Lütfiye Kaçar, Hatice Şimşek, Gülizar Şirin, Hatun Işık, Konca Kuriş, Yeter Işık…
Cumartesi Anneleri/İnsanları 1093. hafta buluşmasında gözaltında kaybedilen ve hayatını kaybeden kadınları hatırladı, “unutmayacağız” diye seslendi.
Cumartesi Anneleri/İnsanları 1093. hafta buluşması için Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Polis bariyerlerinin önünde gerçekleşen buluşmada kayıpların fotoğrafları ve karanfiller taşındı. Grup adına basın metnini insan hakları savunucusu ve HDP eski milletvekili Oya Ersoy okudu.
Ersoy, yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olduğunu hatırlattı. 8 Mart’ın dünyanın dört bir yanında kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin simgesi olduğunu vurguladı. Cumartesi Anneleri/İnsanları için bu günün aynı zamanda gözaltında kaybedilen kadınları hatırlama günü olduğunu dile getirdi.

İnsan Hakları Derneği kayıtlarına göre Türkiye’de 19 kadın ve üç yaşındaki bir kız çocuğu gözaltına alındıktan sonra kayboldu. Bu kadınlardan yalnızca dördünün ağır işkence izleri taşıyan bedenleri gizlice gömüldükleri yerlerde bulundu. Diğerlerinden bir daha haber alınamadı.
Her 8 Mart’ta aynı sözleri tekrarladıklarını belirten Ersoy, gözaltında kaybetmelerin kadına yönelik devlet şiddetinin en ağır ve en karanlık biçimlerinden biri olduğunu vurguladı. Bir kadının kaybedilmesinin yalnızca bir insanın ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini; onun hikâyesini, sözünü ve mücadelesini de yok etmeyi amaçladığını dile getirdi.
Devlet şiddeti ve cezasızlık politikalarının toplumdaki diğer şiddet biçimlerini de beslediğini belirten Ersoy, cezasızlığın erkek egemen zihniyeti güçlendirdiğini ifade etti. Kadına yönelik şiddetin ve artan kadın cinayetlerinin arkasında da bu zihniyetin bulunduğunu söyledi.
Bu nedenle yalnızca 8 Mart’ı yaratan ve yaşatan kadınların mücadelesini değil, zorla koparılan kadınları da hatırladıklarını belirtti. Hafızanın susturulamayacağını vurguladı. Gözaltında kaybedilen kadınların hakikatinin emanetçileri olmaktan vazgeçmeyeceklerini söyledi. Unutturma politikalarına karşı hatırlamaya ve anlatmaya devam edeceklerini dile getirdi.
Ardından gözaltında kaybedilen kadınların isimlerini tek tek hatırlattı:
1991 yılında Cizre’de gözaltına alındıktan 18 yıl sonra yol yapım çalışmaları sırasında kemikleri bulunan Makbule Ökdem’i unutmadıklarını söyledi.
1992 yılında Dersim’de gözaltına alındıktan sekiz gün sonra işkence nedeniyle tanınmaz haldeki bedeni Elazığ Karşıyaka Kartepe mevkiinde gömülü bulunan Ayten Öztürk’ü unutmadıklarını dile getirdi.
1992 yılında Mardin Derik’te iki kişiyle birlikte gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Rıdda Yavuz’u unutmadıklarını belirtti.
1993 yılında Hizbullah tarafından Nusaybin’de başına çuval geçirilerek kaçırılan ve bir daha haber alınamayan Sedika Dal’ı unutmadıklarını söyledi.
1993 yılında Bitlis Tatvan’daki evlerinden kardeşi Ramazan ile birlikte askerler tarafından gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hamide Şarlı’yı unutmadıklarını dile getirdi.
1994 yılında Dersim Mirik’te köye düzenlenen askeri operasyonun ardından kaybolan Hatun Işık, Yeter Işık, Elif Işık, Gülizar Serin ve üç yaşındaki Dilek Serin’i unutmadıklarını söyledi.
1994 yılında İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Lütfiye Kaçar’ı unutmadıklarını belirtti.
1994 yılında Muş Ortaç Köyü’nde hayvanlarını sağmak için gittikleri yaylada askeri operasyonun ortasında kalan ve kendilerinden bir daha haber alınamayan Gülnaz Tatu ve Kadriye Tatu’yu unutmadıklarını dile getirdi.
1995 yılında Ankara’da gözaltına alınan ve işkence izleri taşıyan bedeni 76 gün sonra Kırıkkale Kimsesizler Mezarlığı’nda “kimliği meçhul kişi” olarak bulunan Ayşenur Şimşek’i unutmadıklarını söyledi.
1995 yılında Diyarbakır Bismil’de gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hatice Şimşek’i unutmadıklarını dile getirdi.
1996 yılında Diyarbakır Bağlar’daki ev baskınında gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Şükran Daş’ı unutmadıklarını söyledi.
1996 yılında Diyarbakır’da eşi Mahmut ile birlikte gözaltına alınan, iki yıl sonra Cizre Asri Mezarlığı’na “kimliği meçhul kişi” olarak gömüldüğü anlaşılan ancak mezar yeri hâlâ açıklanmayan Fahriye Mordeniz’i unutmadıklarını belirtti.
1997 yılında Diyarbakır Kulp yolunda otomobilleri durdurulduktan sonra eşi Orhan ile birlikte beyaz Toros’la kaçırılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Zozan Eren’i unutmadıklarını dile getirdi.
1998 yılında İzmir Çeşme’de üç arkadaşıyla birlikte gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Neslihan Uslu’yu unutmadıklarını söyledi.
1998 yılında Hizbullah tarafından Mersin’de kaçırılan ve 18 ay sonra işkence görmüş bedeni Konya Meram’daki bir villanın bodrumunda gömülü bulunan Konca Kuriş’i unutmadıklarını dile getirdi.
Ersoy, gözaltında kaybetmelerin insanlığa karşı suç olduğunu vurguladı. Bu suçun zamanaşımıyla örtülemeyeceğini ve cezasız bırakılamayacağını belirtti.
8 Mart vesilesiyle yetkililere çağrıda bulundu. Gözaltında kaybedilen kadınların akıbetinin açıklanmasını istedi. Sorumlular hakkında etkin ve bağımsız soruşturmalar yürütülmesini ve faillerin yargı önüne çıkarılmasını talep etti.
Cumartesi Anneleri/İnsanları kaybedilen kadınların isimlerini, hikâyelerini ve hakikatlerini taşımaya devam edeceklerini vurguladı. Adalet sağlanana kadar hatırlamaktan, sormaktan ve anlatmaktan vazgeçmeyeceklerini belirtti.
Ersoy’un metni okumasının ardından gözaltında kaybedilen kadınların isimleri tek tek okundu. Meydanda “unutmayacağız” sloganı yükseldi.
Cumartesi Anneleri/İnsanları “Gözaltında kaybedilen kadınlar için karanfilleri bırakıyoruz” diyerek karanfilleri meydana bıraktı.
(EMK)













