MHP Genel Başkan Yardımcısı ve hukuk kurmayı Feti Yıldız, “Terörsüz Türkiye” sürecinde “terörsüz” bir geleceğe doğru ilerlediğini, bu süreçte Terörle Mücadele Kanunu’nda bazı düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Yargıya toz kondurmayan ve kamuoyu önünde özeleştiriye yanaşmayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 2026 Bütçe görüşmelerinde, 3 Mayıs 2025’te yayımlanan ve Türkiye’yi, 180 ülke içerisinde 159. sırada gösteren RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni, yine Türkiye’yi 118. gösteren Dünya Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Endeksi'ni hedef aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da, İsrail’in Gazze’ye sokmadığı uluslararası medya temsilcilerini hedef aldı; “Gezi olayları sırasında İstanbul'a kamp kuran medya kuruluşları dahil uluslararası basın da, aynı şekilde failleri özenle gizleyen habercilik diliyle Gazze'de sınıfta kalmıştır. Bir avuç medya organı ve cesur gazeteci dışında Gazzeli mazlumların sesini dünyaya duyuran olmadı” dedi.
Diğer yandan, birçok ulusal ve uluslararası gazetecilik ve ifade özgürlüğü örgütü, son üç ayda gazetecilik haklarını hedef alan gelişmeleri ortak ve tekil açıklamalar yoluyla kınadı. Kuruluşlar, gazeteciler Merdan Yanardağ ve Enver Aysever’in tutuklanmasını, Fatih Altaylı’nın “Cumhurbaşkanını tehdit” iddiasıyla mahkum edilip tutuklu bırakılmasını; İBB soruşturması kapsamında aralarında Ruşen Çakır’ın da olduğu altı gazetecinin “yalan bilgiyi alenen yayma” ve “suç örgütüne yardım” şüphesiyle polis zoruyla ifadeye çıkarılmasını, TELE1 kanalına TMSF kayyımı atanmasını, İstanbul Saraçhane eylemlerini izlerken Mart’ta tutuklanıp tepkiler üzerine iki gün sonra tahliye edilen gazetecilerin yargılanmasını eleştirdi.
Adıyaman’da Anadolu Ajansı muhabirleri O.P. ve A.G’nin polislerce darp edilmesi, Aydın’da trafik kazasını haber yapmak için giden gazeteciler Abdurrahman Fırat, Aziz Özden, Uğur Eser ve Yusuf Konrat’ın kalabalık bir grubun saldırısına uğraması, Nevşehir gazeteci Can Taşkın’ın tutuklanması, Iğdır’da gazeteciler Sebahattin Yum ve Ercan Tunç’un gözaltına alınması ve Elazığ’da Sözcü gazetesi muhabiri Evren Demirdaş’a yumrukla saldıran üç zanlının daha ilk duruşmada tahliye edilmesi gibi yerel ihlaller de tepki gördü.
Ayrıca, EFJ, ECPMF, İPİ, RSF, TGC, ÇHD, TGS, DİSK Basın İş gibi çok sayıda gazetecilik kuruluşu, çevre habercisi Hakan Tosun’un 10 Ekim gecesi uğradığı saldırı sonucu öldürülmesini kınadı; gerçeğin ortaya çıkarılmasını talep etti.
Düzenlemeler
Bu dönemde Anayasa Mahkemesi, Basın İlan Kurumu'nun, ilan ve reklamların kesilmesine ilişkin düzenleme ve kurumca verilecek cezalara karşı açılan davalarda asliye hukuk mahkemelerinde verilen kararların kesin olduğuna ilişkin düzenlemeleri Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’nün Resmî İlan ve Reklam Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin düzenlemesi ise Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Birçok basın meslek ve ifade özgürlüğü örgütü, 11. Yargı Paketi’nde yer alan LGBTİ'leri hedef alan ve LGBTİ'lerle ilgili haberlerin yapılmasını suç sayan maddeye, geri çekildiği açıklanmasından önce, tepki gösterdi.
İnternet haber siteleri için yönetmelik değişikliği: Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’nün Resmî İlan ve Reklam Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin düzenlemesi Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Değişikliğe göre, “doğrudan trafik” tanımı güncellenerek internet haber sitelerinin ölçümlenmesinde ana sayfaya yönlendirmesiz girişler temel kriterlerden biri haline getirildi. Öte yandan yapılan değişiklikle internet haber siteleri, alan adı değişikliklerini mevcut içerikleri ve içerik yönetim sistemlerini koruyarak yapmak zorunda olacak; bu süreçte yeni bir site oluşturulamayacak ve başka bir internet sitesine devir gerçekleştirilemeyecek. Yeni alan adının mevcut sitenin ana alan adı olması zorunlu tutuldu. Yaygın gazeteler ile çeşitli kategorilerdeki internet haber siteleri için kontenjan yerinde ikamet zorunluluğu belirli sayılarla sınırlandırıldı. Yazar olarak istihdam edilenler için ise bazı şartlar aranmayacak. İnternet sitelerinde günlük asgari haber sayılarını da yeniden düzenleyen yönetmelik gereği, genel kategoride 120, 1. kategoride 50, 2. kategoride 40, 3. kategoride 25, 4. kategoride 20 ve 5. kategoride 15 haber yayımlanması zorunlu olacak. Ayrıca, bazı maddelerde “günlük asgari tekil ziyaretçi” şartına “doğrudan tekil ziyaretçi” kriteri eklendi. Genel Kategori’de yer alan internet haber siteleri için yurt dışı trafik üst sınırı ise yüzde 5’ten yüzde 10’a yükseltildi (10 Aralık).
LGBTİ haberciliğini suç sayacak taslağa toplu tepki: Balkan Araştırmacı Gazetecilik Ağı (BIRN), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) ve Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) dahil 17 basın meslek ve ifade özgürlüğü örgütü, Türkiye’de 11. Yargı Paketi’nde yer alan LGBTİ'leri hedef alan ve LGBTİ’lerle ilgili haberlerin yapılmasını suç sayan maddenin geri çekilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada hak ihlallerinin, trans cinayetlerinin, cinsel sağlıkla ilgili yayınların ‘teşvik etmek’ gerekçesiyle suç unsuru haline getirilmek istendiği belirtildi; KAOS GL Genel Yayın Yönetmeni ve LGBTİ+ hakları savunucusu Yıldız Tar’ın geçmişte tutuklanması gibi gelişmelerin haberleştirilmesinin suç sayılacağı uyarısında bulunuldu (22 Ekim).
Tasarıyla “LGBTİ+ haberleri yapan mecralar hedefte: TGS, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulması beklenen ve LGBTİ+’ları doğrudan hedef alan ayrımcı düzenlemeler içeren 11. Yargı Paketi taslağını eleştirdi. Sendikanın Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu imzasıyla yayımlanan açıklamada, tasarının öncelikle LGBTİ+’ların, ardından da tüm toplumun temel hak ve özgürlüklerinin hedef aldığına dikkat çekmekle birlikte “LGBTİ+ haberleri yapan mecraları da doğrudan tehdit etmesi” de endişe konusu edildi (17 Ekim).
AYM’den “ilan kesme” iptali: Anayasa Mahkemesi, Basın İlan Kurumu'nun, ilan ve reklamların kesilmesine ilişkin düzenleme ve kurum tarafından verilecek cezalara karşı açılan davalarda asliye hukuk mahkemelerinde verilen kararların kesin olduğuna ilişkin düzenlemeleri Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Resmi Gazete'nin 13 Ekim 2025 tarihli sayısında yer alan karara göre, Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi, 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun'un 49. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek, iptali için AYM’ye başvurdu. AYM, kanunun "a" bendinde yer alan “Kurum tarafından o gazete veya dergi ya da internet haber sitesine verilecek ilan ve reklamlar, kesinleşen Yönetim Kurulu Kararına dayanılarak, Kurum Genel Müdürlüğünce iki ayı geçmeyecek bir süre ile kesilir. Ayrıca, bu kanunla temin edilen menfaatlerden de aynı şekilde faydalandırılmaz” hükmünü iptal etti (13 Ekim).
