Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde gündemdeki gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Tedavi gördüğü hastanede böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitiren Salih Müslim'i de anan ve ölümünün kendilerini derinden üzdüğünü belirten Ayşegül Doğan, "Partimiz adına başta mücadele arkadaşı ve eşi Ayşe Efendi olmak üzere; Kürt halkına, Rojava ve Suriye halklarına başsağlığı ve sabır diliyoruz" dedi.

DEM Parti’den ‘12 Mart’ açıklaması: Gazi ve Kamışlı katliamlarıyla yüzleşilmeli
Doğan, yaptığı açıklamalarda PKK lideri Abdullah Öcalan için İmralı'da özel konut iddiaları hakkında kendilerine ulaşan bir bilgi olmadığını söyledi.
Doğan öte yandan yakın zamanda Öcalan ile yeniden görüşeceklerini ve konu hakkında bir gelişme olduğu takdirde bunu da duyuracaklarını söyledi ve şöyle devam etti:
"Bu sürecin ana aktörü, baş müzakerecisi, bugüne kadar atılan pek çok adımın temel sağlayıcısı, inisiyatif alanı, sorumluluk üstleneni, yıllardır bu konuda çaba sarf eden, halkların karşı karşıya gelmemesi, bir arada eşit ve özgür yaşayabilmesi için gayret gösteren Sayın Öcalan'ın özgür çalışma, yaşama ve iletişim koşulları nasıl oluşturulacak? Dünyada pek çok çatışma çözümü deneyiminde benzer durumlar yaşanmış ve böyle bir liderlik gücü bir ada hapishanesinde bu koşullarda tutulmamıştır. Tartışılması gereken temel mesele budur ve somut hukuki düzenlemelerle doldurulması gerekmektedir."
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne ilişkin de konuşan Doğan, "Daha önce de ifade etmiştik. Geldiğimiz aşama itibariyle artık hukuki ve yasal düzenlemeleri konuşmamız gereken bir aşamadır. Yine ifade edelim; Toplumsal beklenti artık bu yasal düzenleme aşamasına geçilmesi ve bunun takvimlendirilmesi, bunun çeşitli tarihlere göre ertelenmemesi yönünde" dedi.
"İki bayramın coşkusunu arttırabiliriz"
Doğan, sürece dair atılması gereken adımları yineledi:
"Daha önce de söylemiştik; Bayrama sayılı günler kaldı. Dedik ki bunu bayramdan önce yapalım ve Ramazan ayı hayırlı bir ay ve bu ayda hayırlı işlere imza atalım. Ancak görülüyor ki, bu süre zarfında Meclis’in gündemine henüz Adalet Komisyonu'na ya da işte Meclis Genel Kurulu'a böyle bir takvim bilgisi verilmedi. Bir daha çağrımızı yineleyelim; yasal düzenleme beklemeyen adımlar var, bunları yapabiliriz. Bunları yapıp Ramazan Bayramı'nda ve Newroz’da bu iki bayramın coşkusunu arttırabiliriz ve çok büyük bir haksızlığa son verebiliriz.
"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları uygulanabilir. Anayasa (AYM) kararları uygulanabilir. Siyasi tutsakların bırakılmasına dair düzenleme neden yapılmıyor. Ağır hasta mahpusları neden hala cezaevinde tutuluyor? Bu adaletsizliği gidermek için ne bekleniyor? Bir önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer Kobani davası tutsakları dışarı çıksa AİHM kararları uygulansa, Kobani kumpas davası inadından ve ısrarından vazgeçilse atılan adımlar Türkiye demokrasisine kazandırmaz mı? Bu, Türkiye'de hukukun yeniden işler hale geldiğine ilişkin önemli bir işaret olarak sayılmaz mı? Milyonlarca insan bu kararların uygulanmasını bekliyor."
Akın Gürlek tepkisi
Ayşegül Doğan, ayrıca milyonlarca oyla seçilen ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olan İmamoğlu’na yönelik yargılamanın demokrasiye müdahale ve muhalefeti tasfiye girişimi olarak görüldüğünü ifade etti.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan'ın Akın Gürlek'in yönelik İmamoğlu'na yönelik sözlerine ilişkin tepkisi şu şekilde oldu:
"Adalet Bakanı çok kritik bir zamanda oturdu Bakanlık koltuğuna. Oturduğu zaman da söylemiştik. O koltuğun gereği adaleti sağlamaktır. Ve Adalet Bakanının yapması gereken tam olarak budur. Mahkeme salonları siyaset arenası değil demişti hemen koltuğa oturduktan sonra yaptığı açıklamada. Milyonlarca oy almış bir belediye başkanının tutuklu yargılandığını unutmuş olsa gerek Sayın Bakan."
"Bu açıkça demokrasiye darbe"
Doğan, Silivri'deki duruşmaları kendilerinin de milletvekilleri ile takip ettiklerini söyledi. Ayrıca Doğan, İmamoğlu'na yapılan operasyonun toplumda, cumhurbaşkanlığı seçimlerine şimdiden yapılan bir müdahale olarak görüldüğünü kaydetti:
"Şimdi bu açıkça demokrasiye darbe, muhalefete bir tasfiye ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine şimdiden müdahale olarak görülüyor. Bunu burada ilk tutuklanma esnasında, operasyon sırasında da ifade ettik. Bu, muhalefeti dizayn etme olarak değerlendiriliyor ve böyle."
(AB)

