Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları Oruç, siyasi parti ziyaretleri kapsamında Ankara’da YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile bir araya geldi. YENİ Parti Genel Merkezi’ndeki görüşmenin ardından üç isim açıklama yaptı.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları Oruç ve Tuncer Bakırhan ile açıklama yapıyoruz. https://t.co/S40gHDkAMj
— Özgür Özel (@eczozgurozel) October 19, 2026
Görüşmede Barış ve Demokratik Toplum Süreci, demokratikleşme adımları, ekonomik kriz, 2027 yılı bütçesi ve gündemdeki siyasi gelişmeler ele alındı. Açıklamalarda, fon vurgununa ilişkin soruşturmanın kapsamının genişletilmesi ve sorumluların açığa çıkarılması gerektiği de vurgulandı.
Özel: Ülkeyi fon vurguncularına soydurmuş bir iktidarla karşı karşıyayız
Özgür Özel, muhalefetin farklı siyasi görüşlere sahip olsa da diyalog kanallarını açık tutması gerektiğini söyledi. Türkiye’de demokrasinin, muhalefetin hem toplumsal hem de siyasi alanda özgürce çalışabilmesiyle ölçüleceğini belirten Özel, iktidarın muhalefeti susturmak ve baskı altına almak için elindeki imkânları kullandığını söyledi.
Özel, siyasi partilerin temel meseleleri birlikte ele almasının önemine dikkat çekerek Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin şöyle konuştu:
“Türkiye’deki barış sürecinde, terörün sona ermesinde, silahların bırakılmasında, çatışmaların bir daha geri gelmemek üzere son bulmasında bu topraklar üzerinde yaşayan hiç kimsenin zararı yoktur. Buradan herkes faydalı çıkar, kârlı çıkar. Hem ülke yeni acıları yaşamaz hem de bundan sonra silahlanmaya, savunma harcamalarına, terörle mücadeleye değil, kalkınmaya bütçe ayrılır. Ülkenin geleceğine yatırım yapılır.”
Özel, bu sürecin başarıya ulaşmasıyla Türkiye’de yaşayan herkesin farklılıklarıyla birlikte, kardeşçe yaşayabileceği huzurlu bir ortamın kurulabileceğini söyledi.
“Demokratikleşme adımları bir an önce atılmalı”
Özel, Meclis’te üzerinde uzlaşılan komisyon raporunun demokratikleşme adımlarını içeren bölümünün uygulanmasını istedi. Rapora imza atan siyasi partilerin harekete geçmesi gerektiğini belirten Özel, seçilmişlerin hâlâ cezaevinde bulunduğunu, belediyelere atanan kayyımların görevlerini sürdürdüğünü ve yargı kararlarının uygulanmadığını söyledi.
Osman Kavala hakkındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını hatırlatan Özel, Tayfun Kahraman hakkında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararın da yerine getirilmesi gerektiğini belirtti.
Özel, “Yapılması gereken iş, derhal uygulamak ve benzer dosyaları uygulamak” dedi. Demokratikleşme adımlarının, komisyon raporuna imza atan bütün siyasi partilerin sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Gazetecilere yönelik operasyonları ve ifade özgürlüğüne dönük kısıtlamaları da eleştiren Özel, muhalefetin sesini duyurmasının zorlaştırıldığını söyledi. Halk TV’nin yayınlarına yönelik müdahaleye de değinen Özel, muhalefetin farklı kesimlerine alan açan bir kanalın susturulmasının siyasi tartışma ortamını daralttığını belirtti.
Özel, iktidarın hem demokratikleşme adımlarını atmamasını hem de kendi imzasını taşıyan raporun gereğini yerine getirmemesini eleştirerek şöyle dedi:
“Bir yanda yönetme kabiliyetini yitirmiş, ülkeyi fon vurguncularına soydurmuş beceriksizlikler ya da kötü niyet dururken diğer yanda kendi attıkları imzaya dahi sahip çıkmayan, demokratikleşme adımlarını atmayan, aksine raporun yazıldığı güne göre bile çok daha geride bir Türkiye’ye taşıyan bir iktidarla karşı karşıyayız.”