MHP’den TMK için değişiklik sinyali: Kürt Sorunu bir kez daha müzakere eden iktidarın ortağı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan süreçte, Terörle Mücadele Kanunu’nda değişikliği ihtiyaç olarak dillendiriyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Türkiye’nin “terörsüz” bir geleceğe doğru ilerlediğini, bu süreçte Terörle Mücadele Kanunu’nda bazı düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi; “Terör, güç ve egemenliğini artırmak isteyen devletler, devlet dışı odaklar ve kişiler elinde önemli bir silahtır. Yeni tür terör, hızlı reaksiyon yeteneğine sahip hibrit ve asimetrik özellikleri ile ‘yeni savaş yöntemi‘ olarak insanlığın başının belasıdır” dedi (20 Eylül).
Soru ve araştırma önergeleri
Yeni Yol Partisi’nin Kamu kurumlarının yazılı ve görsel basına verdikleri reklam ve ilanların denetlenmesi için Meclise sunulan önergesine CHP olarak destek vereceklerini belirten Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, “Bu yeni medya, muhalif sese tahammül etmiyor. Tek bir sesin duyulmasını istiyorlar, o da hep onların sesi olsun” dedi. Ancak önerge, AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.
CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, İstanbul Esenyurt’taki evine giderken 10 Ekim gecesi saldırıya uğradıktan sonra çevre habercisi ve belgeselci Hakan Tosun’un beyin kanamasından hayatını kaybetmesini soru önergesi yoluyla İçişleri Bakanlığı'na sordu.
CHP’nin desteklediği “medyaya kamu kaynağı”na dair Yeni Yol önergesi reddedildi: Yeni Yol Partisi’nin Kamu kurumlarının yazılı ve görsel basına verdikleri reklam ve ilanların denetlenmesi için Meclise sunulan önergesine CHP olarak destek vereceklerini belirten Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, “Bu yeni medya, muhalif sese tahammül etmiyor. Tek bir sesin duyulmasını istiyorlar, o da hep onların sesi olsun” dedi. 2020 yılında yapılan bir araştırmaya atıf yapan Kara, A Haber ve A Spor gibi iktidara yakın medya organlarının, kamu bankalarından aldığı reklam sürelerinin oldukça yüksek olduğunu savundu; “Kamunun kaynakları medyada nasıl dağılıyor? Biz halkın parasının nerelere harcandığını sorgulamalıyız” diyerek şeffaflık çağrısında bulundu. Halk TV’nin durumuna da dikkat çeken Kara, 9 özel bankadan reklam alan Halk TV’nin kamu bankalarından hiçbir reklam almadığını kaydetti. Önerge, AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi (4 Aralık).
Hakan Tosun için CHP önergesi: CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, İstanbul’un Esenyurt semtinde evine giderken 10 Ekim gecesi saldırıya uğrayan ve 23 Ekim akşamı beyin kanamasından hayatını kaybeden gazeteci Hakan Tosun için İçişleri Bakanlığı'nın yanıtlaması talebiyle TBMM’ye bir soru önergesi sundu. Emre önergesinde Tosun'a yönelik saldırıda gazetecilik faaliyetlerinin bağlantısı olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Emre'nin önergesinde, “İlk ihbar, ambulansın ve emniyet ekiplerinin olay yerine ulaşma, inceleme başlama ve bitiş saatleri nedir?” ve “Olay yalnızca “anlık tartışma” iddiasıyla mı incelenmektedir, yoksa önceden takip, tehdit veya mesleki faaliyet bağlantısı da araştırılmakta mıdır?” soruları da vardı (16 Ekim).
CHP’li Bakan gazeteci Tosun için sordu: Gazeteci Hakan Tosun için bir diğer soru önergesi CHP İçişlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan’dan geldi. Bakan’ın bir soru da, “Öldürülmeden önce Hakan Tosun’un herhangi bir şikayeti, can güvenliği ile ilgili bir şüphesi olduğuna dair müracaatı var mıdır? Varsa bu konuda hangi tedbirler alınmıştır?” oldu. CHP’li Bakan, “‘Hakan Tosun’a ne oldu?’ sorusuna yanıt verilmeli; ailesine, avukatlarına, sevenlerine ve kamuoyuna bir açıklama yapılmalı” dedi (14 Ekim).
Cumhurbaşkanlığı, Bakanlıklar ve muhalefetten mesajlar
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve hukuk kurmayı Feti Yıldız, Türkiye’nin “terörsüz” bir geleceğe doğru ilerlediğini, bu süreçte Terörle Mücadele Kanunu’nda bazı düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Yargıya toz kondurmayan ve kamuoyu önünde özeleştiriye yanaşmayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 2026 Bütçe görüşmelerinde, 3 Mayıs 2025’te yayımlanan ve Türkiye’yi, 180 ülke içerisinde 159. sırada gösteren RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni, yine Türkiye’yi 118. gösteren Dünya Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Endeksi'ni hedef aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da, İsrail’in Gazze’ye sokmadığı uluslararası medya temsilcilerini hedef aldı; “Gezi olayları sırasında İstanbul'a kamp kuran medya kuruluşları dahil uluslararası basın da, aynı şekilde failleri özenle gizleyen habercilik diliyle Gazze'de sınıfta kalmıştır. Bir avuç medya organı ve cesur gazeteci dışında Gazzeli mazlumların sesini dünyaya duyuran olmadı” dedi.
MHP’li Yalçın’ın “Sol medya” alerjisi: “Bizdeki kötümser söylemlerin, riyakâr fakirlik edebiyatının arkasında Türk solunun iflah olmaz politika anlayışı yatmaktadır. Halk TV, Sözcü TV gibi kanallara, Cumhuriyet gazetesine ve onların medyadaki benzerlerine bakınız. Hepsi hemen her gün, destekledikleri CHP ve İP gibi partilerin tabanına ümitsizlik, karamsarlık, güvensizlik ve korku aşılamaktadır (MHP'li Semih Yalçın, Muğla İl Başkanlığı'nın açılışı dolayısıyla yazılı açıklama yaptı; 28 Aralık).
Bakana göre RSF Endeksi “karalama”: "...Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi. Türkiye 159. sırada. İsrail, Türkiye'nin önünde gösteriliyor. İsrail 2 yılda 250'den fazla gazeteciyi şehit etmiş, siz neden bahsediyorsunuz? Bu endeksleri Türkiye'yi karalama vesilesi olarak kullananlara fırsat vermeyeceğiz.” (Adalet Bakanı TBMM Genel Kurulu’nda 2026 Bütçe görüşmeleri çerçevesinde yaptığı açıklamada, 3 Mayıs 2025’te yayımlanan ve Türkiye’yi, 180 ülke içerisinde 159. sırada gösteren RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni, yine Türkiye’yi 118. gösteren Dünya Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Endeksi'ni hedef aldı; 9 Aralık).
Erdoğan’dan medyaya “Gazze” dersi: “Kardeşlerim; bakın burada şunu da belirtmek durumundayım: Gezi olayları sırasında İstanbul'a kamp kuran medya kuruluşları dahil uluslararası basın da, aynı şekilde failleri özenle gizleyen habercilik diliyle Gazze'de sınıfta kalmıştır. Bir avuç medya organı ve cesur gazeteci dışında Gazzeli mazlumların sesini dünyaya duyuran olmadı. İnanıyorum ki uluslararası basın camiası bunun muhasebesini objektif bir şekilde, de geç de olsa yapacaktır. Kalemini, kamerasını, ekranını ve köşesini Gazze'de işlenen soykırım, kıyım suçlarını karartmak için kullanan iliştirilmiş gazetecilerin ifşası medyanın itibarı açısından çok önemlidir” (Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da Hilton Bomonti Otel’de düzenlenen TRT World Forum 2025’te konuştu, 31 Ekim).
Uçum Buldan’ı eleştirdi: İmralı Heyeti üyesi, DEM Parti milletvekili Pervin Buldan, Medya Haber TV'de değerlendirmelerde bulunurken PKK lideri Abdullah Öcalan’ın medyaya ilişkin şikayetini aktardı. Buldan, “Hâlâ birçok kanalın ve yorumcunun geçmişteki düşmanca dili sürdürdüğünü ve bu çevrelerin derdinin çözüm ve barış olmadığını, hamaset ve düşmanlık olduğunu açıkça ifade etti. Bazı yorumcuların, habercilerin, kanalların sürecin aleyhine yorumlar, ifadeler kullanması bizim çözeceğimiz bir sorun değil. Çünkü baktığımızda bugün medya da hükümetin elinde, yargı da AKP'nin elinde. Her gücü olan, yaşamın her alanına hakim olan bir iktidardan bahsediyoruz. Dolayısıyla bütün bunları iyileştirmek, ortadan kaldırmak yine iktidarın görevi. Ama bu konuda da bir ilerleme kaydedilmediğini de belirtmek istiyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, isim vermeden Buldan’ın talebini “demokrasiden yana olup antidemokratik uygulama istemek gibi bir çelişki” sözleriyle eleştirdi (13 Ekim).
