazeteciliğin baskılanması ve habercilerin derdest edilmesidir” derken RSF’den Erol Önderoğlu da, “NATO Zirvesi öncesi girişilen kör, keyfi ve gelişigüzel operasyonlar gazetecilerin itibar ve güvenliğini açıkça tehdit ediyor. Yıldız Tar’ın tutuklanmasından sonra şimdi de, Buse Söğütlü (T24) ve Ceren Erdoğdu (Odatv) gözaltına alındı. Haberciye özgürlük!” şeklinde açıklama yaptı (5-6 Temmuz).
Saydam’ın gözaltısına tepkiler: TGC ve Basın Konseyi, Cumhuriyet gazetesi muhabiri Gülnur Saydam’ın yaptığı bir haberin ardından gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada gazetecilere yönelik haksız gözaltı uygulamalarının basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü engellediği vurgulanarak, “Gazetecilik suç değildir” denildi. Konsey açıklamasında da, “Tek tesellimiz, meslektaşımız Gülnur Saydam’ın gözaltı sürecinin ardından serbest bırakılması olmuştur. Basın özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Halkı bilgilendirmekten başka bir amacı olmayan gazetecilere karşı bu tür uygulama alışkanlığından vazgeçilmesi gerektiğini bir daha hatırlatıyoruz” dedi (2 Temmuz).
Dayanışma
Diyarbakır’da 20 Eylül 1992 tarihinde JİTEM tarafından katledilen gazeteci-yazar Musa Anter (Apê Musa) mezarı başında anıldı. Bu dönemde unutulmayanlar arasında, yine 90’lı yıllarda Güneydoğu’da kaçırılan veya öldürülen gazetecilerden Ferhat Tepe, Çetin Abayay ve Yahya Orhan da anıldı.
TGC, 11 aydır Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan üyesi Merdan Yanardağ’a çeşitli vesilelerle ziyaret gerçekleştirirken, Basın Özgürlüğü Ödülleri’ni de bu yıl kişi dalında İsmail Arı ile Alican Uludağ’a, kurum dalında da T24 haber sitesi ile Tele2 Haber basın emekçileri ile Cumhuriyet TV basın emekçilerine verdi.
34 yıl önce öldürülen Anter anıldı: Diyarbakır’da 20 Eylül 1992 tarihinde JİTEM tarafından katledilen gazeteci-yazar Musa Anter (Apê Musa) mezarı başında anıldı. Apê Musa’nın anıt mezarının bulunduğu Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı kırsal Akarsu Mahallesi’nde yapılan anma Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) ile Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) tarafından gerçekleştirildi. Anmada söz alan Musa Anter’in oğlu Dicle Anter de, “34 yıldır Apê Mûsa unutulmadı. Özgür Basın tarihi çok uzun yıllara dayanıyor. Bu tarihte Apê Mûsa önemli bir mihenk taşı. Babam bir Kürt milliyetçisi değildi. Ezilen halkların milliyetçisiydi. Bir tohum ekti şimdi bu tohum büyüyor. Şimdi birçok televizyonumuz var. Apê Mûsa’nın küçük generalleri sokaklarda. Özgür Basın şehitlerini saygı ile anıyoruz” diye konuştu (20 Eylül).
TGC’den hapisteki Yanardağ’a ziyaret: TGC Yönetim Kurulu, Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunan üyesi gazeteci Merdan Yanardağ’ı ziyaret etti. Cezaevi ziyaretine Başkan Vahap Munyar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sekreter Yardımcısı Uğur Güç ile Yönetim Kurulu üyesi Zeynel Lüle katıldı. TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan ile birlikte “siyasi casusluk” iddiasıyla 27 Ekim 2025’te tutuklanmıştı. TELE 1'in sahibi olan ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık Anonim Şirketi'ne de kayyım atanmıştı. Kayyımın göreve başlamasının ardından TELE 1’in İstanbul, Ankara ve İzmir’deki merkezlerinde toplam 144 gazeteci tazminatsız işten çıkarılmıştı. Yanardağ, "Bize yönelik sanal casusluk davası çöktü. Canlı yayında casusluk suçu işlemekle suçlanıyorum. Hangi devlet için casusluk yapılmış? Bu sorunun yanıtı iddianamede yok” dedi (18 Ağustos).
