Bugün, Dünya Yaban Hayatı Günü.
Türkiye Vegan Derneği (TVD), gün özelinde yayımladığı açıklama ile yaban hayvanları ve yaşam alanlarının üzerindeki politik ve ekonomik baskılara dikkat çekti.
Dernek, “koruma” ve “kamu yararı” söylemleri ile uygulamalar arasındaki çelişkileri vurgulayarak, yaban hayatı ve ekosistemler için etik ve adil bir politika değişimi çağrısı yaptı.

DEM PARTİ İZMİR MİLLETVEKİLİ İBRAHİM AKIN
“Milli Parklar Kanunu Teklifi ile DKMP’ye, döner sermayeli işletmeler kurma yetkisi tanınıyor”
Milli Parklar Kanun Teklifi: Koruma mı, sermaye mi?
Dernek, AKP tarafından TBMM gündemine getirilen ve yaban hayvanlarının yaşamını tehlikeye atan Milli Parklar Kanun Teklifi’ne de dikkat çektiği açıklamasını şöyle sonlandırdı:
“Yaban hayvanlarının yaşam hakkı; onları korumakla yükümlü DKMP ile Tarım ve Orman Bakanlığı gibi kamu kurumlarının yönetiminde sürdürülen yasal avcılık politikalarıyla ihlal edilmeye devam ediyor. Meclis Genel Kurulu gündemindeki Milli Parklar Kanun Teklifi ile kaçak avcılığa ilişkin yaptırımların zayıflatılması da caydırıcılığı azaltıyor, cezasızlığı artırıyor ve koruma anlayışını zedeliyor. Yasa dışı avcılık, ilgili maddelerle adeta teşvik ediliyor. Yaban hayvanlarını sayısal veri, ekonomik değer ve av kaynağı olarak tanımlayan yaklaşım ve politikalar, onları özne olmaktan çıkarıyor. Eğlence, spor ya da turizm geliri gerekçesiyle öldürmeyi meşrulaştıran hiçbir politika, ekolojik denge ve doğa koruma iddiasıyla savunulamaz.
“Bunun ötesinde, hayvanların sistematik sömürüsüne dayanan bir üretim modelinin kamu kaynaklarıyla desteklenmesi etik ve politik açıdan da sorunlu. Türkiye’nin Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 süreci yaklaşırken, iklim diplomasisi ile iç politika uygulamaları arasında da tutarlılık bekliyoruz. Korunan alanların yatırım baskısına açılması, orman statülerinin değiştirilmesi ve hayvancılık gibi yüksek emisyonlu sektörlerin teşvik edilmesi; iklim müzakerelerinde verilen mesajlarla örtüşmüyor. Hayvanları, yaşam alanlarını ve ekosistem bütünlüğünü yatırım ve sömürü politikalarına karşı koruyan; bireylerin ve toplumun anayasal çevre hakkını ve türler arası adaleti esas alan gerçek bir koruma rejimi derhal hayata geçirilmelidir.” (TY)

