Dilan Karaman İnceleme Komisyonu, Diyarbakır’da 11 Kasım 20252te intihara sürüklenen ve 10 gün hastanede kaldıktan sonra hayatını kaybeden gazeteci ve aktivist Dilan Karaman’a dair raporunu açıkladı.
Komisyon, hazırladığı raporun cezai sorumluluk belirlemeyi amaçlamadığını olayın toplumsal, kurumsal ve insan hakları boyutlarını ortaya koymayı hedeflediğini belirtti.
Mücadele arkadaşımız Dilan Karaman'ı saygı ve sevgiyle anıyoruz.Bu rapor,kadınların
— ÖHD Amed (@ohdamed) March 9, 2026
yaşam hakkını tehdit eden yapısal erkek şiddetini görünür kılmak,adalet talebini büyütmek ve toplumsal
dönüşümü sağlamak sorumluluğuyla
oluşturulmuştur.Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Raporun tamamı… pic.twitter.com/lFHRS7szR4
“Olay günü partner şiddeti yaşandı”
Rapora göre Karaman, olay günü sabah saatlerinde yakın çevresini arayarak partneri Mazlum Toprak tarafından tehdit edildiğini söyledi.
Tanıkların aktardığı iddialara göre Dilan Karaman, telefon fırlatılarak uyandırıldı, saçları çekildi, bıçakla tehdit edildi ve evden kovuldu. Tanık anlatımlarına göre Karaman ayrıca “Keşke kendini benim gözümün önünde öldürsen” sözünü duydu. Karaman’ın partneri Mazlum Toprak ise fiziksel şiddet uyguladığını reddetti; ancak tehditte bulunduğunu ve ölüm çağrışımı içeren sözler söylediğini kabul etti. Komisyon, bu durumun Karaman’ın psikolojik kırılganlığını artıran önemli bir tetikleyici olduğunu belirtti..
Hastaneye sevkte gecikme
Raporda olay günü sağlık müdahalesinin geç gerçekleştiği de vurgulandı.
Tanıklara göre Karaman yüksek doz ilaç aldıktan sonra arkadaşlarını aradı. Partneri Mazlum Toprak ise saat 13.00 civarında eve gitti. Hastaneye sevk yaklaşık 16.00’da gerçekleşti.
İlk çağrıda ambulans ve kolluk ekiplerinin “bilinci açık olduğu için zorla müdahale edilemeyeceğini” söylediği belirtildi.
Komisyon, intihar girişimlerinin acil durum sayıldığını ve bu nedenle müdahalenin gecikmesinin “ağır hizmet kusuru”olabileceğini kaydetti.
Kurumsal baskı ve mobbing iddiaları
Raporda Dilan Karaman’ın çalıştığı bazı kurumsal yapılarda sistematik psikolojik baskıya maruz kaldığına dair tanıklıklar yer aldı. Tanıklara göre Karaman kurum içi iletişimden dışlandı, herkesin önünde azarlanıp küçük düşürüldü, emeği değersizleştirildi ve kapasitesinin üzerinde iş yükü aldı. Komisyon, bu anlatımların birbirini doğruladığını ve “süreklilik gösteren ağır bir mobbing örüntüsü” oluşturduğunu belirtti.
Politik yalnızlık
Raporda Karaman’ın yaşadığı deneyim “politik yalnızlık” kavramıyla tarif edildi.
Komisyona göre bu yalnızlık, kişinin çevresinde insan olmamasından değil; kriz anında gerçek dayanışmanın gerçekleşmemesinden kaynaklanıyor.
Komisyona yansıyan iddialardan birinin de bölgede faaliyet gösterdiği öne sürülen uyuşturucu ve fuhuş çetelerine ilişkin olduğu belirtildi. Raporda, bu yapıların özellikle politik kimliğe sahip kadınları ve gençleri hedef aldığı, tehdit ve şantaj yoluyla baskı kurduğu yönünde iddialar bulunduğu ve bu iddiaların daha geniş kapsamlı biçimde araştırılması gerektiği ifade edildi.
