Gazetecileri Koruma Komitesi (Committee to Protect Journalists - CPJ), Gazze savaşında öldürülen gazetecilere ilişkin kayıtlar üzerindeki tartışmaların ardından yaklaşık üç yıllık veritabanını baştan sona yeniden gözden geçirdi.
Kuruluş, 24 Eylül’de açıkladığı gözden geçirilimiş bilançoda, daha önce gazeteci veya medya çalışanı olarak kaydettiği 22 kişiyi listeden çıkardığını, 6 kişiyi yeniden listeye aldığını ve 12 kişinin dosyasının sınıflandırmasını değiştirdiğini duyurdu.
"Dünyadaki gazeteci ölümlerinin çoğunun sorumlusu İsrail"
Ancak bu inceleme, Gazze savaşının gazeteciler açısından ortaya koyduğu ölümcül bilançosuna ilişkin temel verileri değiştirmedi. CPJ, yeniden taranan kayıtların “İsrail güçlerinin 2023’ten bu yana dünya çapındaki gazeteci ve medya çalışanı ölümlerinin açık ara çoğunluğundan sorumlu olmaya devam ettiğini” gösterdiğini açıkladı.
CPJ Üst Yöneticisi Jodie Ginsberg, örgütün kullandığı ölçütün siyasi baskılara göre değişmediğini söyledi:
“Kararlarımızı yalnızca kişilerin gazeteci tanımımıza uyup uymadığına göre veriyoruz; bağlantılarına ya da görüşlerine göre ya da herhangi bir hükümetin ya da çıkar grubunun baskı ve yıldırmasına yanıt olarak değil.”
Ginsberg, örgütün kendi incelemesinin ve ardından yapılan bağımsız denetimin CPJ’nin bu ölçütlere bağlı kaldığını gösterdiğini belirtti.
İncelemeye Hamas ve İslami Cihad’ın açıklamaları yol açtı
CPJ olağan kayıt güncellemelerinin ötesine geçerek tüm dosyaları yeniden açmasının nedenini de açıkladı.
Bunun nedeni Hamas ve Filistin İslami Cihadı'nın (Palestinian Islamic Jihad-PIJ), CPJ’in gazeteci olarak kaydettiği bazı kişiler hakkında ölüm ilanları yayımlamış ve bu kişileri kendi savaşçıları olarak tanımlamış olmasıydı. CPJ bunun üzerine Haziran 2026’da, Ekim 2023’ten beri İsrail ve işgal altındaki Filistin Toprakları’nda tuttuğu ölüm kayıtlarının tamamını yeniden incelemeye karar verdi.
Örgütün kullandığı ölçüte göre, bir gazetecinin siyasi görüşü veya siyasi ya da silahlı bir örgütle bağlantısı, tek başına gazeteci sayılmasını engellemez. Silahlı bir örgütle bağlantılı bir medya kuruluşunda çalışan kişiler de gazeteci olabilir.
CPJ burada sınır çizgisini silahlı çatışmaya katılma noktasında çekiyor. Düzenli olarak haber yapan veya kamu meseleleri hakkında olgulara dayalı bilgi aktaran kişiler gazeteci kabul edilirken, bir ordunun ya da devletin ya da devlet dışı bir aktörün silahlı kanadının aktif üyesi olan veya şiddet eylemlerine katılan kişilerin veritabanına gazeteci olarak alınmaması gerekiyor.
229 ölüm dosyası yeniden incelendi
CPJ, Ekim 2023-Ağustos 2026 arasındaki 229 ölüm vakasını tek tek yeniden ele aldı.
Gazze’ye yabancı gazetecilerin ve bağımsız araştırmacıların serbestçe girişine İsrail’in izin vermemesi, incelemeyi zorlaştırdı. CPJ araştırmacıları, ölen kişilerin haberlerini, sosyal medya hesaplarını, fotoğraflarını ve videolarını, haklarında yayımlanmış açıklamaları ve diğer belgeleri yeniden inceledi.
Yeni kanıt bulunan dosyalarda, ölen kişiyi tanıyan en az iki yeni kaynağa ulaşılmaya çalışıldı. CPJ, 229 dosyanın 220’sinde en az iki yeni kaynakla görüşebildiğini açıkladı.
İlk aşaması temmuzda tamamlanan çalışma daha sonra bağımsız bir denetçiye gönderildi. Ağustos'ta tamamlanan denetim, listeden çıkarılan veya yeniden alınan vakalarda CPJ’nin dünya çapında kullandığı metodolojiyi Gazze'de de uyguladığını tespit etti. Denetçi ayrıca örgütün “çatışmaya katılma” ölçütünü daha açık biçimde tanımlamasını ve yaptığı düzeltmeleri kamuoyuna daha görünür bir şekilde açıklamasını önerdi.
22 kişi çıkarıldı, altı kişi geri alındı
Tarama sonunda CPJ, daha önce gazeteci veya medya çalışanı olarak kaydettiği 22 kişiyi veritabanından çıkardı; daha önce çıkarılan 6 kişiyi yeniden kayda aldı. 12 kişinin dosyasında ise ölümün gazetecilik faaliyetiyle bağlantısına ilişkin sınıflandırma değiştirildi.
