TALİBAN İŞGALİNİN 5. YILI
Dr. Hekmat: Feminist dayanışma sadece “yardım aracı” değil, kadınlara söz vermektir
Taliban’ın Afganistan’ı işgal etmesinin üzerinden beş sene geçti. Taliban, iktidara geldikten hemen sonra kadınların ve kız çocuklarının ortaokul ve lise eğitimini yasakladı.
Kısa bir süre sonra da kadınların üniversite eğitimi almasını yasaklayan yönetim, kadınların kamusal alanda da yer almalarını kısıtlıyor.
Afganistan’daki baskıdan dolayı Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Afgan Mülteciler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Kurucusu ve Başkanı Dr. Zakira Hekmat, Afganistanlı kadınların ve kız çocuklarının yaşadıklarını, Afganistan’dan Türkiye’ye göçen kadınları ve Türkiye’deki feminist hareketi bianet’e anlattı.
Dr. Zakira Hekmat,“Taliban’ın kadınlar ve kız çocukları açısından ne anlama geldiğini kendi hayatımdan biliyorum” diyor.
Hekmat, çocukluğu Taliban’ın 1996-2001 yılları arasındaki yönetiminde geçen göçmen bir kadın. Taliban yönetiminde 6. sınıftan sonra okula gidemedi.
Taliban’ın 2001 yılında yönetimden düşmesi ile ortaokul eğitimine devam edebilen Hekmat, sonrasında üniversite eğitimi için Türkiye’ye göç etti.
Türkiye’de tıp fakültesini bitirerek doktor olan Hekmat, aynı zamanda Sığınmacılar ve Mülteciler Dayanışma Derneği (ARSA) ve Afganistan Kadın Hakları İzleme Örgütü (AWRW) başkanlığını sürdürüyor. Hekmat, “Hayatımı kadınların, mültecilerin ve özellikle hassasiyeti yüksek olan insanlara hizmet vermek için çalışmaya adıyorum” diyor.
“Çocukların hayal kurmasına izin verilmiyor”
Hekmat, kız çocuklarının eğitim hakkından mahrum kalmasını “Sadece bugünleri değil, gelecekleri de çalınıyor” diyerek ifade ediyor.
Ona göre, Afganistan’da okula gidemeyen kız çocukları “eğitim hakkının ihlali” başlıklı bir istatistikten öte; geleceği çalınmış, hayal kuramayan ve kurmasına da izin verilmeyenler.
Kendisi de çocukken eğitim hakkı elinden alınmış bir kadın olduğu için 2021 yılından sonra yaşananları sadece gözlemlemiyor, kız çocuklarının yaşadıklarını hissediyor. Hekmat, şu anda Türkiye’de yaşasa da Taliban’ın kadınlar ve kız çocukları açısından ne anlama geldiğini kendi çocukluğundan bildiğini söylüyor.
“Afganistan’da kadınların yaşadıklarını sadece birer vaka olarak göremiyorum. O hikâyenin içinde kendimi de görüyorum. Çünkü ben de bir zamanlar eğitim hakkı elinden alınmış bir kız çocuğuydum.”
Kadınların bir gelecek hayal edebilmesi mümkündü
Hekmat’a göre, Afganistan’da kadınlar ve kız çocuklarının Taliban yönetiminden önce de (2001-2021) karşılaştıkları birçok sorun vardı. Fakat Hekmat, bu dönemde önemli kazanımların da olduğunu ve Afganistanlı bir kız çocuğu için bir “gelecek” hayal etmenin mümkün olduğunu ekliyor:
“Kız çocukları okula gidebiliyordu. Kadınlar çalışabiliyordu. Doktor, öğretmen, gazeteci, akademisyen olabiliyordu. Kadınlar milletvekili olabiliyor, bakan olabiliyor hatta vali olabiliyordu. Kadınlar sivil toplumda ve ülkenin siyasi ve sosyal hayatında aktif olarak yer alabiliyordu.”
Bugün ise Afganistan’da kadınlar çalışma hayatından ve kamusal alanlardan adeta yasaklanmış durumda.
Hekmat, Taliban yönetiminde uygulanan “yok sayma” pratiğinin kadınların hayatını adeta ev hapsine dönüştürdüğünü söylüyor. Afganistan’da yaşayan kadınlarla da bu yüzden iletişime çok kolay ve rahat bir şekilde geçemediklerini anlatıyor:
“Afganistan’da yaşayan kadınlarla doğrudan iletişim kurmak bugün çok daha zor ve riskli. Kadınların kamusal alanda hareket etmesi, örgütlenmesi ve seslerini duyurması ciddi şekilde kısıtlanmış durumda. Bu nedenle mümkün olan güvenli kanallar üzerinden kadınların sesini duyurmaya ve onların yaşadığı gerçekliği uluslararası kamuoyuna taşımaya çalışıyoruz.”
Afganistan’dan göç edince de zorluklar bitmiyor
Kurucusu ve başkanı olduğu Sığınmacılar ve Mülteciler Derneği’ne ulaşan göçmen kadınlar hakkında konuşan Hekmat, Afganistan’dan göç eden kadınların ortak bir noktada birleştiklerini söylüyor: Güvenli ve onurlu bir hayat arayışı.
“Kadınların göç etme sebebini sadece ‘Taliban’dan kaçmak’ olarak ifade etmek de yeterli değil. Güvenlik, eğitim, çocuklarının geleceği ve insan onuruna yakışır bir yaşam arayışı iç içe geçmiş durumda.”
