Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, televizyon dizileri ve dijital platform yapımlarında yer alan şiddet temsillerinin kapsamı, niteliği ve toplumsal etkilerinin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na (TBMM) Meclis araştırması açılması için önerge verdi.
Önergede, televizyon dizileri ve görsel medya içeriklerinin yalnızca eğlence üretmediği; aynı zamanda toplumsal normların, cinsiyet rollerinin ve güç ilişkilerinin yeniden üretildiği alanlar olduğu vurgulandı.
Önergenin gerekçesinde, BAREM Araştırma’nın 2014-2024 yılları arasında yayınlanan 94 televizyon dizisini inceleyen çalışmasına atıf yapıldı.

“Dizilerde ‘ihracat odaklılık’ dışında, cinsiyet eşitliği ve şiddet karşıtlığı aranacak mı?”
Dizilerin yüzde 86’sında erkek şiddeti
Araştırmaya göre, incelenen dizilerin yüzde 86’sında erkek şiddeti göstergelerine yer verildiği belirtildi.
Çalışmada dizilerin tamamında fiziksel ve ekonomik şiddet, yüzde 97’sinde psikolojik şiddet ve yüzde 34’ünde cinsel şiddet unsurlarının bulunduğu kaydedildi. Bu verilerin, erkek şiddetinin televizyon anlatılarında istisnai değil, yaygın biçimde kullanılan “dramatik bir unsur” hâline geldiğini gösterdiği ifade edildi.
Önergede ayrıca şiddetin anlatı içerisindeki gerekçelendirilme biçimlerine de dikkat çekildi. İncelenen içeriklerde şiddet sahnelerinin yüzde 25’inde şiddete “haklı” bir gerekçe sunulduğu, yüzde 20,83’ünde herhangi bir gerekçe gösterilmediği, yüzde 54,17’sinde ise nedenin belirsiz bırakıldığı kaydedildi.

“Toplumsal etkiler incelenmeli”
Koçyiğit, önergesini şöyle sonlandırdı:
“Televizyon dizileri ve dijital platform yapımları, şiddet ile ilgili toplumsal algıların oluşumunda ve toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden üretilmesinde güçlü bir etkiye sahiptir. Bu nedenle toplumsal şiddetin ve özelinde kadına yönelik şiddetin medya temsilleri üzerinden nasıl yeniden üretildiğinin, hangi anlatı kalıplarıyla meşrulaştırıldığının ve bu temsillerin toplum üzerindeki etkilerinin kapsamlı biçimde incelenmesi; yayıncı kuruluşların, yapımcıların ve düzenleyici kurumların bu konudaki sorumluluklarının değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
“Türkiye’de toplumsal şiddetin ve kadına yönelik şiddetin artan boyutları göz önüne alındığında; medya içeriklerinde yer alan şiddet temsillerinin toplumsal algılar üzerindeki etkilerinin bilimsel ve çok boyutlu bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Kadına yönelik şiddetin toplumda normalleşmesine yol açabilecek medya temsillerinin önlenmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren yayıncılık anlayışının geliştirilmesi ve çocuklar ile gençlerin şiddet içeriklerinden korunmasına yönelik kamusal politikaların belirlenmesi amacıyla konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bütün yönleriyle ele alınması gerekmektedir.” (TY)

