Dünya Tabipleri Birliği (DTB), Türk Tabipleri Birliğinin (TTB) mesleki denetim yetkilerini kullanmasını engelleyen hukuki boşluk ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturmada adli tıp uzmanlarının tutuklanması üzerine Türkiye'deki hekimlik mesleğinin bağımsızlığı konusunda uyarıda bulundu.
DTB'nin 28 Ekim'de yayımladığı ve TTB'nin 30 Ekim'de Türkçesini duyurduğu açıklamada, Türkiye'deki yetkililer meslek örgütünün etik denetim görevlerini yerine getirebilmesi için gerekli yasal güvenceleri gecikmeden yeniden oluşturmaya çağrıldı.
DTB Başkanı Dr. JP Park, açıklamasında şunları dile getirdi:
"Mesleki özerklik ve tıbbi bağımsızlık; sağlık hizmeti sunumunun, toplumsal güvenin ve tıp mesleğinin bütünlüğünün temel unsurlarıdır."
Park, hekimlerin yıldırma, dış müdahale veya orantısız hukuki yaptırımlardan korkmadan mesleki kararlar verebilmeleri, etik yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri ve bilimsel görüşlerini açıklayabilmeleri gerektiğini vurguladı.
Yaklaşık bin 700 disiplin dosyası bekliyor
DTB'nin gündeme getirdiği ilk sorun, TTB'nin mesleki disiplin ve etik denetim mekanizmasının hukuki dayanağının ortadan kalkması.
Anayasa Mahkemesi, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu'nun 39. Maddesini 11 Şubat 2025'te iptal etmiş, karar 29 Nisan 2025'te Resmî Gazete'de yayımlanmıştı.
Mahkeme, disiplin suçları ile bunlara uygulanacak yaptırımların yeterince açık ve öngörülebilir biçimde düzenlenmediğini, disiplin kurullarına tanınan takdir yetkisinin keyfî uygulamaları önleyecek güvenceler içermediğini belirlemişti.
Yeni düzenleme yapılabilmesi için kararın yürürlüğe girmesi dokuz ay ertelendi. Ancak TBMM bu süre içinde gerekli yasayı çıkarmadı ve 39. madde 29 Ocak 2026'da yürürlükten kalktı.
TTB Merkez Konseyi ve Yüksek Onur Kurulunun 9 Ekim'de yaptığı açıklamaya göre, 1 Eylül itibarıyla soruşturması tamamlandığı halde sonuçlandırılamayan yaklaşık bin 700 dosya bulunuyordu.
Bunların arasında hasta ve hasta yakınlarının şikâyetleri, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun denetimleri sonucunda açılan dosyalar, tıbbi uygulama hataları ve kamuoyunda "yenidoğan skandalı" olarak bilinen olayla bağlantılı başvurular yer alıyor.
TTB, yasal boşluğun yalnızca meslek örgütünün yetkilerini değil, hastaların ve hekimlerin haklarını da etkilediğini, bazı dosyaların zamanaşımına uğrama riski bulunduğunu belirtti.
Örgüt, yeni yasal düzenlemeye ilişkin bir taslak hazırlayarak Sağlık Bakanlığı ile görüştüğünü, mutabakata varılan metnin TBMM'deki siyasi parti temsilcilerine de iletildiğini, ancak düzenlemenin henüz yasalaşmadığını bildirdi.
Adli tıp uzmanlarının tutuklanması da gündemde
DTB'nin ikinci uyarısı, Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin 2009'da hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturmada görev yapmış adli tıp uzmanlarının tutuklanmasıyla ilgili.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında eylül ayında 36 kişi tutuklandı. Adana Tabip Odası'nın 16 Ekim'de yaptığı açıklamaya göre, 2009'daki otopsi işlemlerinde görev almış dört hekim de tutuklananlar arasında bulunuyor.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada 19 şüpheli tutuklandı
Adana Tabip Odası, hekimlerin mesleki faaliyetlerinin bilimsel ve hukuki yöntemlerle incelenmesini, tutukluluklarının yeniden değerlendirilmesini ve yargılamanın tutuksuz sürdürülmesini istedi.
DTB de adli tıp uzmanlarının görevleri kapsamında yaptıkları mesleki değerlendirmeler nedeniyle karşılaştıkları hukuki işlemlere dikkat çekti.
Uluslararası örgüt, tıbbi uygulamalar veya uzman görüşleri hakkındaki itirazların, adil ve uygun mesleki denetim ile hukuk mekanizmaları içinde ele alınması gerektiğini belirtti.
Açıklamada, adli tıp uzmanları dahil bütün hekimlerin bilimsel ve etik ölçütlere uygun biçimde, dış müdahalelerden bağımsız çalışabilmelerinin güvence altına alınması istendi.
Seul ve Madrid bildirgeleri hatırlatıldı
DTB, açıklamasında iki temel uluslararası meslek belgesine de gönderme yaptı.
Bunlardan ilki, hekimlerin klinik kararlarını uygunsuz dış etkilerden bağımsız biçimde verebilmelerini güvence altına alan Mesleki Özerklik ve Klinik Bağımsızlığa İlişkin Seul Bildirgesi.
İkincisi ise tıp mesleğinin denetiminin bağımsız ve meslek mensuplarının öncülük ettiği mekanizmalarla yürütülmesini savunan Mesleki Özdenetime İlişkin Madrid Bildirgesi.
DTB, meslek örgütlerinin yalnızca üyelerinin çıkarlarını temsil etmediğini, mesleki standartların korunması ve hekimlerin hesap verebilirliğinin sağlanması bakımından da temel görevler üstlendiğini vurguladı.
Örgüt, Türkiye'deki yetkililere, TTB'nin tıp etiği ve mesleki deontolojiyi koruma görevini etkin biçimde yerine getirebilmesini sağlayacak statü ve yetkilerin gecikmeksizin yeniden tesis edilmesi çağrısında bulundu.
TTB uluslararası destek istemişti
DTB'nin açıklaması, TTB'nin ekim ayında yaptığı uluslararası girişimin ardından geldi.
TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Ayşe Gültekingil, DTB'nin Rotterdam'da düzenlenen genel kurulunda, 39. Maddenin yürürlükten kalkması nedeniyle mesleki özdenetim mekanizmasının işlemediğini ve bin 700'den fazla dosyanın beklediğini anlatmıştı.
Gültekingil, DTB'den bu konuda tutum almasını istemişti.
Böylece TTB'nin aylardır TBMM'den talep ettiği düzenleme, Dünya Tabipleri Birliğinin Türkiye'ye yönelik uluslararası mesleki bağımsızlık çağrısının da konusu oldu.
(AEK)

