MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Suriye’ye ilişkin açıklamalarının ardından, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) de kapsamlı bir değerlendirme yayımladı.

Bahçeli'ye göre "SDG terör örgütüdür, Suriye’de yeri yok"
Ankara’da yapıcı Suriye’de yıkıcı olunamaz!
— DEM Parti (@DEMGenelMerkezi) January 18, 2026
Merkez Yürütme Kurulumuzun açıklaması:#DefendRojava https://t.co/p7auJQejUy pic.twitter.com/ULf1rNErZv
DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, Suriye’de izlenen politikaların barış ve çözüm zeminini güçlendirmediği, aksine yeni çatışma alanları yarattığı vurgulandı.
Açıklamada, Geçici Şam Hükümeti’nin tutumunun çözüme değil çözümsüzlüğe hizmet ettiği belirtilerek, yürütülen karalama kampanyaları ve algı operasyonlarıyla diyalog zemininiň ortadan kaldırılmaya çalışıldığı ifade edildi. DEM Parti, 10 Mart Mutabakatı’nı ihlal eden tarafın Geçici Şam Hükümeti olduğunu savunarak, taahhütlerine sadık kalınmadığını dile getirdi.
DEM Parti açıklamasında, Suriye’de yaşanan krizin yalnızca askeri ya da güvenlik eksenli değil, esasen siyasi bir kriz olduğuna dikkat çekildi. Kalıcı çözümün kararnamelerle değil, demokratik ve kapsayıcı bir anayasa ile mümkün olabileceği vurgulandı. Açıklamada, Suriye’de halkların ve inanç gruplarının öz iradelerinin tanınması, haklarının anayasal güvence altına alınması gerektiği ifade edildi.
“Suriye’de yeni cephelere değil, cesur bir barışa ihtiyaç var”
Açıklamanın ilk bölümünde, Halep’te çatışmaların durdurulmasına ilişkin karara rağmen Eşrefiyê ve Şêxmeqsûd mahallelerine yönelik kuşatmanın yeniden başladığı, bölgeyle iletişimin kesildiği ve sivillerin hedef alındığına dair haberlerin kamuoyuna yansıdığı belirtildi. Sivillere yönelik ablukanın kabul edilemez bir suç olduğu vurgulandı.
Uluslararası Koalisyon ile Suriye Demokratik Güçleri’nin (QSD) Dêr Hafir’de gerçekleştirdiği görüşmelerin hemen ardından aynı bölgenin ağır silahlarla hedef alınmasının açık bir provokasyon olduğu ifade edildi. Ahmet El-Şara ve emir-komutasındaki cihatçı yapıların, Dêr Hafir’deki uzlaşı girişimlerinin ardından Tişrîn Barajı, Tabqa, Reqa ve Dêra Zor kırsalında saldırılarını sürdürdüğü kaydedildi.
DEM Parti, QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî’nin Halep’in doğusundaki güçlerini Fırat’ın doğusuna çekerek yeniden konumlandırma kararı aldığını ve iyi niyet beyanında bulunduğu saatlerde saldırıların gerçekleşmesini, müzakere zeminini dinamitlemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirdi.
Açıklamada, Geçici Şam Hükümeti’nin çözüm iradesinin sözle değil pratikle ölçülebileceği vurgulanarak, Suriye’de sadece kültürel ve sivil bazı hakların tanınmasının kalıcı çözüm için yeterli olmadığı belirtildi. DEM Parti, Alevilerin, Dürzilerin ve Hıristiyanların haklarının tanınmadığı, inanç özgürlüklerinin güvence altına alınmadığı bir sistemde toplumsal barıştan söz edilemeyeceğini ifade etti.
Bu nedenle, Suriye genelini kapsayan gerçek bir demokratikleşme perspektifine ihtiyaç olduğu, âdem-i merkeziyetçi bir yapının anayasal güvence altına alınması gerektiği dile getirildi. Farklı kimlik ve inançlardan insanların Suriye Arap Cumhuriyeti adı altında yaşamaya zorlanmaması gerektiği belirtilerek, Demokratik Suriye’nin onurlu, eşit ve özgür paydaşları olmaları gerektiği vurgulandı. DEM Parti açıklamasında, “Suriye’de yeni cephelere değil; denenmemiş, cesur bir barışa ve tüm halkların eşit olduğu bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç vardır” denildi.
“Ankara’da yapıcı, Suriye’de yıkıcı olunamaz”
Açıklamanın ikinci bölümünde Türkiye’nin rolüne özel vurgu yapıldı. Türkiye’de bir çözüm süreci yürütülürken, aynı dönemde Kuzey-Doğu Suriye’de izlenen tarafgir politikaların “tam bir siyasi riyakârlık” olduğu ifade edildi. Bir yandan barış arayışının sürdürüldüğü, diğer yandan Kürtlerin kazanımlarını hedef alan politikaların uygulandığı belirtilerek, bu çelişkili tutumun samimiyeti sorgulattığı ve sürece zarar verdiği kaydedildi.
DEM Parti, Dışişleri ve Savunma Bakanlığı başta olmak üzere yürütme erkini, Türk-Kürt ilişkilerini zedeleyen politikalardan derhal vazgeçmeye çağırdı. Suriye’de Kürtlerin statüsüne ve demokratik kazanımlarına karşı yürütülen propaganda ve yaklaşımların terk edilmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada, “Sınırın bu tarafında yurttaş dediğinize, öbür tarafında düşman muamelesi yapamazsınız” denilerek, bu yaklaşımın halkın hafızasında onarılmaz yaralar açtığı ifade edildi.
“Barış, söylemde değil uygulamada hayat bulur” denilen açıklamada, Suriye politikalarının Türkiye’deki barış iradesiyle uyumlu hale getirilmesinin elzem olduğu vurgulandı.
Öcalan vurgusu: “Daha aktif rol almasının koşulları yaratılmalı”
DEM Parti açıklamasında, 17 Ocak’ta Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeye de yer verildi. Görüşmede Suriye’deki durumun değerlendirildiği belirtilerek, Öcalan’ın devam eden çatışmaları Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni baltalama çabaları olarak değerlendirdiği aktarıldı. Sorunların diyalog, müzakere ve ortak akılla çözülebileceğine vurgu yapan Öcalan’ın, bu süreçte sorumluluk almaya hazır olduğunu net biçimde ifade ettiği kaydedildi.
Açıklamada, Öcalan’ın gidişattan son derece endişeli olduğu ve tüm taraflara sağduyu çağrısında bulunduğu belirtilerek, bu kritik süreçte daha aktif rol oynayacağı koşulların acilen yaratılması gerektiği ifade edildi.
DEM Parti’den çağrılar
Açıklamanın sonunda DEM Parti, Rojava’ya yönelik saldırıların bölgesel barışı tehdit eder boyuta ulaştığını vurgulayarak, Suriye’nin yeniden inşası sürecinde sorumluluk alan tüm devletleri Kürt-Arap, halklar ve inançlar arası barışın sağlanmasına katkı sunmaya çağırdı.
Halep’te Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik kuşatmanın kaldırılması, Dêr Hafir, Tişrîn Barajı, Tabqa, Reqa ve Dêra Zor bölgelerindeki saldırıların derhal durdurulması ve diyalog ile anayasal çözüm yolunun yeniden işletilmesi talep edildi.
DEM Parti, Suriye’de barışı savunmanın aynı zamanda Ortadoğu halklarının eşitliğini ve ortak geleceğini savunmak anlamına geldiğini belirterek, bu çizgide ısrar etmeye devam edeceklerini kamuoyuyla paylaştı.
(EMK)