Tepkiler
Birçok ulusal ve uluslararası gazetecilik ve ifade özgürlüğü örgütü, son üç ayda gazetecilik haklarını hedef alan gelişmeleri ortak ve tekil açıklamalar yoluyla kınadı. Kuruluşlar, gazeteciler Merdan Yanardağ ve Enver Aysever’in tutuklanmasını, Fatih Altaylı’nın “Cumhurbaşkanını tehdit” iddiasıyla mahkum edilip tutuklu bırakılmasını; İBB soruşturması kapsamında aralarında Ruşen Çakır’ın da olduğu altı gazetecinin “yalan bilgiyi alenen yayma” ve “suç örgütüne yardım” şüphesiyle polis zoruyla ifadeye çıkarılmasını, TELE1 kanalına TMSF kayyımı atanmasını, İstanbul Saraçhane eylemlerini izlerken Mart’ta tutuklanıp tepkiler üzerine iki gün sonra tahliye edilen gazetecilerin yargılanmasını eleştirdi.
Adıyaman’da Anadolu Ajansı muhabirleri O.P. ve A.G’nin polislerce darp edilmesi, Aydın’da trafik kazasını haber yapmak için giden gazeteciler Abdurrahman Fırat, Aziz Özden, Uğur Eser ve Yusuf Konrat’ın kalabalık bir grubun saldırısına uğraması, Nevşehir gazeteci Can Taşkın’ın tutuklanması, Iğdır’da gazeteciler Sebahattin Yum ve Ercan Tunç’un gözaltına alınması ve Elazığ’da Sözcü gazetesi muhabiri Evren Demirdaş’a yumrukla saldıran üç zanlının daha ilk duruşmada tahliye edilmesi gibi yerel ihlaller de tepki gördü.
Ayrıca, EFJ, ECPMF, İPİ, RSF, TGC, ÇHD, TGS, DİSK Basın İş gibi çok sayıda gazetecilik kuruluşu, çevre habercisi Hakan Tosun’un 10 Ekim gecesi uğradığı saldırı sonucu öldürülmesini kınadı; gerçeğin ortaya çıkarılmasını talep etti.
Terkoğlu’ya gözaltıya tepkiler: Gazetecilik meslek örgütleri, 24 Aralık 2025 tarihli yayınla, bir polis operasyonunda bir savcının ‘şüpheli’ varlığını gündeme getirdikten sonra gözaltına alınan YouTube’de “Onlar” ekibinden Barış Terkoğlu’ya destek verdi. ÇGD açıklamasında, “Haberi yargılamaktan, haberi suç unsuru gibi göstermekten vazgeçin!” çağrısı yapılırken RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu da “Artık gazetecilerin yakasından düşün! Barış Terkoğlu polis operasyonunda bir savcının ‘şüpheli’ varlığını gündeme getirdikten sonra gözaltına alındı. Haber alma hakkına yönelik, yıldırma amaçlı bu hukuksuzluğu kınıyor, Terkoğlu’nun bırakılmasını istiyoruz” şeklinde açıklama yaptı (25 Aralık).
RSF ve DİSK Basın İş’ten Şeker’e destek: DİSK Basın İş ve RSF, Leyla Zana’ya yönelik stadyumda atılan cinsiyetçi sloganların ardından gelişen tepkilerden sonra Halk TV moderatörü gazeteci Gözde Şeker’e yönelik aşırı sağ çevrelerinden gelen hakaret ve ırkçı ifadelere tepki gösterdi. RSF’den Erol Önderoğlu, “Bu ifade özgürlüğü değil, suç olduğu için de bu saldırılara sessiz kalınamaz” derken DİSK Basın İş açıklamasında da, “eleştiriye tahammülsüzlüğün hakaret ve nefret diliyle normalleştirilmesine asla izin vermeyeceğiz” denildi (22 Aralık).
Bakana RSF’den Endeks yanıtı: Gazeteci ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, Adalet Bakanı’nın 9 Aralık’ta yaptığı açıklamada RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni çarpıtması ve “Türkiye’yi karalama vesilesi” olarak göstermesiyle ilgili RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu’ya yanıt imkanı verdi. Önderoğlu, “RSF Basın Özgürlüğü Endeksi, her ülkenin kendi topraklarında medya özgürlüğüne dair muamelesinin skoruna göre şekillenir. Bu nedenle İsrail de bu ülkede gazeteci haklarına yönelik yaklaşımı açısından değerlendiriliyor. Sayın Adalet Bakanı, uluslararası gazetecilik örgütleri olarak yılda bir Ankara'ya gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerimizde bize randevu verirse, Türkiye'de medya özgürlüğünün vahim halini daha yapıcı şekilde konuşabiliriz. Yargının araçsallaştırılması ve gazetecilik haklarını sistematik şekilde hedef alması RSF kadar Sayın Bakanı da endişelendirmelidir. Sayın Bakan’ı, RSF'nin Gazze'de gazetecileri öldürdüğü için Ekim 2023'ten beri beş kez Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne şikayet ettiği İsrail kadar Türkiye'de gazeteci haklarına sahip çıkmaya, ihlalleri meşrulaştırmamaya çağırıyoruz” dedi (15 Aralık).
Aysever’in tutuklanmasına tepki: RSF, gazeteci Enver Aysever’in sağcılık ideolojisini YouTube kanalında eleştirdikten sonra “kin ve düşmanlığa tahrik” gerekçesiyle tutuklanmasını eleştirdi. RSF, 11 Aralık’ta keyfi olarak hapsedildiğini açıkladığı Aysever’in tahliye edilmesini talep etti (12 Aralık).
Adıyaman’da AA’ya yönelik şiddete kınamalar: Adıyaman Basın Kartı Sahipleri Derneği Başkanı Murat Çeliker ve Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Mustafa İşeri gibi Adıyaman merkezli gazetecilik meslek örgütleri, Anadolu Ajansı muhabirleri O.P. ve A.G’nin bir polisin intiharıyla ilgili haberi hazırlarken bir grup emniyet mensubunun saldırısına uğramasını kınadı. Saldırıyı “vahim, utanç verici ve asla kabul edilemez” olarak nitelendiren Çeliker, “Saldırgan polisler hakkında en ağır yaptırımlar uygulanmalı, benzeri vakaların bir daha yaşanmaması için gerekli tüm adımlar ivedilikle atılmalıdır” derken İşeri de “Gazeteciler toplum adına görev yapmaktadır. Bugün AA muhabirlerine yapılan bu saldırıyı kınıyor, meslektaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz” şeklinde açıklama yaptı. Adıyaman İnternet Gazetecileri Cemiyeti Başkanı Mehmet Cihan Akbilek ve Adıyaman Basın Kartı Sahipleri Dernek Başkanı Murat Çeliker de, bu tür müdahalelerin basın özgürlüğüne açık bir tehdit olduğunu ifade etti. TGC’den yapılan açıklamada da, “Gazetecilerin can ve iş güvenliği devletin güvencesi altındadır. Bu güvenceyi zayıflatan her girişim toplumsal barışı, şeffaflığı ve demokratik işleyişi tehdit eder” denildi; gazetecilere geçmiş olsun dilekleri iletildi. RSF’den Erol Önderoğlu da, kınadığı saldırıyla ilgili sorumlu emniyet görevlilerinin cezalandırılmasını istedi; “Haberci de polis gibi bir kamu görevi ifa ediyor, bu muamele kabul edilemez” dedi (7-8 Aralık).