Özel: Siyasi isimlerin açıklanmaması suçu örtme girişimi
Özel, gazetecilerin fon vurgununa ilişkin sorularını da yanıtladı. Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak’ın istifasının hatırlatılması ve bürokrasiden isimler gündeme gelirken siyasi isimlerin açıklanmamasının nedeninin sorulması üzerine Özel, Çakmak’ın görev yaptığı kurumları ve fondaki rolüne ilişkin iddiaları anlattı.
Özel, Çakmak’ın Türkiye Sigorta’yı zarara uğrattığını, buna karşılık kendisinin fondan para kazandığını ve kazandığı parayı daha sonra açılan “tövbe hesabına” yatırdığını ileri sürdü. Çakmak’ın 2019-2021 arasında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkan Yardımcısı, 2021-2023 arasında ise Merkez Bankası Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığını hatırlattı.
Özel, “Bir tövbe hesabı var. ‘Suçu işle, parayı al; garibanın parasını al, götür. Yakalanırsan da caminin avlusuna bırakırmış gibi parayı bırak, kurtul.’ Böyle bir çözüm yok” dedi.
Fonun işleyişi ve sorumluların kim olduğu konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini söyleyen Özel, siyasi isimlerin açıklanmamasını da eleştirdi:
“Siyasetçi isimlerin açıklanmaması suçu örtme, suçluyu koruma girişimidir. Türk Ceza Kanunu’na göre açık şekilde suç işliyorlar.”
Bakırhan: “Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük vurgunundan bahsediyoruz”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da gazetecilerin fon vurgununa ilişkin sorusu üzerine, konunun ertesi gün yapılacak parti grup toplantısının önemli gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.
Fonla ilgili sorumluların belli olduğunu belirten Bakırhan, “Ortada bilinmeyen bir durum yok; yatıran da alan da çeken de haksız kazanç elde eden de açık ve net bir şekilde ortada duruyor. Helalleşme ile olacak bir şey değil” dedi.
Bakırhan, fonda yaşananların yalnızca istifalarla ya da kazançların geri verilmesiyle kapatılamayacağını belirterek şöyle konuştu:
“Bu fon vurgununa izin veren, bulaşan, fakirin fukaranın alın terini çalan, yolsuzluk yapan herkes açığa çıkarılmalı ve yargılanmalı. Helalleşmekle sonuçlanacak bir vurgun değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük vurgunundan bahsediyoruz.”
Bakırhan, siyasi sorumluların da açığa çıkarılması gerektiğini vurgularken fon vurgununa ilişkin hesap verebilirliğin sağlanmasını istedi.
Bakırhan: Çerçeve yasa uygulanmalı, izleme kurulu oluşturulmalı
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, çerçeve yasanın kabul edilmesinin önemli bir aşama olduğunu, ancak toplumun artık yasanın uygulanmasını beklediğini söyledi.
Bakırhan, hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve sürecin ilerleyebilmesi için Meclis’e, siyasi partilere, sendikalara ve meslek örgütlerine sorumluluk düştüğünü belirtti. Süreci izlemesi öngörülen Meclis İzleme Kurulu’nun henüz oluşturulmadığını hatırlatan Bakırhan, kurulun bir an önce kurulması ve Meclis’teki bütün siyasi partilerin bu yapıda yer alabilmesinin sağlanması gerektiğini söyledi.
Bakırhan, barışın iktidarla muhalefet arasında bir rekabet konusu hâline getirilmemesi gerektiğini belirterek şöyle dedi:
“Barış iktidar ile muhalefet arasında bir rekabet başlığı olmamalıdır. Barış, 86 milyon için Türkiye’nin hem toplumsal barışını sağlaması hem de demokratik adımları atması gereken bir süreçtir. Dolayısıyla siyasi partiler arasında bir rekabet değil, tam tersine ortaklaşılması gereken bir zemin olarak görülmelidir.”
Sürecin yalnızca DEM Parti’yi ya da Kürtleri ilgilendirmediğini belirten Bakırhan, bütün siyasi partilerin sorumluluk alması gerektiğini söyledi. YENİ Parti’nin süreçteki tutumunu olumlu bulduğunu belirten Bakırhan, Özel ve parti yönetimine teşekkür etti.