Her kadının hikâyesinin farklı olduğunu belirten Hekmat, güvenlik tehditi, aktivistlik, eğitim hakkı gibi sebeplerden ötürü kadınların göç ettiğini söylüyor.
“Bazen bir anne bize kendisi için değil, çocuğu için başka bir hayat istediğini söylüyor. Çünkü kendisi belki eğitim alamamış, çalışamamış veya hayatı boyunca birçok kısıtlamayla karşılaşmış; ama kızının aynı hayatı yaşamasını istemiyor.”
Hekmat, Türkiye’ye göç eden kadınların Afganistan’dan çıktıktan sonra da mücadelelerinin bitmediğini belirtiyor. Göçmen kadınların göç sistemine kayıt olamama, kimlik sahibi olamama, sığınmacı statüsüne erişememe ve sınırdışı edilme riski gibi birçok sorunla karşı karşıya kaldığını belirten Hekmat, daha güvenli bir ülkeye ulaşmanın bağımsız bir hayat kurabilmek anlamına gelmediğini söylüyor:
“En önemli sorunlardan biri dil. Bir kadın Türkçe bilmiyorsa sağlık hizmetine, hukuki desteğe, eğitime veya diğer kamu hizmetlerine ulaşmakta ciddi zorluk yaşayabiliyor.”
Ekonomik bağımsızlığın da altını çizen Hekmat, çoğu kadının çalışma izni almakta zorlandığını ve güvensiz ve kayıt dışı işlerde çalışmak zorunda kaldığını ekliyor.
“Benim sahada gördüğüm en önemli sorunlardan biri kadınların kendi kararlarını verebilecekleri alanın daralması. Bir kadın ülkesinden kaçmış olabilir ama ekonomik olarak eşine veya ailesine tamamen bağımlıysa, dil bilmiyorsa, haklarını bilmiyorsa ve gidebileceği güvenli bir destek mekanizması yoksa gerçek anlamda özgürleşemiyor.”
Afganistan Kadın Hakları İzleme Örgütü’nün birincil önceliğinin “kadınların sesini duyurabilmek” olduğunu söyleyen Hekmat, “Ben Türkiye’de yaşayan bir Afganistanlı kadın ve kadın hakları savunucusu olarak bu konuda kendimi bir köprü olarak görüyorum” diyor.
“Dayanışma, bir kadının sesine alan açmaktır”
Hekmat, Türkiye’deki feminist hareketin Afganistanlı kadınlar ile dayanışmasında en önemli noktanın Afganistanlı kadınları sadece mağdur olarak görmemekten geçtiğini söylüyor.
Afganistanlı kadınlar adına konuşmaktansa onları ses sahibi birer özne olarak konuşturmanın önemine değinen Hekmat, kadınların yaşadıklarının gündemden düşmemesinin önemli olduğunu ekliyor.
“Bizim acımız var, ama sadece acımız yok. Mücadelemiz, deneyimimiz, bilgimiz ve sözümüz de var. Afganistan’daki kadınların yaşadıklarının gündemden düşmesine izin vermemek gerekiyor. Çünkü dünyanın ilgisi başka krizlere yöneldiğinde Afgan kadınlar unutulma riskiyle karşı karşıya kalıyor.”
Hekmat, feminist dayanışmayı “yardım aracı” olarak değil, Afganistanlı bir kadının yanında durmak, onunla birlikte mücadele etmek olarak tanımlıyor.
“Afganistanlı kadın örgütleriyle Türkiye’deki kadın örgütleri arasında daha güçlü ve uzun vadeli ilişkiler kurulabilir. Hukuki destek, eğitim, ekonomik güçlenme, istihdam, şiddete karşı mücadele ve çocukların eğitimi gibi alanlarda ortak çalışmalar yapılabilir.”
Verilerle Afganistan
UNESCO’nun yayınladığı verilere göre Afganistan’da Taliban yönetiminde 2.4 milyon kız çocuğu eğitim hakkından mahrum bırakıldı. Kısıtlamaların sürdüğü takdirde bu sayının yaklaşık 4 milyonu bulacağı öngörülüyor.
Birleşmiş Milletler Kadın Komisyonu'nun Afganistanlı kadınlar ile görüşerek yayınladığı raporda, kadınların kamusal alan kısıtlamalarından ötürü ayda yalnızca bir veya iki defa dışarı çıktığı, “erkek bir yakını olmadan” dışarı çıkmayı tercih etmedikleri bildirildi.
Rapora göre, Afganistan’da kadınların yalnızca yüzde 7’si işgücü piyasasında yer alıyor. Ne eğitim ne de kamusal alanda yer alabilen kadınların, Taliban yönetiminin çıkardığı kararnameler ile hakları hedef alınmaya devam ediyor.
TALİBAN'IN AFGANİSTAN'DAKİ 4. YILI
Anne ölüm oranları yükseliyor, 18 bin ebe eksik: Taliban sağlığı çökertti
(EMK)
Ağaç AŞ işçileri İBB’den haklarını alma yolunda
Teknik direktörün cinsiyetçi sözlerine tepki
Kadınlardan cinsel şiddete tepki: "Utanç duyması gerekenler faillerdir"
İSTANBUL TOPLUMSAL CİNSİYET MÜZESİ
"Gerektiğinde müzeciliğin kendisi de sorgulanmalı"
İRANLI GAZETECİ SHIVA AKHAVAN RAD
“İranlı kadınlardan ya mağduriyeti ya da direnişi temsil etmeleri bekleniyor”