Taşkın’ın tutukluluğuna RSF tepkisi: RSF’den Erol Önderoğlu, Nevşehir’de haraç iddialarını gündeme getiren CT Haber sitesi sorumlu müdürü Can Taşkın’ın 1 Eylül’de başlayan tutukluluğunun keyfi şekilde uzatıldığına ilişkin iddiaları gündeme getirdi. Gazeteci Barış Terkoğlu’nun gündeme getirdiği vakayla ilgili Önderoğlu, “Tutukluluğun skandal ve keyfi şekilde uzatılması kabul edilemez. Haberciliğe yönelik baskılar, hukuku çiğneyen müdahalelere son verilmeli, Taşkın bırakılmalıdır” dedi (4 Aralık).
Adliye girişine keyfi yasak: RSF Türkiye temsilcisi ve Bianet medya özgürlüğü raportörü Erol Önderoğlu, “Kent Uzlaşısı” davası gerekçe yapılarak 27 Kasım günü Çağlayan Adliyesi’ne girişlerin Başsavcılığın “sözlü talimatı”na dayandırılarak kısıtlanması ve “turkuaz basın kartı” olmayan medya temsilcileri, Af Örgütü, MLSA gibi sivil toplum örgüt temsilcilerin ve günlük işleri için gelen yurttaşa kapatılmasına tepki gösterdi. Önderoğlu, adliye girişinde güvenlik yetkilileriyle tartıştı; “Adliyenin kapatılması, gazetecilerin habere erişim ve özgürce gözlem yapabilme haklarının açıkça ihlali” dedi (27 Kasım).
TGC’den tepkiler: TGC, TBMM Plan Bütçe Komisyonu toplantısına CNN Türk’ün alınmaması, Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şehirlioğlu’nun T24 sitesi muhabiri Can Öztürk’ü duruşmadan çıkarmasıyla ilgili açıklama yaptı. TGC Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklamada şu görüşler yer aldı: “Akreditasyon konusu Türkiye'de yıllardır bir sorun olarak gündemdedir. Sorunun çözümünü beklerken yeniden keyfi değerlendirmelerle iptaller yaşanmaktadır” (14 Kasım).
Saldırganlara tahliyeye FHGC üzüntüsü: Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti (FHGC) Başkanı Serkan Gürtürk, Sözcü gazetesi muhabiri Evren Demirdaş’a yumrukla saldıran üç zanlının yargılamanın daha ilk duruşmasında tahliye edilmesinin üzücü olduğunu açıkladı. Gürtürk, “Elazığ Adliyesi’nde görülen ilk duruşmaya katılarak meslektaşımızın yanında olduğumuzu göstermek istedik. İlk duruşmada tahliye kararının çıkması basın camiasını üzmüştür” dedi (7 Kasım).
Altı haberciye “zorla ifade” kınandı: RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, İBB soruşturması kapsamında altı gazeteci için “yalan bilgiyi alenen yayma” ve “suç örgütüne yardım etme” şüphesiyle zorla ifade kararı alınmasını kınadı. Önderoğlu, “Sonu gelmez bu yargı operasyonları, muhalifi sahadan silme hesabına dayalı olarak, Türkiye’de bağımsız haberciliği ayakta tutmak için onca yıldır bedel ödeyenleri hedef alıyor. Kamuoyuna gerçeği ulaştırma, yorumlama uğraşı verenler daima olacaktır, siz gelin adalete bunu yapmayın. Meslektaşlarımızın artık rahat bırakılmalarını istiyoruz. Sayın Adalet Bakanına sesleniyoruz: Artık yargıyı politikadan geri çekin” dedi. TGC’den yapılan açıklamada ise, gazetecilerin “gözaltı” terimi kullanılmadan, ancak özgürlüğü kısıtlayıcı bir biçimde evlerinden alınmasının, hukuki bir belirsizlik ve keyfiliğe kapı araladığı belirtildi; “Bu uygulama, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmıyor. Gazetecilerin, bir siyasi figür lehine yaptıkları iddia edilen sosyal medya paylaşımlarının veya haber faaliyetlerinin ‘suç örgütüne yardım’ gibi ağır bir suçlamayla ilişkilendirilmesi, basın özgürlüğüne vurulan ağır bir darbedir” denildi. TGS de, “Gazeteciler işlerini yapar, halkı bilgilendirir. Uydurma gözaltı kararları itibarsızlaştırma politikasıdır. Kabul etmiyoruz! Gazetecilik Suç Değildir” şeklinde açıklama yaptı. Gazeteciler Cemiyeti de derhal “fiili gözaltı” uygulamasına son verilmesini istedi (6 Kasım).
RSF’den Yanardağ tepkisi: RSF temsilcisi Erol Önderoğlu, “casusluk” iddiasıyla 10 gündür Marmara Cezaevi’nde tutulan gazeteci Merdan Yanardağ’ın tahliye edilmesini istedi. Açıklamada, “Merdan Yanardağ’a yöneltilen suçlamalar, TELE1’e verilen ağır cezalar ve Anayasa Mahkemesi’nin son kararı, gazeteciye yönelik yargı tacizinin boyutlarını gözler önüne seriyor. Yetkililer bu zulme son vererek Yanardağ’ı derhal serbest bırakmalı” dedi (5 Kasım).
Fatoş Erdoğan’a davaya tepki: RSF’den Erol Önderoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı’na Gürsel Tekin’in kayyım atanması üzerine CHP’lilerin başkanlık binasına çağrı yapması sonrası yaşanan olaylarla ilgili haber yapan gazeteci Fatoş Erdoğan’a açılan davaya tepki gösterdi. Önderoğlu, “Yargı tacizi tabiri kızdırıyor ancak yıllardır alanlarda terk döken Fatoş Erdoğan gibi bir gazeteci de sosyal medyada haber geçtiği için “suç işlemeye tahrik” suçlamasıyla yargılanamaz. Keyfi kovuşturmaların bir sonunun gelmesi medya özgürlüğü açısından bir zorunluluktur” sözleriyle davaya tepki gösterdi (5 Kasım).
Çevre haberciliğine baskıda “Sözcü” örneği: RSF, 10 Kasım'da Brezilya'nın Belém kentinde başlayacak olan COP 30 öncesi devletlere, güvenilir haber ve bilgi aktörlerinin korunmasını iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir eksen haline getirmeleri için çağrı yaptı. RSF bildirisinde, dünyada çevre haberciliğine yönelik baskılara, Türkiye’den Cengiz Holding’in 26 çalışanı hakkında suç duyurusunda bulunduğu Sözcü gazetesi de örnek gösterildi (28 Ekim).
TELE1’e kayyıma kınama: KESK Haber-Sen de, “TELE1 TV’ye atanan kayyım, basın özgürlüğüne ve demokratik değerlere açık bir müdahaledir. Bizler, halkın sesi olan özgür haberciliğin susturulmasına izin vermeyeceğiz” açıklamasıyla TELE1 kanalına iktidarın kayyım müdahalesini kınadı (26 Ekim).
Aydın’da saldırıya kınama: Aydın Gazeteciler Cemiyeti, Efeler'e bağlı Kalfaköy Mahallesi'nde meydana gelen trafik kazasını haber yapmak için giden gazeteciler Abdurrahman Fırat, Aziz Özden, Uğur Eser ve Yusuf Konrat’ın kalabalık bir grubun saldırısına uğramasını kınadı. Cemiyet açıklamasında, “Basın mensupları, kolluk güçleriyle birlikte her alanda 7/24 görev yapan, toplumun bilgi alma hakkı için sahada canla başla çalışan kamu görevlileridir. Bu nedenle, görevlerini ifa ederken basın çalışanlarının can güvenliğinin sağlanması, ilgili birimler tarafından titizlikle gözetilmelidir” dedi (25 Ekim).