Komisyon, söz konusu iddialar hakkında kesin bir hüküm kurmadığını vurguladı. Bununla birlikte, örgütlü suç yapılarının toplumsal etkilerinin araştırılmasının ve kadınlar ile gençler için bağımsız destek ve korunma mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Raporda, Dilan Karaman’ın ölümüne giden sürecin yalnızca bireysel bir mesele olarak ele alınamayacağı belirtildi. Sürecin çalışma rejimi, yönetsel yapı, denetim mekanizmaları ve politik ilişkilenme biçimleriyle bağlantılı olduğuna işaret edilerek yapısal dönüşüm çağrısı yapıldı.
Bu kapsamda danışmanlık ve çalışma sisteminin açık görev tanımları, eşitlikçi bir yaklaşım ve net yetki sınırlarıyla yeniden düzenlenmesi gerektiği ifade edildi. Ayrıca mobbing ve benzeri psikososyal ihlallere karşı bağımsız, güvenli ve yaptırım gücüne sahip denetim mekanizmalarının kurulması gerektiği vurgulandı.
Dayanışma
Raporda kriz anlarında dayanışmanın önemine de dikkat çekildi. “Bir kadın ‘çok kötüyüm’ dediğinde bu bir sohbet değil, alarmdır. Bir kadın ‘burada güvende değilim’ dediğinde bu bir duygu değil, acil durumdur” ifadeleriyle, söz konusu durumlarda fiili ve koruyucu dayanışmanın hayati olduğu belirtildi.
Raporun sonuç bölümünde ise Karaman’ın kaybının yalnızca tek bir failin ya da tek bir kurumun sorumluluğuyla açıklanamayacağı ifade edildi. Olay sonrası dijital medyada yükselen öfke ve adalet talebinin önemli olduğu belirtilirken, asıl kritik olanın bu duyarlılığın kriz anlarında somut koruma ve dayanışmaya dönüşebilmesi olduğu vurgulandı.
Rapora tepkiler
Dilan Karaman’ın ablası Gönül Karaman X’teki paylaşımında raporu kabul etmediğini belirtti ve şöyle dedi:
“Dilan Karaman’ın ailesi olarak failleri koruyan bu raporu kabul etmiyoruz. Raporun derhal geri çekilmesini talep ediyoruz.”
İnsan hakları savunucusu avukat Eren Keskin de ailenin talebinin kabul edilmesi gerektiğini söyledi:
“Gönül Karaman, Dilan’ın sadece ablası değil, mücadele arkadaşı. Ömrünü Kadın kurtuluş mücadelesine adamış bir Kürt kadın. Çok üzgün belli çok kırgın. Talebine saygı gösterilmeli.”
İnsan hakları savunucusu Besna Tosun da şöyle dedi:
"Ailenin talebi yerine getirilsin; rapor geri çekilsin ve raporda adı yazılmayan milletvekili Saliha Aydeniz istifa etsin. #DilanKaraman"
Menekşe Kızıldere şöyle dedi:
“Rapor için elinize sağlık. Dilan hakkında kamusal açıklanan geçmiş ile ilgili detaylı travma ve psikolojik durum bilgileri, gerekli miydi? Gerçekten bilmiyorum. Bilmediğim için soruyorum. Dilan hakkında geçen geçmiş psikolojik durumu ve travma kısmı, tedavisine yönelik detaylar Beni rahatsız etti. Bu bilgiler gerekli miydi? Bilgisi olan arkadaşlar bizleri aydınlatsın.”
Çok sayıda sosyal medya kullanıcısı da raporda adı geçenlerin görevlerinden istifa etmesi çağrısı yaptı.
Raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz.
