Antalya'nın Kepez ilçesinde 26 Ekim Pazartesi gecesi saat 23.00 sıralarında Fevzi Çakmak Mahallesindeki bir inşaat alanını bir hortum vurdu. İşçilerin kaldığı iki konteyner parçalandı, şantiyedeki kule vinci devrildi. Valiliğin açıklamasına göre dört işçi hayatını kaybetti, biri yaralandı. Can kayıpları bir selden değil, çok dar bir alanda etkili olan bir hortumdan kaynaklandı.
Vali Hulusi Şahin de kentin başka bir yerinden hortum ihbarı gelmediğini ve şantiyenin hemen yanındaki yapıların zarar görmediğini söyledi. Aynı gece kent merkezinde caddelerde su biriktiyse de, ciddi bir su baskını bildirilmedi.

Antalya'da hortumda dört işçinin ölümü: Müteahhit ve şantiye şefi gözaltında
En çok Akdeniz’de görülüyor: Isınma etkili
Türkiye'de 1818 ila 2013 yılları arasında kayıtlara geçen 385 hortumu inceleyen bir çalışmaya göre fırtına hücrelerinden oluşan hortumlar en çok Mayıs ve Haziran aylarında görülüyor. Ancak Ekim ve Kasım ayları ikinci zirve olarak öne çıkıyor. Aynı çalışmaya göre, denizde oluşan su hortumları, kış mevsiminde en çok Akdeniz kıyısında görülüyor.

Bu mevsimde işleyen düzenek, iki hafta önce İstanbul’da gördüğümüze benziyor. Sonbahar mevsiminde Akdeniz hâlâ sıcak; Meteoroloji Genel Müdürlüğüne (MGM) göre Akdeniz kıyılarımızda Ekim ayı ortalaması 24,6 °C. Yüksek atmosfere soğuk hava girdiğinde, alt katman hızla kararsızlaşıyor ve gök gürültülü sağanak hücreleri gelişiyor. Kıyıdaki rüzgâr yakınsaması ve hemen arkadaki Toroslar bu hücreleri besliyor.
Kepez'deki hortumun denizde oluşup karaya mı çıktığını, yoksa karadaki bir fırtına hücresinden mi indiğini henüz bilmiyoruz. Bunu MGM'nin radar incelemesi netleştirecek.
İklim değişikliği nedeniyle Akdeniz ısınıyor. MGM’nin kıyı istasyonlarına göre 1981-1991 döneminde 21,1°C olan yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı, 2014-2025 döneminde 22,3°C oldu.
Daha sıcak bir deniz, havaya daha fazla nem ve enerji verir. Bu da koşulları, daha şiddetli sağanaklar için elverişli hâle getirir.
Hortumlarda deniz sıcaklığının etkisi sınırlı
Öte yandan, hortum gibi birkaç yüz metrelik olaylar için iklim değişikliği ile kurulan bağ çok daha zayıf. Finike ve Kumluca ovalarındaki su hortumlarını inceleyen çalışmalar, oluşumda yaklaşan alçak basınç sistemlerinin, kara-deniz dağılışının ve yüksek arazinin belirleyici olduğunu, deniz suyu sıcaklığının ise sınırlı kaldığını buldu. Bu nedenle hortumu iklim değişikliğinin yarattığını söylemek hatalı olur.
Ancak ısınan bir Akdeniz’de sonbahar fırtınalarının yağış tarafının güçlenmesi, fiziksel olarak beklenen bir durum. Bu olayların ne sıklıkta görüneceğini izlemek için ise daha iyi bir hortum kaydına ihtiyaç var.
Uyarı, konteynerdeki işçilere ulaştı mı?
Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında COP31’e ev sahipliği yapacak. 196 ülkeden heyetlerin de yer aldığı 80 ila 120 bin kişinin kente gelmesi bekleniyor. Antalya’da iklim riski, zirveye yalnızca iki hafta kala, en açık hâliyle yaşandı.
COP zirvelerinde ‘‘uyum’’ ve ‘‘kayıp ve zarar’’ gibi başlıklar konuşulduğunda, akla çoğu zaman uzak ülkelerde yaşanan kasırgalar veya sel baskınları geliyor. Oysa Kepez’deki şantiyede hayatını kaybeden işçiler, uyumun Türkiye için ne kadar acil bir mesele olduğunu gösteriyor.

İklime uyumun adı yok: Karbonsuzlaşma ve yoksullaşmayı birlikte ele almalıyız
Uyum, en kırılgan insanların korunması demek
MGM’nin bir gün önce yaptığı uyarının konteynerlerdeki işçilere ulaşıp ulaşmadığını ve ulaştıysa, sığınabilecekleri bir yer olup olmadığını bilmiyoruz.
Fakat hafif bir konteyner, hortuma karşı en kırılgan barınaklardan biri.
Uyum, uyarının yalnızca yayımlanması değil, en kırılgan insanlara ulaşması ve onları koruması demek.
Şantiyelerdeki geçici barınaklar için rüzgara dayanım ve sabitleme standartları, turuncu ve kırmızı uyarılarda bu alanların tahliyesi gibi adımlar, pahalı çözümler değil.
14 Ekim’de İstanbul ve Kocaeli’nde sekiz, 26 Ekim’de Antalya’da dört kişi hayatını kaybetti. COP31’e giden Türkiye’nin masaya koyabileceği en inandırıcı şey, bu iki dersin kendi şehirlerinde somut bir karşılık bulması olur.
Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı hakkında
Coğrafi bilgi sistemleri, uzaktan algılama, veri analizi ve iklim değişikliği alanlarında uzmanlıkları olan Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesi.
Lisans eğitimini Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimini Ege Üniversitesi Coğrafi Bilgi Sistemleri programında ve doktorasını Ege Üniversitesi Fiziki Coğrafya programında tamamladı. Yüksek lisans ve doktora süresince birçok kez NASA Goddard Uzay Uçuş merkezinde davetli araştırmacı oldu.
2010-2011 yılları arasında Fulbright Bursu kapsamında Maryland Üniversitesi (ABD) Coğrafi Bilimler bölümünde misafir araştırmacı olarak çalıştı. 2007-2016 yılları arasında Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde çalıştı.
2016’dan itibaren ise çalışmalarını, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde sürdürüyor. Tanınmış uluslararası dergilerde uzaktan algılama, iklim değişikliği gibi konularda yayınları bulunuyor.
(CA)

