Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen ve öldürülen yakınlarının faillerinin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 1090’ıncı haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.
Hak savunucuları, karanfiller ve kayıpların fotoğraflarıyla meydana çıktı. Bu hafta 31 yıl önce gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç'u hatırlattı ve adalet istedi.
İnsan hakları savunucusu ve gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Berna Tosun basın açıklamasını okudu. Tosun, “Gözaltında kaybedilişinin 31. yılında Rıdvan Karakoç’u unutmadık” dedi.
Cumartesi Anneleri, 11 Şubat 2026’da göreve başlayan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye seslendi. İçişleri Bakanlığı’nın kamu düzenini sağlarken temel hak ve özgürlükleri de güvence altına almakla yükümlü olduğunu hatırlattı.
Galatasaray Meydanı’ndaki mekân yasağının ve kişi sınırlamasının kaldırılmasını istedi. Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanmasını ve barışçıl toplantılara yönelik müdahalelerin son bulmasını talep etti. Devletin kayıp yakınlarının sesini kısmak yerine hak arama özgürlüğünü koruması gerektiğini vurguladı.
Açıklamada Rıdvan Karakoç’un yaşam öyküsüne de yer verildi. 34 yaşındaki Karakoç, İstanbul’da yaşıyor ve Kürt siyasi partileri ile kültür-sanat kurumlarında çalışmalar yürütüyordu. 1994 yılında gözaltına alınan bir kişinin emniyette verdiği ifadeyi gerekçe gösteren savcılık, Karakoç hakkında yakalama kararı çıkardı. Polis, ailesinin evini gözetim altına aldı ve sık sık baskın düzenledi. Aileyi, “Rıdvan’ı getirin, yoksa gördüğümüz yerde öldürürüz” sözleriyle tehdit etti.

CUMARTESİ ANNELERİ/İNSANLARI
Rıdvan Karakoç’un Katilleri 21 Yıldır Cezasızlıktan Faydalanıyor

GÖZALTINDA KAYIPLARA KARŞI MÜCADELE HAFTASI
Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç mezarları başında anıldı
"Mücadele sürecek"

Rıdvan Karakoç, 15 Şubat 1995’e kadar ailesi ve avukatı Eren Keskin ile düzenli biçimde haberleşti. Bu tarihten sonra kendisiyle tüm iletişim koptu. Polis, ev üzerindeki ablukayı kaldırdı ve baskınları durdurdu. Aile bir daha Karakoç’tan haber alamadı.
Karakoç Ailesi, oğullarını bulmak için tüm resmi kurumlara başvurdu. Yetkililer, gözaltı iddialarını reddetti ve “Bizde yok” yanıtını verdi. Aile 110 gün boyunca iz sürdü. Sonunda Rıdvan Karakoç’un işkence izleri taşıyan bedeni Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulundu. Aile, Karakoç’un cansız bedeninin savcılık ve Adli Tıp Kurumu’ndan geçtiğini, emniyette parmak izi kaydı bulunmasına rağmen “kimliği meçhul” olarak defnedildiğini öğrendi.
Beykoz Cumhuriyet Savcılığı dosyada 31 yıl boyunca yalnızca rutin yazışmalar yaptı. Savcılık failleri tespit etmek ve yargı önüne çıkarmak için adım atmadı. Cumartesi Anneleri, devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve cezasızlık politikası izlediğini söyledi.

Cumartesi Anneleri 1090. haftada adli makamlara yeniden çağrı yaptı. Zamanaşımı ve cezasızlık uygulamalarına son verilmesini istedi. Rıdvan Karakoç dosyasında derhal etkili, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmesini, arşivlerin açılmasını ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını talep etti.
Cumartesi Anneleri/İnsanları ile İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon, Rıdvan Karakoç ve tüm kayıplar için adalet istemeyi sürdüreceklerini vurguladı.
(EMK)