TGS’den “toplumsal cinsiyet eşitliği” belgesi: TGS, toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin yeni politika belgesini yayımladı. Belge; sendika içinde ve medya sektöründe cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesini, kadın ve LGBTİ+ gazetecilere yönelik ayrımcılık, şiddet ve tacize karşı mekanizmaların oluşturulmasını ve toplu iş sözleşmelerine eşitlik hükümlerinin eklenmesini öngörüyor (29 Temmuz).
Tepe, Abayay ve Orhan anıldı: 90’lı yıllarda Güneydoğu’da kaçırılan veya öldürülen gazetecilerden; 8 Temmuz 1993'te kaçırılan Özgür Gündem Gazetesi Bêdlis Muhabiri Ferhat Tepe, 30 Temmuz 1992’de öldürülen Özgür Halk temsilcisi Çetin Abayay ve 31 Temmuz 1992'de gazete büfesini kapattıktan sonra silahlı saldırıyla öldürülen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Yahya Orhan anıldı. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), yaptığı açıklamada, “Onlar, Özgür Basın'ın mirasını omuzlayarak gerçeklerin karanlıkta bırakılmaması için büyük bir kararlılıkla mücadele ettiler. Özgür Basın şehitleri onurumuzdur, mücadelemizin en güçlü gerekçelerinden biridir” dedi (28 Temmuz).
TGC ödülleri Arı, Uludağ, T24, Tele2 ve Cumhuriyet emekçilerine: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Basın Özgürlüğü Ödülleri töreni 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nde yapıldı. Törende kişi dalında gazeteci İsmail Arı ve Alican Uludağ, Kurum dalında ise T24 İnternet Gazetesi, Tele2 Haber Basın Emekçileri ve Cumhuriyet TV Basın Emekçileri ödül aldı (24 Temmuz).
Musa Anter Ödülleri de açıklandı: Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin (DFG) bu yıl 33’üncüsünü düzenlediği Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri’nin sahipleri belli oldu. Ödüller bianet’ten Tuğçe Yılmaz, Evrensel’den Filiz Gazi ve Özlem Temana, Yeni Yaşam’dan Reyhan Hacıoğlu, 1+1 Express’ten İrfan Aktan, Ajansa Welat'tan Nedim Oruç, Mezopotamya Ajansı’ndan Emrullah Acar, serbest gazeteci Ardıl Batmaz ve Karikatürist Mahmut Ulusan'a gitti. (15 Eylül)

Tuğçe Yılmaz, bianet’te yayımlanan haberiyle Musa Anter Ödülü aldı
Raporlar
Avrupa Parlamentosu'nun (AP) İspanyol üyesi ve Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor’un kaleme aldığı ve eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek için de yaptırım isteyen raporu, 381 oyla kabul edildi.
RSF, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’yi 180 ülke içerisinde 163. sırada gösterdi. Dünyada sürgün gazetecileri ele alan RSF raporunda Türkiye ve Mısır, “çatışma bölgelerinden kaçan gazetecilere ev sahipliği yaparken iktidara yakın olmayan gazetecilerin sürgüne gitmesine yol açan ülkeler” olarak konumlandırıldı.

RSF Direktörü Thibaut Bruttin: Türkiye, Batı’da gazeteciliği baskılama politikalarının laboratuvarı oldu
DFG raporunda özgürlük çağrısı: Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), “Ağustos ayı gazetecilere yönelik hak ihlalleri” başlıklı raporunu paylaştı. Raporda dile getirilen çağrıda, “Gazetecilerin özgür ve güvenli bir ortamda çalışabilmesi, basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınması için gazetecilere yönelik soruşturma, gözaltı ve tutuklamalara son verilmesini; haber ve dijital medya içeriklerine yönelik erişim engellerinin kaldırılmasını ve gazetecilik faaliyetlerinin suç olmaktan çıkarılmasını talep ediyoruz” denildi. (3 Eylül).
