Cumartesi Anneleri 1117’nci haftasında: Mustafa Mehmet Günkan nerede?
Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini öğrenmek ve sorumluların yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 1117’nci haftasında yine Galatasaray Meydanı’nda buluştu. Kayıp yakınları hafta gözaltında kaybedilen Mehmet Mustafa Günkan akıbetini sordu.
Açıklamayı Cumartesi İnsanları'ndan Yasemin Bektaş okudu.
32 yıldır soruyoruz: Mustafa Mehmet Günkan nerede?
1117. haftamızda, bizi Galatasaray Meydanı’ndan ayıran polis bariyerlerinin önünden kamuoyuna sesleniyoruz.
1117 haftadır kayıplarımızın hikâyelerini anlatırken yalnızca geçmişte yaşanan ağır hukuksuzlukları hatırlatmıyoruz. Aynı zamanda inkârın bu topraklarda nasıl kökleştiğini, cezasızlığın nasıl bir devlet politikasına dönüştüğünü de anlatıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki inkâr ve cezasızlık geçmişte kalmış bir mesele değildir. Bugünümüzü de zehirlemeye devam ediyor; hukukla, adaletle ve demokrasiyle aramıza kalın duvarlar örüyor.
Bugün hikâyesini paylaşacağımız Mustafa Mehmet Günkan’ın akıbetinin 32 yıldır karanlıkta bırakılması, işte bu duvarın nasıl örüldüğünü gösteren örneklerden biridir.
Mehmet Günkan, Diyarbakır’ın Hani ilçesine bağlı Akçayurt köyünün muhtarıydı.
13 Haziran 1994 tarihinde köy yakınında bir çatışma yaşandı. Sonrasında sabah erken saatlerde jandarma Akçayurt köyüne baskın yaptı ve köyü zorla boşalttı. Akçayurt ve çevre köylerin sakinlerinden oluşan yüzlerce kişi, Topçular Jandarma Karakolu’nun yanında kurulan bir toplama alanına götürüldü. Yaklaşık bir hafta burada tutulan köylüler arasında Mustafa Mehmet Günkan da vardı.
Günkan, bir hafta sonra serbest bırakıldığında ağır işkence görmüştü. Yaşananlar üzerine Ankara’ya giderek hükümet yetkilileri nezdinde girişimlerde bulundu. İnsan Hakları Derneği’ne başvurdu. Bir televizyon kanalında yaşadıklarını anlattı.
3 Ağustos 1994 tarihli Turkish Daily News gazetesinin haberine göre Günkan, yaşadıklarını şöyle anlatmıştı:
“Güvenlik güçleri köyümü yaktılar. Beni Topçular Jandarma Karakolu’na götürüp işkence yaptılar. Kaburgalarım kırıldı. Köy dışında insanları bir araya topladılar ve dört gün boyunca hiçbir şey vermediler. Köyümden toplam 430 kişi şu anda Adana’ya, Diyarbakır’a ve çevre köylere gitmiş durumda. Yiyecek hiçbir şeyimiz yok. Ayrıca tüm ekinlerimizi de yaktılar. Hükümetten yardım istemek için Ankara’ya geldim.”
Günkan, Ankara’dan döndükten sonra köylerine yeniden dönebilmeleri için girişimlerde bulundu. Bu amaçla Hani Topçular Jandarma Karakolu’na başvurdu.
18 Ağustos 1994 günü askerler, Hakan Astsubay tarafından Topçular Jandarma Karakolu’na çağrıldığını söyledi. Günkan karakola gitti. Bir süre sonra karakol binasından çıkarıldı ve askeri bir helikoptere bindirildi.
O günden sonra Mustafa Mehmet Günkan’dan bir daha haber alınamadı.
Ailesi, onun bulunması ve akıbetinin açıklanması için Hani Kaymakamlığı, İlçe Jandarma Komutanlığı, Devlet Güvenlik Mahkemesi, Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı nezdinde başvurularda bulundu.
Uluslararası Af Örgütü de 21 Eylül 1994 tarihinde yayımladığı Acil Eylem Çağrısı ile Mustafa Mehmet Günkan’ın güvenliği konusunda duyduğu endişeyi dile getirdi. Af Örgütü; Jandarma Genel Komutanı Aydın İlter, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe ve İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Azimet Köylüoğlu’ndan Günkan’ın nerede olduğunun tespit edilmesi için acil önlemler alınmasını ve soruşturmanın sonuçları hakkında bilgi verilmesini talep etti.
Bütün bu başvurulara, tanıklıklara ve çağrılara rağmen, Mustafa Mehmet Günkan’ın akıbetinin açığa çıkarılması ve sorumluların tespit edilerek yargılanması amacıyla etkin bir adli süreç işletilmedi.
Günkan’ın akıbeti karanlıkta bırakıldı. Onu kaybedenler ve kaybedilmesini önleme yükümlülüğünü yerine getirmeyenler cezasızlıkla korundu.
Bu yüzden 32 yıldır aynı soruyu sormaya devam ediyoruz: Mustafa Mehmet Günkan nerede?
Kaç yıl geçerse geçsin; Mustafa Mehmet Günkan için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.
(FY)