Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Grubu, Suriye Geçici Hükümeti’nin Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye’ye mahallelerine yönelik saldırılarını protesto etmek için Meclis'in Basın Kapısı önünde açıklama yaptı.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, öfkeli olduklarını belirterek Ortadoğu’nun insanlık suçu ile karşı karşıya olduğunun altını çizdi. Temelli, şu ana kadar en az 10 kişinin yaşamını yitirdiğini, 60’a yakın kişinin ise yaralandığını söyledi:
"İnsanlık suçu söz konusu"
"Herkes, sessizliğe gömülmüş durumda. Neyi bekliyorsunuz? 10 kişi değil, 10 bin kişinin katledilmesini mi bekliyorsunuz? Sivillere yönelik bir saldırı vardır. İnsanlık suçu söz konusudur. Bu katliamlar bir soykırıma doğru gitmektedir. En başından bu uyarıyı yapmak istiyoruz. Bu insanlık suçuna karşı herkes gerekli inisiyatifi almalı, sesini yükseltmek zorundadır. Gazze’de olanları biliyoruz. Bugün ayın şey, Halep’te de söz konusu. 2018 yılında Afrin’de söz konusu olmuştu. Ortadoğu halkları, Kürtler, Filistinliler, o bölgede yaşayan Süryaniler tehdit altındadır. Bu tehdit IŞİD tehdididir, IŞİD zihniyetidir. Üniformalarını değiştirmiş olmaları zihniyetlerinin korunmadığı anlamına gelmez. O zihniyet iş başındadır."
Türkiye'yi ve bütün garantör ülkeleri bu konuda sorumluluk ve inisiyatif almaya davet eden Temelli, şunları söyledi:
"Bu saldırıların bir an önce durdurulması gerekir. Bu konuda garantör devletler, uluslararası kuruluşlar, bu konudaki bütün kamuoyu gerekli sorumluluğu almalı, inisiyatif almalı ve sesini yükseltmelidir. Eğer bu konuda sessizliğe gömülürseniz orada insanlar katledilmeye devam edecektir. Bu, bir vicdani sorumluluk, bir ahlaki sorumluluktur. Ama buna karşılık biz ne ile karşı karşıya kalıyoruz? Buna karşılık, aslında çeşitli medya ve kurumlar eliyle yine bir algı operasyonu, yine bir yalan haber dalgası her yeri kaplamaya devam ediyor. Yok, efendim orada SDG varmış, onlara karşı bir operasyon düzenleniyormuş. Yok, efendim Suriye’nin toprak bütünlüğüymüş, yok efendim tek devletmiş. Bu tekçi anlayışın bir kez daha IŞİD eliyle maalesef sahnelendiğini görüyoruz.
Bakanlıklara tepki
Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamalarına tepki gösteren Temelli, "Adeta orayı dinamitleyen, oradaki toplumsal barışı yok etmeye çalışan açıklamaları duyuyoruz. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Buna bir an önce son vermek, sorumlu davranmak ve Suriye halklarının bir arada demokrasi içinde, barış içinde yaşayabilecekleri koşulların sağlanmasına olanak sağlayacak bir siyasete ihtiyacımız var" dedi.
Temelli, "Burada tüm siyasi partilere de çağrıda bulunmak istiyoruz. Bugün Meclis'te siyaset sorumluluk almalıdır. Türkiye'deki tüm kamuoyuna da buradan çağrıda bulunmak istiyoruz. Barolara, sivil toplum örgütlerine, sendikalara, duyarlı olan demokratik tüm kamuoyuna çağrıda bulunmak istiyoruz; bu katliama, bu insanlık suçuna sessiz kalmayın" çağrısını yaptı.
Ardından konuşan Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de, "Bir katliam riski nedeniyle bugün karşınızdayız" diyerek sözlerine başladı. Sivil halka yönelik saldırıları kınadıklarını belirten Koçyiğit, şöyle devam etti:
"Evet, bir meskun mahalde Halep'in ortasında yerleşim yerinde tanklarla, toplarla oradaki çeteler bir saldırı düzenliyorlar. Üstelik minareyi çalan kılıfını hazırlar misali yalanlarını da baştan hazırlamışlar. Neymiş efendim? Orada SDG varmış. Oysa ki yeni kurulan geçici Şam hükümeti ile SDG arasında imzalanan 1 Nisan Antlaşması var. Ve bu 1 Nisan Antlaşması nedeniyle de oradan askeri güçlerin çekildiğini bütün Türkiye kamuoyu da, bütün dünya kamuoyu da, bütün Suriyeliler de gayet iyi biliyorlar. Orada saldırının gerekçesi yapılan, bir askeri birimin, askeri bir yapının olmadığını bizzat oraya saldıranlar biliyorlar. Çünkü beraber imzaladıkları bir anlaşma var. Ama bu anlaşmayı ihlal edenler, günlerdir süren müzakere ve diyalog çağrılarına olumlu yanıt vermeyerek askeri yöntemleri tercih edenlerin tabii ki bir amaçları var.
