“Dicle’nin Sürgünleri / Hawara Dîcleyê” sergisi, Dicle Havzası’nda farklı dönemlerde yaşanan politik şiddet, zorla yerinden edilme ve ekolojik yıkımı nehrin tanıklığı üzerinden ele alıyor. Sergi, 11 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında Diyarbakır’da ziyaret edilebilecek.
Yıkıntılar Arasında ve Arazi Assembly tarafından hazırlanan “Dicle’nin Sürgünleri / Hawara Dîcleyê” sergisi, Dicle Nehri’ni hafızanın taşıyıcısı olarak ele alıyor. Sergide Batman, Mardin, Diyarbakır, Şırnak ve Cizre’yi kapsayan Dicle Havzası’nda farklı dönemlerde yaşanan yıkım ve tahribat; araştırmacılar, kent ve kalkınma uzmanları ile sanatçıların çalışmaları üzerinden inceleniyor.
Serginin açılışı 11 Eylül Cuma günü saat 17.00’de, Diyarbakır’daki Çand Amed, Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılacak. Sergi, 11 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek.
Dicle, şiddetin ve yıkımın tanığı
Sergi, adını ve çıkış noktasını yazar Mehmed Uzun’un “Dicle’nin Sürgünleri” adlı eserinden alıyor. Uzun’un Dicle Nehri’ni bölgede yaşanan politik şiddet ve toplumsal olayların tanığı olarak konumlandıran yaklaşımı, serginin kavramsal çerçevesinin temelini oluşturuyor.
Bu yaklaşımda Dicle yalnızca bir coğrafi unsur değil; hafızanın, yıkımın ve direnişin taşıyıcısı olarak ele alınıyor. Sergi de insan merkezli tanıklık anlayışının ötesine geçerek su, hayvanlar, bitkiler ve arazi gibi insan olmayan varlıkların yaşanan yıkımlara ilişkin tanıklıklarını düşünmeye çağırıyor.
Serginin odağında, Dicle Havzası’nda yıllar boyunca meydana gelen politik, ekolojik ve mekânsal dönüşümler bulunuyor. Nehir üzerindeki müdahalelerin ekosistem üzerindeki etkileri, bazı hayvan türlerinin yok olma tehdidi, göçmen kuşların güzergâhlarındaki değişimler ve tarım alanlarının zarar görmesi bu başlıklardan bazılarını oluşturuyor.
Ilısu Barajı’nın inşasıyla Heskif/Hasankeyf’in büyük bölümünün sular altında kalması, köylerin ve mera alanlarının yerinden edilmesi de serginin ele aldığı yıkım süreçleri arasında yer alıyor. Dicle Havzası’ndaki yaşam alanlarının bugün de madencilik, güneş enerjisi ve organize sanayi projeleri gibi farklı müdahalelerin tehdidi altında olduğu vurgulanıyor.
“Felaket sonrası nasıl hatırlanır?”
Sergi, politik şiddet, zorunlu yerinden edilme ve ekolojik yıkımın ardından hafızanın nasıl kurulabileceğine ilişkin sorular soruyor.
Bu kapsamda, Dicle’nin felaketlerle değişen manzarasına nasıl tanıklık edilebileceği, insan ötesi varlıkların yaşanan yıkımları nasıl anlatabileceği ve mekânların geçmişten geleceğe hangi izleri taşıdığı araştırılıyor.
Sergide karşı-arşivler, imge akışları, video-denemeler, fanzinler, performanslar ve atölyeler gibi farklı yöntem ve ifade biçimleri bir araya geliyor. Sergi süresince sanatçılar tarafından kamusal atölyeler de düzenlenecek.
İki kolektifin ortak çalışması
Serginin düzenleyicilerinden Yıkıntılar Arasında, İstanbul, Diyarbakır, Mardin ve Hatay’da farklı disiplinlerden araştırmacı, sanatçı ve kültür üreticilerini bir araya getiren bir araştırma ve sanat inisiyatifi. İnisiyatif, politik şiddetin izlerini taşıyan yıkım alanları, hafıza, tanıklık ve insan ile insan olmayan varlıkların ilişkileri üzerine çalışmalar yürütüyor.
Mardin merkezli Arazi Assembly ise 2014 yılında kuruldu. Disiplinlerarası araştırmacı, sanatçı ve mimarlardan oluşan kolektif, eleştirel mekân pratikleri üzerine çalışmalar gerçekleştiriyor.
Sergide Aşkın Ercan, Delal Eken, Rozelin Akgün, Nejbir Erkol, Seda Gecü ve Servet Kaplan (Yıkıntılar Arasında) ile Leyla Keskin, Yıldız Tahtacı, Pelin Tan, Özge Çelikaslan, Ruken Aydoğdu, Yelta Köm, Merve Gül Özokçu ve Zelal Gezici (Arazi Assembly) yer alıyor.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin mekân desteğiyle gerçekleştirilen sergi; Tarabya Kültür Akademisi, Sivil Düşün ve Ankara Goethe Enstitüsü tarafından destekleniyor.
Sergi: Dicle’nin Sürgünleri / Hawara Dîcleyê
Tarih: 11 Eylül-11 Ekim 2026
Açılış: 11 Eylül 2026, 17.00
Yer: Çand Amed, Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi, Diyarbakır
(EMK)

