AKP Milletvekili İrfan Çelikaslan, Antep’in Şehitkamil ilçesindeki sanayi sitesi ziyaretinde çocuk işçilerle çektirdiği fotoğrafları sosyal medya hesabından paylaştı. Çelikaslan’ın çocukların çalışmasını “helal rızkının peşinde koşmak” sözleriyle anlatması, çocuk işçiliğini meşrulaştırdığı gerekçesiyle tepki çekti.
Çelikaslan, 17 Ekim’de yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Alın teriyle helal rızkının peşinde koşan sanayi esnafımızın çayını içtik, muhabbetlerine ortak olduk. Şehrimizin dinamosu olan esnafımızın taleplerini dinliyor, her zaman olduğu gibi omuz omuza çalışmaya devam ediyoruz.”
AKP’li milletvekili, aynı gün yaptığı bir başka paylaşımda da “Sanayimizde tezgahının başında, emeğinin hakkını veren kardeşlerimizle hasbihal ettik” dedi.
Çocukların çalışma koşullarına, yaşlarına ve eğitim durumlarına ilişkin herhangi bir bilgi vermeyen Çelikaslan’ın paylaşımı, çocuk işçiliğinin Türkiye’de giderek yaygınlaştığı ve çocuk işçi ölümlerinin arttığı bir dönemde yapıldı.

"1 yetişkin işçiye 30 bin TL vermek yerine 2 çocuk işçi çalıştırıyorlar"
“Çocuk işçiliğini meşrulaştırmaktan utanmıyor”
Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Çelikaslan’ın paylaşımına tepki gösterdi.
Türkmen, çocukların çalışmak zorunda bırakılmasının övünülecek bir durum gibi sunulmasını eleştirerek şöyle dedi:
“Şu yaşta çalıştırılan çocuklarla fotoğraf çekinmekten utanmıyor. Bu yaşta çalışmak zorunda kalan çocukları ve çocuk işçiliğini ‘rızkının peşinde koşmak’ diye meşrulaştırmaktan utanmıyor.”
Türkmen, çocukların okulda olması gerekirken çalışmaya zorlandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu yaştaki yüzbinlerce çocuğu, okula gitmek ve oyun oynamak yerine çalışmak zorunda bırakan patron ve saray düzeninin küçük efendilerinden biri de kendisi.”
Çelikaslan’ın kendi fabrikasındaki işçilere yönelik uygulamalarını da eleştiren Türkmen, düşük ücretlerin aileleri yoksulluğa, çocukları ise çalışmaya mahkûm ettiğini söyledi.

2025-2026 eğitim yılında en az 95 çocuk işçi hayatını kaybetti
Bir eğitim öğretim yılında 95 çocuk iş cinayetlerinde öldü
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin 22 Eylül 2026’da yayımladığı rapor, Türkiye’de çocuk işçiliğinin ulaştığı boyutu ortaya koydu.
Rapora göre, 1 Eylül 2025 ile 31 Ağustos 2026 arasındaki eğitim öğretim döneminde en az 95 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Bu sayı, 72 çocuğun yaşamını yitirdiği önceki eğitim öğretim yılına göre yüzde 32 artış anlamına geliyor.
Hayatını kaybeden çocukların 28’i 5-14, 67’si ise 15-17 yaş grubundaydı. Ölenlerin 14’ü kız, 81’i oğlan çocuğuydu. Ayrıca 14 çocuk mülteci veya göçmendi.
Çocuk işçi ölümlerinin sektörlere göre dağılımı şöyle gerçekleşti:
- Tarım: 37 çocuk
- Sanayi: 27 çocuk
- İnşaat: 18 çocuk
- Hizmet: 13 çocuk
Rapora göre, Antep’te de aynı dönemde en az üç çocuk çalışırken yaşamını yitirdi.
İSİG Meclisi, çocuk işçiliğinin yalnızca tarım alanlarıyla sınırlı kalmadığını; organize sanayi bölgelerinde, küçük atölyelerde, inşaatlarda ve hizmet sektöründe yaygınlaştığını belirtti.
Raporda, özellikle Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) üzerinden çocukların işgücü piyasasına katılımının yaygınlaştırıldığına dikkat çekildi.
Meclis, çocuk işçiliğinin “eğitim”, “meslek öğrenme” ve “ara eleman yetiştirme” söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışıldığını belirtti.
Türkiye’de çocuk işçiliği yasalarla nasıl düzenleniyor?
Türkiye’de çocukların çalıştırılmasına ilişkin temel düzenleme, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 71. maddesinde yer alıyor.
Maddeye göre 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması kural olarak yasak. Ancak 14 yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış çocukların, bedensel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişimlerini ve eğitimlerini engellemeyecek hafif işlerde çalışmasına izin veriliyor.
Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ise çocuk ve genç işçi arasında yaşa dayalı bir ayrım yapıyor.
Yönetmelikte bu tanımlar şöyle yer alıyor:
Genç işçi: 15 yaşını tamamlamış, ancak 18 yaşını tamamlamamış kişidir.
Çocuk işçi: 14 yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış ve ilköğretimini tamamlamış kişidir.
Çocuk hakları savunucuları, mevzuatta “çocuk işçi” ve “genç işçi” tanımlarının birbirinden ayrılmasını ve bu ayrımın yaş sınırlarına dayandırılmasını eleştiriyor. Savunucular, söz konusu ayrımın hukuki boşluklar yarattığını ve çocukları yeterince korumadığını belirtiyor.
15-18 yaş arasındaki gençlerin çalıştırılmasında da işin niteliği, sağlık ve güvenlik koşulları ile eğitim durumlarına ilişkin sınırlamalar bulunuyor.
Anayasa’nın 50. maddesi de çocukların çalışma koşulları bakımından özel olarak korunmasını öngörüyor ve hiç kimsenin yaşına ve gücüne uygun olmayan işlerde çalıştırılamayacağını belirtiyor.
Dolayısıyla çocukların sanayide çalıştırılması, yalnızca “çıraklık” veya “meslek öğrenme” kapsamında değerlendirilerek kendiliğinden hukuka uygun sayılamıyor. Çocuk hakları savunucuları yasada çocuk ve genç işçi tanımlamalarının ayrı ayrı yapılmasının, bunun yaş ile eşleştirilmesinin boşluk oluşturduğu ve çocukları korumadığı eleştirisinde birleşiyor.

Çocuk işçiliğiyle mücadele nasıl mümkün?
Çocuk işçiliğine karşı nereye başvurabilirsiniz?
Çocuk işçiliğine, çocukların tehlikeli ve sağlıksız koşullarda çalıştırılmasına, eğitim haklarının engellenmesine veya işyerinde şiddet ve istismara maruz bırakılmasına karşı aşağıdaki kurumlara başvurabilirsiniz.
ALO 170 – Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi | Telefon: 170
ALO 183 – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı | Telefon: 183
Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri
Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri
Cumhuriyet Başsavcılıkları ve kolluk kuvvetleri | 112 Acil Çağrı Merkezi
CİMER – Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi | Telefon: 150
İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri
Baroların Çocuk Hakları Merkezleri ve Adli Yardım Büroları
Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) – Çocuk Ombudsmanlığı
(NÖ)