İsrail iddialarına yanıt
"Bakın, günlerdir Türkiye’ye baktığınız zaman şu pompalanıyor. 'Efendim, Kürtler SDG ile İsrail arasında anlaşma yapmışlar.' Soruyoruz! Paris’te, Amerika’nın aracılığıyla yeni rejimle İsrail arasında yapılan anlaşmayı tartışanı gördünüz mü? Suriye’nin güneyinin İsrail’e bırakıldığını, Golan Tepeleri’nin İsrail’e bırakıldığını siz bir basın organında okudunuz mu? Kimmiş İsrail’le anlaşma yapan? Kimmiş sırtını İsrail’e dayayan? Kimmiş İsrail’le anlaşma yapıp Suriye topraklarından vazgeçen? Yalanlarla, dezenformasyonlarla, karalamalarla bugün Kürt’ün yaşam hakkı başta olmak üzere bütün hakları yok sayılmaya çalışılıyor. Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Bugün Suriye’nin barışının, bölge barışının önündeki en büyük temel taş olduğunu bu ülkedeki yönetim görmüyor mu?
"Sıkılan her kurşun bize..."
"Bugün Kürt mahallelerini kuşatmışlar ve Kürt anasını görmesin diye ellerinden geleni ardına koymuyorlar. Ama açık ve net söyleyelim; ne Suriye’deki Kürtler yalnızdır ne oradaki Aleviler yalnızdır, ne oradaki Süryaniler yalnızdır, ne oradaki Dürziler yalnızdır ne de diğer halklar yalnızdır. Bütün bu algı operasyonlarına rağmen, bütün bu kriminal odaklara rağmen biz, Suriye halklarının eşit, özgür, demokratik bir ülke kurma mücadelesinin yanında yer alıyoruz ve sonuna kadar da bu mücadeleyi destekleyeceğiz.
"Bugün Türkiye’ye düşen, oradaki çetelerin sırtını sıvazlamak değildir. Bugün Savunma Bakanlığı’na düşen, oradaki çetelere 'Yürü ya kulum' demek, 'Devam edin' demek değildir. Bugün Türkiye’ye düşen, orada kurşunlarla hedef alınan her bir Kürt’ün canının, bu ülkedeki insanların yaşamına kastetmekle aynı olduğunu görmektir. Eşrefiyê’de, Şêxmaqsûd’da ve diğer mahallelerde sıkılan her kurşun bize sıkılmıştır. Biz bunu kendimize sıkılmış bir kurşun olarak görüyoruz. Amedli’ye, İstanbullu’ya, Ankaralı’ya sıkılmış bir kurşundan farkı yoktur.
"Türkiye çatışmanın önüne geçmeli"
"Türkiye bugün gerçek anlamda Suriye'de doğru bir şey, iyi bir şey, yapıcı bir şey yapmak istiyorsa; ilk elden bu çatışmanın önüne geçmelidir. DEM Parti olarak, Kürt halkı olarak, Türkiye demokratları olarak beklentimiz budur. Buradan büyük bedellerle topraklarını korumuş, IŞİD barbarlığını yenmiş, dünyayı, insanlığı kurtarmış olan Kürtlerin dostlarına da çağrı yapıyoruz. Uluslararası kurumlara da çağrı yapıyoruz. Türkiye'deki demokratlara, devrimcilere, siyasi partilere ve vicdan sahibi olan herkese çağrı yapıyoruz. Kürde sıkılan kurşun demokrasiye sıkılmış. Kürt'e sıkılan kurşun barışa sıkılmıştır. Kürt'e sıkılan kurşun Suriye'nin geleceğine sıkılmıştır. Gelin, gelin hep beraber bu kurşunların önüne geçelim. Hiç kimse bu süreçte sessiz kalmamalıdır. Herkes Suriye halkları için, Suriye'nin geleceği için taraf olmalıdır."
(AB)