RSF’den “Ulusal Güvenlik” raporu: RSF, ulusal güvenlik kavramının asıl amacından ne denli uzaklaştığını ve dünya çapında gazeteciliğe karşı bir baskı aracı haline geldiğini ortaya koyan “Gazeteciliğe Karşı Bir Silah Olarak Ulusal Güvenlik” başlıklı bir rapor yayımladı. Küresel eğilimi inceleyen söz konusu rapor, basın özgürlüğünün uzun vadede korunmasını sağlamak için on pratik öneri sundu. Ulusal güvenliğin, hükümetlerin gazetecileri susturmak için asla bir bahane haline gelmemesi gerektiğini vurgulayan RSF Yayın Direktörü Anne Bocandé, basına yönelik her türlü haksız kovuşturma, her keyfi gözaltı ve her kötüye kullanılan yasanın aynı zamanda halkın bilgiye erişim hakkını da zedelediğini açıkladı. Raporda, sürgündeki gazeteci Can Dündar ve gazeteci Müyesser Yıldız’a yönelik kovuşturma ve cezalar da yer aldı (8 Temmuz).

RSF: Ulusal güvenlik gazeteciliğe karşı silaha dönüştü
MLSA Raporu’nda “hakaret” ve gazeteciler: Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) 2025-2026 dönemine ilişkin dava izleme raporu, Türkiye’de “hakaret” suçlamasıyla açılan davaların önemli bir bölümünün gazetecilik faaliyetleri ve sosyal medya paylaşımlarıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Rapora göre MLSA, Ocak 2025-Mayıs 2026 arasında hakaret suçlamalarını içeren 120 duruşmayı izledi. Bu duruşmalarda sanıkların yüzde 61,7’sinin gazeteci veya medya mensubu olduğu tespit edildi (1 Temmuz).
İşten çıkarmalar / ayrılmalar
Son üç ayda en az 14 gazeteci, programcı, sunucu ve yazı işleri çalışanı, yayın çizgisinde doğan dönüşümler veya yayın çerçevesinde yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle işinden oldu. Yayın hayatına henüz iki hafta önce başlayan Koza TV’de kanalın Yayın Kurulu Başkanı Özgür Çakmakçı ile program sunucusu Gülşah İnce’den sonra 12 gazeteci ve çalışan daha kanal yönetimiyle “ilkesel fikir ayrılığı yaşadıkları” gerekçesiyle kurumla yollarını ayırdıklarını açıkladı.
Koza TV’de 14 ayrılık: Yayın hayatına henüz iki hafta önce başlayan Koza TV’de kanalın Yayın Kurulu Başkanı Özgür Çakmakçı ile program sunucusu Gülşah İnce’den sonra 12 gazeteci ve çalışan daha kanal yönetimiyle “ilkesel fikir ayrılığı yaşadıkları” gerekçesiyle kurumla yollarını ayırdıklarını açıkladı. Haber Müdürü Ozan Kelleci ile İstihbarat Şefi Muratcan Altuntoprak, spiker Barış Keskin, program editörü Aydemir Kadıoğlu, haber editörü Yaren Ekici ve dış haber editörü Onur Eren de kanaldan ayrılanlar arasında isimleri geçiyor (31 Ağustos).
Halk TV’den istifa edenler Koza TV’de: Son aylarda Halk TV'den peş peşe yaşanan istifalarla kanalla yollarını ayıran deneyimli gazeteciler Seda Selek, Remziye Demirkol ve Buket Güler Ozan yeni yayın döneminde Koza TV kadrosuna katıldı. İstifalar, Seda Selek'in ayrılığının ardından mesleki dayanışma ve yönetim anlayışına tepki olarak peş peşe gelişmişti (12 Ağustos).
(EÖ/HA)