Saliha Aydeniz'in açıklaması
Adı geçen DEM Parti Milletvekili Saliha Aydeniz de X'te şu açıklamayı yaptı:
"Dilan için kurulan komisyon çalışmasını bitirip kamuoyuna raporunu paylaştı. Öncelikle belirtmek isterim ki Komisyon çalışmasına gölge düşürmemek , yaptıkları çalışmanın bağımsız yürümesi adına kamuoyuna özellikle tek kelime etmedim .Şimdi Dilan’ın çalışma arkadaşı olarak bu konuya ilişkin kamuoyuna bir şeyler söylemeyi bir borç bilirim.
11 Kasım saat 18.59 da aldığım bir telefonla sevgili Dilan ın bir kaza sonucu hastanede olduğu bilgisini aldım.Hemen hastane yetkilileriyle görüşüp durumunu öğrenmeye , yapılması gerekenler için konuştuğumda aslında o tatlı canına kıydığını öğrendim. Telefonun ucundaki acil sorumlusu doktor Dilan’ın hastaneye geç getirildiğini ifade etmişti. Ben Ankara daydım ve sabahı Diyarbakır a gelip hastaneye geçtim . Aynı gün Dilan’ ı ziyaret ettim bilinci bulanık olmakla beraber sesli uyarılarıma cevap vermesi büyük umut oluşturdu . İlk günden 27 Kasım gününe kadar hep “ Dilan gençtir toparlar” umuduyla uyanmasını aile, sevenleri, yoldaşları olarak bekledik .Ama maalesef olmadı ve Dilan’ ı 16 gün sonra 27 kasımda kaybettik .
Komisyonun tespitleri ve ortaya koyduğu durumlar karşısında yaşadıklarını göremediğimi , hissiyatla değil teknik yaklaştığımı, günlük yoğunluklar içerisinde özel zaman ayırmadığımı belirtmek isterim. Bir ekip olma yaklaşımıyla çalışalım dediğim halde bu ekip olma durumuna sadece iş odaklı yaklaştığımı belirtmeliyim .
Her şeyden önce ben 2,5 yıldır birlikte çalıştığım danışmanımın, kadın arkadaşımın içinde bulunduğu sorunlarını bilmediğim , yanında olamadığım için bu sonuçtan bende sorumluyum. Çalışma koşullarımız yoğun ve zaman zaman stresliydi. Ben bu yoğun ve stres içinde Dilanı anlayan , zaman zaman sohpet eden olmadım .
Dilan’ ı kaybettikten sonra yaşadıklarını , ilişikimizi, çalışma şeklimizi, beraber geçirdiğimiz zamanı çok düşündüm. İçinde kopan fırtınalar olmasına rağmen cıvıl cıvıl, özveriyle çalışma azmi vardı.
Çoğu zaman yaptığı çalışmalara, özverisine teknik yaklaştığımı , yoğunluk ve koşuşturma içinde görmezden gelmiş olduğumu düşünmekteyim. Yani bunca zaman birlikte çalış ama hasassiyetlerini , beklentilerini anlamamış olmak Dikan’la arkadaş olamamış olduğum gerçekliğini açığa çıkarmıştır. Bunları yeterince yapmış olsaydım, arkadaş olabilseydim, iş dışında daha fazla zaman ve mekan paylaşsaydım belki sonuç böyle olmayacaktı.
Dilan ‘ın o hep gülen yüzü artık olmayacak. Bu çok ağır.
Bu kadar kadın hakları mücadelesi veriyorken yanı başımdaki kadın arkadaşı görmemiş olmak kendimi , kurduğum ilişki şeklini sorgulatmıştır.
Bu ağırlığı Dilan’ın vefatından buyana hep yaşadığımı , yaşamayada devam edeceğimin bilinmesini isterim .
Önemli olan ağır ve bir o kadar sarsan bu durum karşısında birlikte çalıştıklarım, yaşadıklarımla kurduğum ilişkilerde daha hassas ve duyarlı olmayı kendime destur ettiğim ve edeceğimdir."

Dilan Karaman, Van'da toprağa verildi
(EMK)