Bakırhan, barış sürecinin kalıcı olabilmesi için siyasi iklimin yumuşaması ve demokratikleşmenin sağlanması gerektiğini de vurguladı. Muhalefet belediyelerine, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerden vazgeçilmesini isteyen Bakırhan, “Bir barış süreci yürütüyorsak muhalefete, basına ve ifade özgürlüğüne dönük uygulamaları bir kenara bırakmak gerekiyor” dedi.
Bakırhan: Türkiye’de de çekilmeye karşı olumlu adımlar atılmalı
Gazetecilerin, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Hewler’deki konferansa ilişkin gözlemlerini ve süreç kapsamında somut bir hazırlık olup olmadığını sorması üzerine Bakırhan, konferansa Irak’tan ve çevre ülkelerden çeşitli siyasi aktörlerin katıldığını söyledi.
Konferansta Türkiye’de yürüyen sürecin de ele alındığını aktaran Bakırhan, bazı bölgelerden çekilme yaşandığına ilişkin açıklamaları hatırlattı. Türkiye’de de bu gelişmelere karşılık olumlu adımlar atılması gerektiğini belirten Bakırhan, demokratik bir zeminin oluşturulmasının sürecin ilerlemesine katkı sağlayacağını söyledi.
Bakırhan, Türkiye’deki barış sürecinin yalnızca ülkenin sınırları içinde değil, Ortadoğu genelinde de yakından izlendiğini ifade etti. Sürecin başarıyla ilerlemesinin bölgesel gelişmeleri de etkileyeceğini belirtti.
Erken seçim tartışması: “Şu anda böyle bir gündemimiz yok”
Bakırhan, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un süreç ve erken seçimle ilgili açıklamalarına ilişkin soruya, siyasi muhataplarının Meclis’te grubu bulunan partiler ve iktidar olduğunu söyledi.
Bakırhan, “Bir siyasetçinin soruları olsaydı yanıt verirdik” dedi. DEM Parti’nin sahada ve sokakta siyaset yapan bir parti olduğunu belirten Bakırhan, Meclis’te seçim kararı alınması hâlinde partilerinin hazırlıklı olacağını ancak şu anda erken seçim gündemlerinin bulunmadığını söyledi.
Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin soruyu da yanıtlayan Bakırhan, Türkiye’nin öncelikli gündemlerinin ekonomik kriz, fon vurgunu ve barış süreci olduğunu belirtti. Seçim meselesinin gündeme gelmesi hâlinde parti kurullarında değerlendirileceğini ve tutumlarının kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.
Özel ise erken seçim için yalnızca birkaç hafta ya da bir aylık tarih değişikliğinin yeterli olmadığını belirtti. Böyle bir değişikliğin erken seçim olarak değerlendirilmesine karşı olduklarını söyleyen Özel, iktidarın yakın bir tarihte seçim önerisi getirmesi durumunda konuyu parti kurullarına taşıyabileceklerini ifade etti.
Özel, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un erken seçim için Meclis’te gerekli desteğin bulunduğuna ilişkin açıklamalarını da sorguladı. YENİ Parti’nin 91 milletvekiliyle erken seçim tartışmasında yer almayacağını söylediğini, DEM Parti’nin de bu yönde bir görüşme yapmadığını açıkladığını hatırlattı.
Özel, “Sorun, sarayda oturanların kendini Meclis’in üzerinde görmesi. Sorun, sarayda oturanların bütün kararların saraydan, tek elden verildiği ve bu kararların uygulanacağı kurşun askerlerin de Meclis’e dizildiği algısı. Biz o kurşun askerler içinde değiliz. Kimin olduğunu merak ediyoruz” dedi.
Özel, erken seçim kararının gündeme gelmesi durumunda bunu parti kurullarında değerlendireceklerini, ancak seçim tarihinin birkaç hafta ya da bir ay öne alınmasını erken seçim olarak kabul etmeyeceklerini yineledi.
(EMK)







