Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, 14-15 Ekim 2026’da İstanbul ve Kocaeli’de yaşanan sel felaketinin sonuçlarını ağırlaştıran kentleşme politikalarının ve kamusal sorumlulukların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) araştırma önergesi verdi.
Önergede, sel felaketinde aralarında 14 yaşında bir çocuğun da bulunduğu 10 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda ev ve işyerinin sular altında kaldığı hatırlatıldı. İstanbul Valiliği’nin kentin son 84 yılın en yüksek yağışını aldığını açıkladığı belirtilirken, aşırı yağışın dere yataklarının imara açılmasının, plansız yapılaşmanın ve kamu kaynaklarının altyapı yerine rant projelerine aktarılmasının yarattığı sorunları ortadan kaldırmadığı vurgulandı.
“Dere vadileri rant alanlarına dönüştürüldü”
Önergede, selin dere yatakları ve doğal drenaj sistemleri üzerindeki yapılaşmanın yarattığı riskleri yeniden görünür kıldığı ifade edildi.
Çevre düzeni planı raporunda taşkın riski nedeniyle yapılaşmanın yasak olduğu belirtilen Cendere Vadisi’nin, 2011’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi kararıyla imara açıldığı hatırlatıldı. Vadideki bir projenin otoparkının sel sırasında su altında kaldığı belirtildi.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi’nin açıklamasına da yer verilen önergede, Ayazağa’da dere yatağı ve orman alanı üzerine inşa edilen bir alışveriş merkezini su bastığı; bir öğrenci yurdunun, metro istasyonlarının ve Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi’nin de selden etkilendiği aktarıldı.
TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu’nun verilerine göre, kentte dokuz alışveriş merkezi, 16 üniversite kampüsü, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi ile çok sayıda organize sanayi bölgesi dere yataklarında inşa edildi.
Önergede, kamu yatırımlarıyla özel sektör projelerinin aynı yapılaşma anlayışı içinde değerlendirildiği belirtilerek, “Suyu taşıyan, kentin ortak yaşam alanı olan dere vadileri, imar kararlarıyla rant üretilecek alanlara dönüştürülmektedir” denildi.
İmar afları ve dere ıslahı eleştirisi
Önergede, emsal artışları, plan bütünlüğünü bozan değişiklikler, derelerin kutu menfezlerle kapatılarak üzerlerinin yol, otopark ve yapı alanlarına dönüştürülmesi ile imar aflarının taşkın riskini artırdığı kaydedildi.
İnşaat Mühendisleri Odası’nın uyarısına atıf yapılan önergede, 2018’de teknik inceleme yapılmadan yapı kayıt belgeleri düzenlendiği belirtildi. Plan kararlarıyla yaratılan ekonomik değerin sermayeye aktarılırken geçirimsizleşen toprak ve daraltılan dere yataklarının yarattığı riskin kamuya ve yurttaşlara yüklendiği ifade edildi.
Kuzey Ormanları ve Kanal İstanbul da gündemde
Önergede, ekolojik tahribatın kent içindeki derelerle sınırlı olmadığına dikkat çekildi. Kuzey havzalarındaki orman kaybı ve yapılaşmanın yağmur suyunun tutulmasını ve toprağa sızmasını sağlayan doğal işlevleri zayıflattığı belirtildi.
Köprü, otoyol ve havalimanı projelerinin ormanlar ve su havzaları üzerindeki doğrudan etkilerinin, bu projelerin tetiklediği yeni yapılaşmayla birlikte incelenmesi istendi.
Selin ardından yeniden gündeme gelen Kanal İstanbul’a bağlı plan ve yapılaşma kararlarının da Sazlıdere Havzası’nın ekolojik ve hidrolojik bütünlüğü üzerindeki etkileri bakımından değerlendirilmesi talep edildi.
“Kamusal hesap verebilirlik sağlanmalı”
Önergede, kamusal sorumluluğun yalnızca dere ıslahındaki eksikliklere ve bireysel kusurlara indirgenmesinin, riski ortaya çıkaran imar, yatırım ve kaynak tahsisi politikalarını denetim dışında bıraktığı belirtildi.
Merkezi yönetimin planlama ve yatırım kararlarıyla belediyelerin planlama ve ruhsatlandırma işlemlerinin, altyapı kurumlarının uygulamalarıyla birlikte incelenmesi gerektiği ifade edildi. Meslek odalarının bilimsel uyarılarının karar süreçlerinde etkisiz kalmasına yol açan siyasi ve ekonomik tercihlerin ortaya çıkarılmasının önemine dikkat çekildi.
Güvenli barınma hakkı için yasal önlem talebi
Araştırma komisyonunun, etkilenen havzalardaki plan, imar, ruhsat, imar affı ve yapı kayıt belgesi kararlarını taşkın tehlike haritaları ve geçmiş uyarılarla karşılaştırması istendi. Bu kararların kimler lehine ekonomik değer artışı yarattığının ve afet zararlarının kimlere yüklendiğinin belirlenmesi talep edildi.
Önergede ayrıca dere yataklarının ve taşkın alanlarının tüm plan kademelerinde yapılaşmaya kapatılması, kapatılmış derelerin doğal akışına kavuşturulması ve Kuzey havzalarını tehdit eden projelerin yeniden değerlendirilmesi için yasal ve idari önlemler alınması gerektiği vurgulandı.
Riskli alanlarda yaşayanların, kiracılar da dahil olmak üzere, mülksüzleştirilmeden güvenli barınma hakkının güvence altına alınması istendi. Afet sonrası onarımın yeni bir rant ve mülksüzleştirme sürecine dönüşmesinin önlenmesi gerektiği belirtilen önergede, etkilenen yurttaşların yanı sıra meslek odalarının, emek ve ekoloji örgütlerinin de görüşlerinin alınması çağrısı yapıldı.
Çiçek, önergesiyle sel felaketinin nedenlerinin bütünlüklü biçimde araştırılmasını ve kentin ortak yaşam alanlarını koruyan, toplumsal ihtiyaçları esas alan kamusal planlama politikalarının belirlenmesini talep etti.
(EMK)