TELE1’e kayyım kınandı: RSF, IPI, Avrupa Türk Gazeteciler Birliği, TGC, TGS, DİSK’e bağlı Basın-İş, ÇGD, Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi gibi çok sayıda gazetecilik meslek örgütü, İstanbul Başsavcılığı’nın yürüttüğü “casusluk” soruşturması kapsamında TELE1 genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınmasının ardından, kanalın bağlı olduğu şirkete TMSF kayyımı atanmasına tepki gösterdi. ÇGD, “Basın için kara bir gün” dediği operasına dair, “Bu karar hukukun değil, siyasetin hükmettiği bir düzenin göstergesidir. Demokrasiye, özgür basına ve halkın haber alma hakkına sahip çıkacağız” şeklinde açıklama yaptı. Avrupa Türk Gazeteciler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Recai Aksu da, Yanardağ’ın gözaltına alınmasıyla iktidarın baskıcı anlayışı açıkça görüldüğünü ifade ederek, “Türkiye’deki gazetecilerin yalnız olmadığını herkesin bilmesini istiyoruz. Türkiye’de medyanın hükümet kontrolüne girdiği, bağımsız ve özgür gazetecilerin susturulduğu bir ortamda bizlerin sessiz kalması düşünülemez” dedi. TGC Yönetim Kurulu, açıklamasında TMSF’nin son dönemde medya kuruluşlarına yönelik uygulamalarının “keyfi ve hukuk dışı bir müdahale” haline geldiğini vurgularken Basın Konseyi de, “Henüz ortada bir dava bile yokken, gazeteci Merdan Yanardağ’ın masumiyet karinesi göz ardı edilerek TELE1’in yayınlarına el konulmuştur. Bu, halkın haber alma hakkının engellenmesidir” dedi. RSF temsilcisi Erol Önderoğlu da, “Gazeteci Yanardağ’ı akla mantığa sığmayan casusluk bahanesiyle gözaltına almak, soruşturmadan bahsederken TELE1’e kayyım atamak ve kanalın yayınına müdahale etmek gazetecilik haklarının en ağır bir ihlalidir. Bu vahim ve keyfi müdahaleden geri dönülmelidir” şeklinde açıklama yaptı. Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Yusuf Kanlı da “Elbette ki, dayanışma içerisinde güç birliği içerisinde bugünleri de aşacağız. Türkiye eninde sonunda aydınlık günlere ulaşacaktır” dedi (24-25 Ekim).
Yanardağ’a gözaltıya tepkiler: TGS ve DİSK Basın İş ile RSF gibi gazetecilik kuruluşları, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın “casusluk” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınmasına tepki gösterdi. DİSK Basın İş açıklamasında, “Unutulmamalıdır ki güçlü bir demokrasi, eleştirel düşünce ve bağımsız medyanın varlığıyla mümkündür. Merdan Yanardağ derhal serbest bırakılmalıdır! Gazetecilik suç değildir!” derken TGS, tepkisini, “Merdan Yanardağ’dan casus, gerçek gazetecilikten ajanlık çıkmaz! Derhal serbest bırakılmalıdır” ifadeleriyle gösterdi (24 Ekim).
RSF’den dava öncesi eleştiri: RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, İstanbul Saraçhane eylemlerini izlerken Mart’ta tutuklanıp tepkiler üzerine ikinci gün tahliye edilen gazetecilerin “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet” iddiasıyla yargılanacağı dava öncesi, “Bu adli maskaralığa ve keyfi baskıya son verilmelidir. Habere erişim hakkına dokunulamaz” şeklinde açıklama yaptı. Soruşturma aşamasında polisin medya temsilcilerinin eylemci olduğu izlenimi verecek şekilde (23 Ekim).
LGBTİ haberciliğini suç sayacak taslağa toplu tepki: Balkan Araştırmacı Gazetecilik Ağı (BIRN), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) ve Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) dahil 17 basın meslek ve ifade özgürlüğü örgütü, Türkiye’de 11. Yargı Paketi’nde yer alan LGBTİ'leri hedef alan ve LGBTİ'lerle ilgili haberlerin yapılmasını suç sayan maddenin geri çekilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada hak ihlallerinin, trans cinayetlerinin, cinsel sağlıkla ilgili yayınların ‘teşvik etmek’ gerekçesiyle suç unsuru haline getirilmek istendiği belirtildi; KAOS GL Genel Yayın Yönetmeni ve LGBTİ+ hakları savunucusu Yıldız Tar’ın geçmişte tutuklanması gibi gelişmelerin haberleştirilmesinin suç sayılacağı uyaısından bulunuldu (22 Ekim).
RSF’den dört cezaya tepki: RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, gazetecilere yönelik davalar mahkumiyet kararları verilmesini eleştirdi; “Son iki günde BirGün’den Uğur Koç, Yaşar Gökdemir ve İbrahim Aydın ile T24’ten Asuman Aranca’nın mahkûm edilmesi, ister atanmış isterse seçilmiş olsun muktedirlerin her türlü eleştiriye karşı yargı tarafından korumaya alındığına işaret ediyor. Kimse temel eleştiri haklarıyla birlikte medya özgürlüğü hiçe sayamaz!” dedi (22 Ekim).
Tasarıyla “LGBTİ+ haberleri yapan mecralar hedefte: TGS, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulması beklenen ve LGBTİ+’ları doğrudan hedef alan ayrımcı düzenlemeler içeren 11. Yargı Paketi taslağını eleştirdi. Sendikanın Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu imzasıyla yayımlanan açıklamada, tasarının öncelikle LGBTİ+’ların, ardından da tüm toplumun temel hak ve özgürlüklerinin hedef aldığına dikkat çekmekle birlikte “LGBTİ+ haberleri yapan mecraları da doğrudan tehdit etmesi” de endişe konusu edildi (17 Ekim).
Elazığ’da Koca’ya saldırı kınandı: Elazığ Basın ve Medya Cemiyeti Yönetim Kurulu Adına Cemiyet Vekili Av. Kemal Çelebi Elazığ Günışığı Gazetesi imtiyaz sahibi ve Elazığ Basın ve Medya Cemiyeti Başkanı Mehmet Nafiz Koca’ya yönelik pompalı tüfekli saldırıyı kınadı; “Elazığ Basın ve Medya Cemiyeti olarak, Başkanımız Mehmet Nafiz Koca’ya yapılan menfur saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Basın mensuplarına yönelik bu artan şiddet olayları, demokrasimizin en temel unsuru olan haber alma hakkına vurulan büyük bir darbedir. İçişleri Bakanlığımızdan, bu tür saldırıların önlenmesi için acil ve etkili tedbirler almasını bekliyoruz” dedi (17 Ekim).
Iğdır’da gözaltılara kınama: Kamusal bir törende çekilen fotoğraf üzerinden yaptığı “Valiye şemsiye var, gazilere yok” başlıklı haber nedeniyle İhlas Haber Ajansı (İHA) Iğdır muhabiri Sebahattin Yum ve ardından da İHA muhabiri Ercan Tunç’un, Iğdır Valisi Ercan Turan’ın şikayeti üzerine gözaltına alınmasına gazetecilik örgütlerince kınandı. Aralarında ÇGD, TGS, Basın Konseyi, Gazeteciler Cemiyeti, DİSK Basın-İş, MLSA, Ekonomi Muhabirleri Derneği ve diğer birçok meslek kuruluşunun bulunduğu basın örgütleri, ortak bir açıklama yayımlayarak Yum ve Tunç’un gözaltına alınmasına sert tepki gösterdi. Açıklamada, “Sebahattin Yum’un yaptığı haber, kamu yararına açık bir konudur ve hiçbir biçimde suç kapsamına alınamaz” denildi. RSF de yayımladığı mesajında, gözaltıları “kabul edilemez bir keyfilik” olarak nitelendirdi; “Vali dahil hiçbir yetkili eleştiriye böylesi bir tahammülsüzlük gösteremez” dedi (17 Ekim).
Tosun cinayetine sert tepki: EFJ, ECPMF, İPİ, RSF, TGC, ÇHD, TGS, DİSK Basın İş gibi çok sayıda gazetecilik kuruluşu, çevre habercisi Hakan Tosun’un 10 Ekim gecesi saldırı sonucu öldürülmesini kınadı. Kuruluşlar, saldırı ve sorumlularının ciddiyetle soruşturulmasını, hastane ve saldırıya ilişkin soruşturmada olası ihmallerin araştırılmasını talep etti. EFJ-IFJ’nin Türkiye’deki üyeleri DİSK Basın-İş, TGC ve TGS ile birlikte, yetkililere saldırının Tosun’un gazetecilik faaliyetleriyle bağlantılı olup olmadığının araştırılması çağrısında bulunduğu ifade edildi. RSF’den Erol Önderoğlu da, “Ancak ilk hastane müdahalesi ve delillerin toplanması aşamalarında gözlenen ve ağır kusur ve ihmali andıran tüm vahim durumların ciddiyetle soruşturulmasını talep ediyoruz. Cinayetten sonra Umut Taştan gibi dosyayı izleyen habercilerin de tehdit edilmesi kabul edilemez. Yetkilileri, şiddetin sıradanlaştığı bu ortamı ciddiyet almaya çağırıyoruz” dedi (12-15 Ekim).
