DEM Parti Siirt Milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş, Siirt’in Eruh ilçesinde 15 yaşındaki bir çocuğun cinsel istismara uğradığı iddiasına ilişkin davayı Meclis gündemine taşıdı.
Sarıtaş, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru önergesi sundu.
Sarıtaş, önergesinde Z.Ç.’nin kayınpederi olan korucu İzzettin Yardım tarafından sistematik biçimde cinsel istismara uğradığını, Adli Tıp Kurumu raporu ve DNA incelemesinin doğan çocuğun biyolojik babasının sanık olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Yerel mahkeme, çocuğun sanıktan olduğunu kabul etmesine rağmen “kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği” gerekçesiyle beraat kararı verdi. İstinaf mahkemesi bu kararı bozdu ve yeniden yargılama istedi. Ancak son duruşmada mahkeme davayı düşürdü.
Sarıtaş, Bakan Gürlek’e şu soruları iletti:
DNA raporuna rağmen verilen beraat ve ardından gelen düşme kararı, yargının maddi gerçeklikle bağını kopardığını mı gösteriyor?
Sanığın muhtar ve korucu kimliğiyle kurduğu silahlı tehdidin, şikâyet süresini engelleyen bir neden olarak neden değerlendirilmedi?
İstinafın bozma kararına rağmen yerel mahkemenin düşme kararı vermesi, “çocuğun korunması” ve “etkin soruşturma” ilkeleriyle bağdaşıyor mu?
Aynı dosyada çocuğun sanıktan olduğunun kabul edilmesine karşın cezalandırma yoluna gidilmemesi, delil takdiri yetkisinin sınırlarını aşıyor mu? Bakanlık bu karara ilişkin inceleme başlatacak mı?
Sanığın korucu olması yargılama sürecinde fiili bir koruma sağladı mı? Bu tür kararlar toplumda cezasızlık algısını güçlendiriyor mu?
Sarıtaş, önergesinde özellikle kamu görevlilerinin karıştığı cinsel istismar davalarında cezasızlık algısının derinleştiğine dikkat çekti ve Bakanlığın sürece ilişkin tutumunu sordu.
Ne Olmuştu?
2003 yılında Siirt'in Eruh'un ilçesine bağlı bir köyde, korucu ve muhtar olan İzzettin Yardım’ın, o dönem 15 yaşında olan ve oğlunun evli olduğu Z.Ç.’ye sistematik şekilde cinsel istismarda bulunduğu iddia edildi. Z.Ç.’nin uzun süre tehdit ve baskı altında tutulduğu, sanığın görev ve nüfuzunu kullanarak mağduru susturduğu belirtildi.
Yeniden görülen davanın 3’üncü duruşması Siirt 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmada sanık hazır bulunmazken, avukatlar sanığın en üst dereceden cezalandırılmasını ve tutuklanmasını talep etti. Avukatlar, DNA raporlarının sanığı işaret ettiğini, sanığın silah bulundurduğunu ve mağduru tehdit ettiğini vurguladı. Tanık beyanlarının da iddiaları desteklediği ifade edildi.
Ancak mahkeme, tutuklama talebini reddederek davanın zaman aşımı gerekçesiyle düşürülmesine karar verdi. Karara karşı istinaf yolu açık bırakıldı.
Duruşma sonrası yapılan açıklamada, karara itiraz edileceği ve adalet mücadelesinin sürdürüleceği belirtildi.
(EMK)







