PKK kurucularından ve KCK Yürütme Konseyi Üyesi Murat Karayılan, dün (26 Ocak) akşam Stêrk TV yayınında Suriye’deki güncel gelişmeleri değerlendirdi.
Şam’ın 6 Ocak’ta Halep’teki Kürt mahallelerine başlattığı saldırının “sıradan” olmadığını vurgulayan Karayılan “I. Dünya Savaşı’ndan sonra, Sykes-Picot Anlaşması’na dayanarak bölgeyi dizayn etmek istediler. O zaman bu dizayn Suriye’den başladı. Bu anlamda Suriye’nin bölgede bir önemi vardır. Şimdi de bölgenin yeniden dizaynına yine Suriye’den başladılar,” dedi.
Karayılan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar ortaklığında; ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi devletlerin de onay verdiği bir plan kapsamında, “Kürtlere yeni dizaynda yer verilmek istenmediğini” öne sürdü.
“15 Şubat komplosu gibi”
Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre, Karayılan, açıklamasına şöyle devam etti:
“Bu süreç içerisinde QSD ve Şam hükümeti arasında diyaloglar vardı. 6 Ocak’ta ise nedensiz bir biçimde Halep’e dönük saldırılar başladı. Sonrasında, birçok kez savaşın durmasına dönük müdahaleler olmasına ve ateşkesler ilân edilmesine rağmen, bunların hiçbirisine uymadılar ve saldırıya devam ettiler. Açık ki, bu bir komplo ve büyük bir plandır, esasında yeni bir dizayn vardır. Göz önünde olan ise, bu dizayn içerisinde Kürtlerin yerinin olmamasıdır. Aynı zamanda bu komplo, tıpkı 15 Şubat komplosu gibidir.”
Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) “halkların kardeşliğine dayalı projesinin çöktüğü” yönündeki görüşleri, “milliyetçi ve dar” bir yaklaşım olarak yorumlayan Karayılan, “Halkların kardeşliği ve demokratik ulus çizgisi yanlış değildir. QSD’ye sırtını dönenler, egemen tabakadan aşiret şeyh ve reisleriydi; onların Arap halkının tümü olduğunu belirtemeyiz, Arap şeyhleri, kim güçlüyse onun tarafını tutuyorlar. Vakti zamanında Baas rejimi güçlüydü, onun tarafındaydılar; sonra DAİŞ geldi, ona katıldılar,” dedi.
“QSD’yi satın alamadıkları için bir satma da söz konusu değildir”
Karayılan’ın açıklamasından öne çıkan diğer başlıklar şöyle:
- “Şayet QSD’yi satın almışlarsa, sattıklarından söz edilebilir. Açık ki QSD’yi satın alamadıkları için bir satma da söz konusu değildir. Bu çerçevedeki yorumlar doğru değildir.”
- “Uluslararası Koalisyon sürekli demokrasi yanlısı olduklarını belirtiyor, ‘halkların özgürlüğünün arkasındayız, halkların haklarından yanayız’ diyorlardı. Ancak Suriye’de görüldü ki, kökeni El Kaide’den gelen, yapay bir Selefi örgütü esas aldılar ve demokratik bir yapı olan QSD’yi ise desteklemediler, yalnız bıraktılar. İşte bu ikiyüzlülüktür. DAİŞ’in tekrar dünyanın başına bela olmasına yol verdiler.”
- “Biz hareket olarak hiçbir zaman böylesi ilişki ve devletlere güvenmedik. Apocu hareket olarak, bölgemiz Ortadoğu’da sürekli bir biçimde bağımsız bir siyaseti yürüttük. Bizler sürekli kendi öz gücümüze dayanmalıyız ve devletlerin değil kamuoyunun desteği temelinde hareket etmeliyiz. Kamuoyu bugün bir güçtür. Devletlere de söz geçirebilir.”
- “QSD yenilmemiştir; QSD’ye dönük büyük bir saldırı vardır ve halen direnmektedir. Bir komplo vardır ve QSD bu komploya karşı direniyor. Kuzey-Doğu Suriye yönetimi ve QSD Komutanlığı, bu büyük komployu acaba ne zaman hissettiler, bunu tam bilemiyoruz. Ancak açık ki vaktinde hissedememişler. Buradan şu belirtilebilir; şayet derin bir öngörü olsaydı, durum daha farklı ele alınabilirdi. Dolayısıyla çok daha öncesinden hissetmek gerekiyordu. Bu belki bir eleştiri konusu olabilir. Yoksa geri çekilme yanlış değildi. Bu geri çekilme onların bir oyununu da boşa çıkardı.”
“Kamuoyu desteği için çalışılmalı”
- “QSD yenildi diyorlar. Zaten QSD bu şehirlerde savaş kararı vermemişti; geri çekilme kararı verdi. Şimdi QSD, Kürdistan sınırlarına çekildi ve orada mevzilendi.”
- “Bunlara meydan verilirse, katliam yapacaklar. Ben kendi adıma oranın direnişçilerine, savunma güçlerine, YPG-YPJ ve QSD savaşçılarına sonuna kadar inanıyorum; Kobanê’yi koruyacaklardır. Bizler devletlere değil, kendi öz gücümüze inanmalıyız. Fakat dünyadaki sol-sosyalist, demokrasi yanlısı kesimlerin desteğine de inanmalıyız.”
- “Kamuoyu desteği için de çalışılmalı. Kamuoyunun ne için çalışması gerekiyor? Birincisi, Kobanê üzerindeki kuşatmanın kaldırılması; ikincisi, Kobanê ve Cizre arasında daimi bir koridorun açılması; üçüncüsü, Kobanê’nin korunması için uluslararası düzeyde havadan gözetleme olması.”
- “Özellikle son bir haftadır dört parça Kürdistan’da ve başta Avrupa olmak üzere ülke dışında, gerçekten de halkımızın ayağa kalkışı kutlamaya layıktır. Değerli halkımızı saygı ve hürmetle selamlıyorum. Gerçekten de başta Güney Kürdistan olmak üzere Kuzey Kürdistan’da, yine ülke dışındaki halkımızın göstermiş olduğu ulusal ruh, çok anlamlı ve değerlidir. Şimdi bazı enternasyonalistler Rojava’ya gitmek istiyorlar. Halkımızın ve dostlarının duruşu çok anlamlıdır. Fakat gerek Avrupa’da, gerekse de Kuzey Kürdistan ve Türkiye’deki gençlerimiz provokasyonlara karşı duyarlı olmalıdırlar. Oyuna gelmemeliler.”
- “Şimdiye kadar bunlar kaç defa ateşkes ilan ettilerse de hiçbirine bağlı kalmadılar. Halkımız, kamuoyu, 15 gün uzatılan ateşkese fazla güvenmesinler. Eğer olursa tabii iyidir. Biz bunu destekliyor, savaş değil barış olsun istiyoruz. Hiçbir örgütsel bağımız yoktur; fakat Kürtler olarak sonuna kadar bunu destekliyoruz. Halkımız ve özellikle oradaki savunma güçleri sırtlarını buna yaslamamalılar. Tedbirlerini almalıdırlar. Rojava yanlısı herkes, dünyanın dört bir yanındaki enternasyonalist dost ve yoldaşlar mevcut hareketliliklerini durdurmamalıdırlar.”
(TY)