Sendika.org yasağına tepki: RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, Sendika.org haber sitesine “Milli güvenlik veya kamu düzeni” gerekçesiyle verilen erişim engeli kararını eleştirdi. Önderoğlu, RSF Bluesky hesabından yaptığı açıklamada, “Online haberciliğin “milli güvenlik veya kamu düzenine yönelik tehdit” olarak yansıtılması, keyfi olarak yasaklanması haber alma ve verme hakkına dair tahammülsüzlüğün açık bir göstergesidir. Sendika.org’a yönelik sansür girişiminden dönülmelidir” dedi (8 Ekim).
TGC Flash TV için TMSF’yi eleştirdi: TGC, organize suç, sanal bahis, kara para aklama suçları nedeniyle medyada sermaye sahiplik yapısının değişmesine ve işten çıkarmalara dikkat çekti. Altı TV kanalının patronu olan TMSF yönetimindeki Flash Haber TV’deki 150 çalışanın işten çıkarıldığının belirtildiği açıklamada “TMSF’nin müdahalesi, basın emekçilerinin haklarını ve Türkiye’de basın özgürlüğünü ciddi şekilde tehdit eden bir uygulamadır” denildi (8 Ekim).
Altaylı’nın tutukluluğuna tepkiler: RSF’den Erol Önderoğlu, YouTube yayınından gazeteci Fatih Altaylı’nın 'Cumhurbaşkanı’nı tehdit' iddiasıyla 100 günü aşkın bir süredir tutuklu bırakılmasının “gazetecilik ve ifade özgürlüğü haklarının acı halini gösterdiğini” açıkladı. Önderoğlu, 3 Ekim’de başlayan yargılamada da tutukluluğu uzatılan Altaylı için “Sindirme amacı taşıyan bu haksız mahpusluğa son verilmelidir" dedi. TGS de "Sendikamızın da takip ettiği duruşmada mahkeme, tutukluluğun devamına karar verdi. Hukuka aykırı bu karar, basın ve ifade özgürlüğünü hiçe saymak demektir. Gazetecilik yargılanamaz" ifadelerini kullandı (3 Ekim).
TGC saldırıyı kınadı: TGC, Sözcü gazetesi muhabiri Evren Demirdaş’ın Elazığ Belediye Meclisi'nin ekim ayı toplantısını takip ettikten sonra belediye çıkışında üç kişinin yumruklu saldırısına uğramasını kınadı (3 Ekim).
GGC Demirdaş’a saldırıyı kınadı: Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC), Sözcü gazetesi muhabiri Evren Demirdaş’ın, Elazığ Belediye Meclisi'nin ekim ayı toplantısını takip ettikten sonra belediye çıkışında kimliği henüz tespit edilemeyen üç kişinin yumruklu saldırısına uğramasını kınadı (2 Ekim).
Dayanışma
Gazetecilik kuruluş temsilcileri, son üç ayda, tutuklu gazeteciler Fatih Altaylı ve Merdan Yanardağ’ı ziyaret etmek; Altaylı, Tuğçe Yılmaz, Abdurrahman Gök, İstanbul Saraçhane'deki kitlesel eylemleri takip ettikten sonra tutuklanan yedi gazetecinin davasında bulunmak gibi çok sayıda dayanışma eyleminde bulundu.
Binlerce kişi gibi TGC, RSF, DİSK Basın İş ve TGS gibi çok sayıda gazetecilik meslek örgütü de, 10 Ekim’de sokakta saldırıya uğradıktan sonra yaşamını yitiren çevre habercisi ve belgeselci Hakan Tosun’un cemevinde uğurladı. Özgür Ülke gazetesinin İstanbul Kadırga’daki binasının 3 Aralık 1994 gecesi bombalanması sonucu yaşamını yitiren gazetenin ulaştırma görevlisi Ersin Yıldız da anıldı.
TGC’den Yanardağ’a ziyaret: TGC Yönetim Kurulu, Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan gazeteci Merdan Yanardağ’ı ziyaret etti. Ziyarete TGC Başkanı Vahap Munyar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sekreter Yardımcısı Uğur Güç, Yönetim Kurulu üyeleri Göksel Göksu, Pınar Aktaş ve Zeynel Lüle katıldı. Yanardağ, TGC heyeti aracılığıyla, “Yine basın ve ifade özgürlüğünün kullanılmasının engellenmesine yönelik bir kumpasla karşı karşıyayız. Bu suçlamadaki amaçlardan biri 144 emekçinin çalıştığı TELE1’e el koymaktı. TELE1’e kayyım atandı. Bu kumpasa boyun eğmeyeceğim. Her hal ve şartta gazeteciliği, halkın haber alma hakkını, basın özgürlüğünü savunmaya devam edeceğim” mesajını ulaştırdı (5 Aralık).
Özgür Ülke 31. yılında anıldı: Özgür Ülke gazetesinin İstanbul Kadırga’daki binası, 3 Aralık 1994 gecesi bombalandı. Saldırıda gazetenin ulaştırma görevlisi Ersin Yıldız hayatını kaybederken 23 gazete çalışanı da yaralandı. Anma etkinliğinde Yeni Yaşam gazetesi temsilcileri, basın meslek örgütleri, gazeteciler, insan hakları örgütleri ve siyasi partiler yer aldı. Saldırıdan üç gün önce gerçekleştirilen MGK toplantısında, “bölücü yayınların susturulması” kararı alınmıştı. Miting alanlarında “ölüm listeleri” ve “bertaraf edilecekler” listesiyle açıklamalar yapan dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in imzasının bulunduğu “Gizli” ibareli belge, bombalanan Özgür Ülke tarafından saldırının üzerinden 15 gün geçmeden yayınlandı (3 Aralık).
RSF ve CPJ O’Flaherty ile görüştü: RSF temsilcisi Erol Önderoğlu ve CPJ’den Özgür Öğret, 2-5 Aralık döneminde İstanbul ve Ankara’da temaslarda bulunan Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty ile gazetecilik haklarına yönelik ihlalleri, ifade özgürlüğü ve hukuk devletine ilişkin durumu görüştü. O’Flaherty, Ankara’da yaptığı görüşmelerin ardında 9 Aralık’ta yayımladığı bildiride, Terörle Mücadele Kanunu, Toplantı Yürüyüşleri Kanunu, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “dezenformasyon”, “Kamu kurumlarını aşağılama” vb düzenlemelerin pratikte hukuk devleti bakımından soru işaretlerine yol açtığını bildirdi; hukuk devletine dair endişelerini gündeme getirdi (2 - 9 Aralık).
Yılmaz yalnız değildi: Ermeni gençlerle 24 Nisan 2024'te gerçekleştirilen söyleşi nedeniyle Bianet haber sitesi muhabiri Tuğçe Yılmaz’ın “Türk milletini aşağılamak” iddiasıyla yargılandığını davayı, Halk sağlığı profesörü Onur Hamzaoğlu, RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve CPJ Türkiye Temsilcisi Özgür Öğret de izledi (2 Aralık).
Altaylı ile dayanışma: İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, “YouTube” sosyal medya kanalında 20 Haziran’da yaptığı yorum gerekçe gösterilerek 21 Haziran 2025’te İstanbul Teşvikiye'deki evinden gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Fatih Altaylı’nın, “Cumhurbaşkanını tehdit” iddiasıyla yargılandığı ve 4 yıl 2 ay hapse mahkum edildiği duruşmayı meslektaşları da dayanışma için izledi. İzleyiciler arasında, TGC Genel Sekreter Yardımcısı Uğur Güç, Celal Şengör, Murat Bardakçı, Faruk Süren, Sezgin Tanrıkulu, Ruşen Çakır, Murat Ağırel, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Şule Aydın ve Timur Soykan da vardı. Ayrıca Altaylı’nın Galatasaray Lisesi’nden arkadaşları duruşma salonunda Galatasaray atkılarıyla hazır bulundu (26 Kasım).
Gök yalnız değildi: Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök'ün “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamasıyla Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı duruşmayı Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ile Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) temsilcileri de izledi (25 Kasım).