CPJ bu çalışmayla yalnız önceki kayıtlarını savunmakla kalmadı; yeni kanıtların eski değerlendirmelerini değiştirmeyi gerektirdiği vakalarda da düzeltmeye gitti.
Bu nokta, Gazze’deki gazeteci ölümlerine ilişkin tartışmada merkezi önemde. İsrail makamları, öldürülen bazı Filistinli gazetecilerin Hamas veya diğer silahlı örgütlerle bağlantılı olduğunu ileri sürerken, CPJ İsrail’i bazı gazetecileri yeterli kanıt sunmadan “terörist” olarak nitelemekle suçladı.
CPJ’nin yeni incelemesi tartışmayı kişilerin siyasi veya örgütsel yakınlığından ayırarak iki temel soruya indiriyor: Kişi gerçekten gazetecilik yapıyor muydu ve aynı zamanda silahlı çatışmaya katılıyor muydu?
“Gazeteci kimdir?” tartışması da savaşın parçası oldu
Gazze savaşında gazetecilerin kimlikleri ve öldürüldükleri sıradaki statüleri, ölüm bilançosu üzerindeki siyasi mücadelenin de bir parçası haline geldi.
CPJ, “herhangi bir mecrada düzenli olarak haber yapan veya kamusal sorunlar hakkında olgulara dayalı bilgiyi bir izleyici kitlesine aktaran” kişileri gazeteci olarak kabul ediyor. Muhabir ve foto muhabirlerinin yanı sıra serbest gazeteciler de bu kapsama giriyor; haber üretimini destekleyen çevirmen, şoför, fixer, güvenlik ve idari personel ise medya çalışanı olarak değerlendirilebiliyor.
Bir kişinin gazeteci olması, ölümünün otomatik olarak “işle bağlantılı ölüm” sayılması anlamına gelmihyor. CPJ, ölüm ile gazetecilik faaliyeti arasında bir bağlantı olup olmadığını ayrıca araştırıyor.
Bu bağlamda 22 kişinin listeden çıkarılması kadar, daha önce çıkarılmış altı kişinin yeni inceleme sonucunda geri alınması da çalışmanın önemli sonuçlarından biri oldu.
Gazze, CPJ kayıtlarındaki en ölümcül savaş
Üç yıllık yeniden inceleme savaşın gazeteciler açısından olağanüstü boyutuna ilişkin olarak ise CPJ değerlendirmesini değiştirmedi.
CPJ, Gazze savaşını, sistematik kayıt tutmaya başladığı 1992’den bu yana gazeteciler açısından belgelediği en ölümcül savaş olarak tanımlıyor.
Örgüt, Ekim 2023-Nisan 2026 arasında yalnızca Gazze’de İsrail tarafından en az 207 Filistinli gazeteci ve medya çalışanının öldürüldüğünü bildirmişti. CPJ o tarihte bunlardan en az 32’sinin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle doğrudan hedef alınarak öldürüldüğünü değerlendiriyordu.
CPJ’nin daha sonraki kayıtlarında İsrail güçlerince, gazetecilik faaliyetine misilleme şeklinde hedef alınarak öldürüldüğü değerlendirilen gazeteci ve medya çalışanlarının sayısı en az 75’e yükseldi. Örgüt, başka şüpheli hedefli öldürme vakalarını da araştırmaya devam ediyor.
CPJ ayrıca dünya çapında kayıtların tutulmaya başlanmasından bu yana 2025’in gazeteciler açısından en ölümcül yıl olduğunu açıklamıştı. O yıl dünyada öldürülen 129 gazeteci ve medya çalışanının yaklaşık üçte ikisinin ölümünden İsrail güçlerinin sorumlu olduğunu bildirmişti.
Gazze’ye giriş yasağı doğrulamayı güçleştiriyor
CPJ, kesin bir bilanço oluşturmasının önündeki temel engellerden birinin İsrail’in yabancı gazetecilerin Gazze’ye bağımsız olarak girişine izin vermemesi olduğunu belirtiyor.
Kitlesel yerinden edilme, iletişim altyapısının tahribi, tanıkların öldürülmesi ve belgelerin yok olması da ölümlerin koşullarının araştırılmasını zorlaştırıyor. Bu nedenle CPJ, hedef alınarak öldürülen gazetecilerin gerçek sayısının doğrulayabildiği rakamdan daha yüksek olabileceğini söylüyor.
Ancak 24 Eylül’de sonuçlanan inceleme, ters yöndeki ihtimali, gazeteci olarak kaydedilen kişiler arasında fiilen silahlı çatışmaya katılanların bulunup bulunmadığını da elden geçirdi. Sonuçta bazı isimler çıkarıldı, bazıları geri eklendi, bazı ölümlerin sınıflandırması değiştirildi.
CPJ’nin üç yıllık kayıtlarını yeniden açmasının ardından vardığı temel sonuç bu kalemdeki değerlenirmedem sonra da değişmeden kaldı. Gazze savaşı, hala örgütün kaydettiği en ölümcül savaş olmayı ve İsrail güçleri de, 2023’ten bu yana gazeteci ve medya çalışanlarının öldürülmesinden açık ara en çok sorumlu güç olmayı sürdürüyor.
(AEK)