Özmen ve Altaylı RSF ödüllerinde finalist: RSF, 40. kuruluş yıldönümünde gerçekleştirilen Basın Özgürlüğü Ödülleri’nde Suriye ve benzeri kriz bölgelerinde çektiği fotoğrafları Paris’te de sergilenen Fotomuhabiri Emin Özmen ile tutuklu gazeteci Fatih Altaylı’yı iki farklı kategoride finalist gösterdi (15 Kasım).
TGC’den tutuklu Altaylı’ya ziyaret: TGC Yönetim Kurulu 24 Ekim 2025 Cuma günü Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan gazeteci Fatih Altaylı’yı ziyaret etti. Ziyarete TGC Başkanı Vahap Munyar, Başkan Vekili Doğan Şentürk, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Hakan Güldağ, Genel Sekreter Yardımcısı Uğur Güç, yönetim kurulu üyeleri Göksel Göksu ve Pınar Aktaş katıldı. Cezaevindeki personelin kendisine ve tüm tutuklulara, mahkumlara özenli davrandığını belirten Fatih Altaylı “26 Kasım 2025’te yapılacak duruşmaya hazırlanıyorum. Cezaevindeki tutuklu tüm gazeteciler gibi benim isteğim de özgür kalmak” dedi. TGC açıklamasında da, “TGC Basın Özgürlüğü Ödülü alan meslektaşlarımızdan Fatih Altaylı’nın ve tüm tutuklu gazetecilerin en kısa sürede serbest kalmasını, tutuksuz yargılanmalarını umut ediyoruz. Gazetecilik suç değildir” denildi (24 Ekim).
Gazetecilere “Saraçhane” davasında dayanışma: İstanbul Saraçhane'deki kitlesel eylemleri takip ettikleri gerekçesiyle 24 Mart’ta gözaltına alınıp ertesi gün tutuklanan, yoğun tepkiler üzerine 27 Mart'ta tahliye edilen yedi gazetecinin “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla yargılandığı davayı RSF, CPJ, TGS, DİSK Basın İş, MLSA, P24, AFP İstanbul Büro müdürü de izledi (24 Ekim).
Hakan Tosun’u uğurladılar: Çevre haberciliği ve belgeselleriyle bilinen gazeteci Hakan Tosun’un cenazesi için binlerce kişi, Nurtepe Metro meydanından Nurtepe Cemevi’ne kadar yürüdü. Yürüyüşe Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, SOL Parti MYK Üyesi Alper Taş, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, CHP Milletvekili Orhan Sarıbal, eski CHP Milletvekili Ali Şeker, DEM Parti İl Başkanı Çınar Altan, RSF temsilcisi Erol Önderoğlu, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGS Başkanı Gökhan Durmuş, DİSK Basın İş temsilcisi İzel Sezer ve Faruk Eren, Elif Ilgaz, Filiz Gazi, Mehmet Demir, fotoğrafçı Özcan Yaman gibi çok sayıda gazeteci veya medya kurumu temsilcisi katıldı (16 Ekim).
Altaylı yalnız değil: İstanbul Silivri Açık Ceza Yerleşkesi 2 No'lu duruşma salonunda ilk kez hakim karşısına çıkan gazeteci Fatih Altaylı ile dayanışma için duruşmayı izleyenler arasında Fatih Altaylı'nın eşi Hande Altaylı, CHP Genel Başkan Yardımcıları Deniz Atalar, Burhanettin Bulut, CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Gökçek, Utku Çakırözer, Bülent Tezcan, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, İYİ Parti Milletvekilleri Selçuk Türkoğlu, Lütfi Türkan ve Akademisyen Celal Şengör ile meslektaşları Ruşen Çakır, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Timur Soykan, Şule Aydın ve İsmail Saymaz da vardı (3 Ekim).
“Bizim Medyamız” Konferansı Saraybosna’da yapıldı: “Bizim Medyamız” (Our Media) uluslararası konferansı, 2-3 Ekim günlerinde, 70'den fazla medya profesyonelini ve medya özgürlüğü alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla Bosna Hersek’in Saraybosna kentine ait Siyasal Bilimler Fakültesi'nde düzenlendi. Etkinlik, Güneydoğu Avrupa Medya Profesyonelleştirme Ağı (SEENPM) ve Mediacentar Sarajevo tarafından düzenlenen ve Bianet, P24 ve TGS temsilcilerinin de katıldığı konferansta ifade özgürlüğü, Batı Balkanlar ve Türkiye'de gazeteciliğin geleceği, sivil toplum amaçları için sosyal medyanın kullanımına ilişkin etik ikilemler ve gazeteciler, aktivistler ve vatandaşlar arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi gibi konular tartışıldı (2-3 Ekim).
Raporlar
İfade Özgürlüğü Derneği’nden Dr. Kerem Altıparmak ve Doç. Ali Rıza Çoban’ın kaleme aldığı “Yargıda Görülmeyen Yüzüyle İfade Özgürlüğü: Usul Güvenceleri” raporu Ankara’da tartışıldı.
RSF, yıllık bilançosunda, Türkiye’de en az 20 gazetecinin yıl içerisinde 10 Aralık 2025 itibariyle hapse girdiğini, üçünün halen tutuklu olduğunu, üçünün de bir süreliğine ev hapsinde tutulduğunu, onlarcası adli kontrol altında görevini sürdürmeye çalıştığını duyurdu. Nitekim TGS, Eylül 2024-Eylül 2025 döneminde en az 67 gazeteci hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığını duyurdu. Ayrıca RSF, Dünya Basın Özgürlüğü Düşmanları 2025 listesinde Türkiye’den Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da yer verdi.
İHOP ve İFÖD’den “ifade özgürlüğünde usul” raporu: İfade Özgürlüğü Derneği’nden Dr. Kerem Altıparmak ve Doç. Ali Rıza Çoban’ın kaleme aldığı “Yargıda Görülmeyen Yüzüyle İfade Özgürlüğü: Usul Güvenceleri” raporu İnsan Hakları Ortak Platformu’nun sağladığı imkanlarla Ankara’da tartışıldı. Etkinliğe RSF, Af Örgütü, TIHV, İHD, İnsan Hakları Gündemi Derneği, bianet temsilcisi de katıldı (12 Aralık).
RSF bilançosunda dünya ve Türkiye: RSF, yıllık bilançosunda, 1 Aralık 2024'ten bu yana dünyada 67 medya çalışanının mesleği nedeniyle öldürüldüğünü, 503’ünün de halen tutuklu olduğunu bildirdi. Bu yıl öldürülen 67 medya profesyonelinden en az 53'ü savaşın veya organize suçların kurbanı oldu. Kuruluş, son 12 ayda öldürülen gazetecilerin neredeyse yarısının (%43) Gazze'de İsrail silahlı kuvvetlerinin ateşi altında hayatını kaybettiğini duyurdu. RSF raporuna göre, Türkiye’de yıl içerisinde, üçü halen tutuklu olmakla birlikte, 20’yi aşkın gazeteci tutuklandı, üçü ev hapsinde tutuldu; onlarcası adli kontrol altında görevini sürdürmeye çalışıyor. Raporda, dünyada kaybedilen gazetecilere Türkiye’den Nazım Babaoğlu örnek olarak verildi (9 Aralık).
Erdoğan “Dünya Basın Özgürlüğü Düşmanları” listesinde: RSF, Dünya Basın Özgürlüğü Düşmanları listesinin 2025 yayınında Türkiye’den Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da yer verdi. “Politik”, “güvenlik”, “ekonomi”, “yasal” ve “sosyal” olmak üzere beş alanda oluşturulan listede Cumhurbaşkanı Erdoğan, “yasal” kategoride, yargının gazetecilik haklarını kısıtlamak için araçsallaştırılması yönüyle eleştirildi. Türkiye’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke içerisinde 159. olarak gösterildiğini hatırlatan RSF, yıl başından beri 20 gazetecinin tutuklandığını, üçünün halen tutuklu olduğunu açıkladı. Ayrıca kuruluş, üç habercinin de bir süre ev hapsinde tutulduğunu bildirdi (31 Ekim).
TGS raporunda “adli kontrol” yaygınlığı: TGS Genel Sekreteri Banu Tuna, gazeteciler hakkında son bir yılda verilen adli kontrol kararları ile ilgili verileri açıkladı. Buna göre; Eylül 2024-Eylül 2025 tarihleri arasında en az 67 gazeteci hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. TGS hukuk biriminden avukat Elif Ergin ile birlikte TGS Akademi’de söz konusu dönemde verilen adli kontrol kararlarına ilişkin verileri açıklayan Tuna, “Maalesef yaygınlık kazanan adli kontrol kararları gazetecilik mesleğini yapabilme şartlarını ortadan kaldıran bir noktaya geldi. Muhabir masa başından haber yapmaz, seyahat edemeyen gazeteci olmaz. Başka bir şehre veya ülkeye gitmesi, hatta evinden çıkması engellenen gazeteciye açıkça ‘sen artık işini yapamazsın’ denmektedir” dedi (14 Ekim).
İşten çıkarmalar / ayrılmalar
Son üç ayda, yayın çizgisinde doğan dönüşüm ve anlaşmazlıklar, kayyımla yayın kuruluşlarına müdahale sonucu, en az 52 gazeteci, programcı, sunucu ve yazı işleri çalışanının işine son verildi. Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın “casusluk” iddiasıyla tutuklanması ve kuruma kayyım atanması sonucu onlarca haberci ve medya çalışanı da istifa etmek zorunda kaldı.
Belovacıklı Sözcü TV’den “içi acıyarak” ayrıldı: Sunucu Serap Belovacıklı, yönetimi ile karşılıklı anlaştıklarını ve "içi acıyarak" Sözcü TV’den ayrıldığını duyurdu. Belovacıklı, yaptığı açıklamada, “Kuruluşundan itibaren gece-gündüz çalıştığım, yuvam gibi sahiplendiğim Sözcü TV’den karşılıklı anlaşarak, içim de çok acıyarak ayrıldım. Çok güzel zamanlarımız geçti, çok güzel insanlar tanıdım. Aile olduk, haksızlıklara birlikte direndik. Ama ne güzel direndik… :) Sözün kısası birlikte gidecek yolumuz kalmamış. Bugüne kadar izleyen destek veren herkese sonsuz teşekkürler. Ben yine bildiğimi, inandığımı söylemeye sizin tanıdığınız Serap Belovacıklı olmaya devam edeceğim. Hoşçakalın…” dedi (29 Aralık).
Çakır Habertürk’ten ayrıldı: Can Medya ve Show TV Ankara temsilcisi, gazeteci Fevzi Çakır, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla 13 yıldır çalıştığı Habertürk TV’den istifa ettiğini açıkladı. Çakır, “Her profesyonel yapıda olduğu gibi, yönetim değişiklikleri sonrasında organizasyonel yapılanmanın ve ekip tercihlerinin değişmesi doğaldır. Bu nedenle, uzun yıllardır görev yaptığım medya kuruluşunun TMSF’ye devrinin ardından, herhangi bir yeni görev talebim olmadığını kendilerine bildirmiştim…. Bununla birlikte, kurumumuz dışında da uzantıları bulunan organize bir yapı karşısında yaklaşık 1,5 yıl boyunca yoğun ve yıpratıcı bir mücadele verdim. Bugün gelinen noktada gerçekler net biçimde ortaya çıkmıştır. Buna rağmen üzgünüm; zira böyle bir sonucu, 'onlar için dahi' istemeyecek bir karaktere sahibim” dedi (16 Aralık).
Akkuş TRT’de üçüncü kez işten çıkarıldı: Daha önce aynı suçlamayla hakkında verilen iki kez “devlet memurluğundan ihraç kararı” verilen TRT haber muhabiri Elif Akkuş, kararın mahkeme kararlarıyla bozulmasının ardından, avukatı aracılığıyla yaptığı duyuruya göre üçüncü kez işten çıkarıldı. Avukat Hüseyin Ersöz, İstanbul 7. ve 8. İdare Mahkemelerinin kararlarıyla Akkuş’un TRT’ye dönmesinin yolunun açıldığını ve bu kararların TRT’ye tebliğ edildiğini ancak yeni bir kararda Akkuş’un 168 gün özürsüz göreve gelmediği “yeniden” ileri sürüldüğünü açıkladı. Ersöz, “Bu iddianın Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında, Genel Müdür Yardımcısı ve Müdür düzeyinde üç tanığın beyanlarıyla yalanlandığını, Mahkemenin de bu iddialara ilişkin beraat kararı verdiğini de belirtelim” dedi (11 Aralık).
Sözcü TV’de 14 kişi işsiz: Sözcü TV’de yaşanan yönetim değişikliğinden aralarında genel yayın yönetmeni ve ekran yüzlerinin de olduğu 14 kişinin işine son verildi. Kanalın kurulduğu 1 Mart 2023’ten bu yana kanalın Genel Yayın Yönetmeni olan Özgür Çakmakçı, ayrılığı sabah saatlerinde çalışma arkadaşlarına bir mesajı göndererek duyurdu. İşine son verilenler arasında, Sözcü TV Yayın Koordinatörü Hakan Durmuş, haber Müdürü Emel Okaygün, sunucu Gülşah İnce, haber Müdürü Dora Mengüç, İstanbul Haber Müdürü Cem Özkeskin, kurumsal İletişim Yöneticisi Deniz Akbulut, muhabirler Ozan Kelleci, Fırat Fıstık, Meral Danyıldız ve Mehmet Bal, Editör Serkan Alan ve kameraman Onurcan Kankal da bulunuyor (1 Aralık).
TELE1’de 32 medya çalışanı işsiz: Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın “casusluk” iddiasıyla tutuklanmasının ardından İbrahim Paşalı'nın kayyım atandığı TELE1'de Ankara ve İzmir'de görevli 32 çalışanının işine son verildi (21 Kasım).
Kayyım atanan TELE1’de toplu istifa: TELE1 yayın yönetmeni Merdan Yanardağ'ın “casusluk” suçlamasıyla başlatılan soruşturmada gözaltına alınmasının ardından 24 Ekim’de kayyım atanan kanalın çalışanları topluca istifa ettiklerini açıkladı. Sunucu Murat Taylan, kanal önünde yapılan açıklamada istifa kararını “Penguen medyası olmayacağız” diyerek duyurdu. Taylan, “Bugüne kadar sürdürdüğümüz yayıncılık çizgisinin dışında, onurumuzu zedeleyecek bir anlayışı asla kabul etmiyoruz. Bu nedenle kayyım iradesinin TELE1’e dayattığı yeni yayıncılık anlayışını tanımıyor, bu karanlığı reddediyoruz” dedi (31 Ekim).
Uğur’un TV100’deki işine son: İktidara yakınlığıyla bilinen Fuat Uğur, X hesabından TV100’deki işine 23 Ekim itibariyle son verildiğini duyurdu. Uğur, “Kendimle ilgili yeni duyuru. İlkini 4 Eylül’de yapmıştım. tv100’de çalışmakla birlikte TGRT Haber’de Medya Kritik programının moderatörlüğünü üstlendiğimi bildirmiştim. Ancak dün itibarıyla tv100 ile ilişkimi tamamen kestim. Daha açık ifadeyle işten çıkarıldım. Nefret edenler ‘Kovuldun işte’ de diyebilir.:)” diye yazdı (24 Ekim).
Baki ve Küçükkaya’nın programı kaldırıldı: TV100, sabah saatlerinde yayınlanan YeniGün programının sunucusu İsmail Küçükkaya ile Para Manşet programının sunucusu Ebru Baki ile yollarını ayırdı. Beklenen reytinge ulaşmadığı ileri sürülen iki program da yayından kaldırıldı. Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’dan aldığı mektubu paylaşmasından sonra işine son verildiği iddia edilen Küçükkaya, X üzerinden “Denedim. Olmadı. Hayat böyledir. Bazen olmaz. Kimseyi suçlamıyorum. Kendimi de. Herkes iyi niyetliydi” dedi (9-11 Ekim).
Günay’ın işine son: NTV’nin Washington muhabiri Hüseyin Günay, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump ile Oval Ofis'te görüştüğü sırada Beyaz Saray bahçesinde kullandığı ifadeler nedeniyle işten çıkarıldı. Günay'ın bir meslektaşıyla Beyaz Saray bahçesinde yaptığı özel haber sohbeti, o sırada canlı yayındaki Associated Press (AP) kamerasına takılmıştı (1 Ekim).
(EÖ/HA)







