Çocuk Koruma Kanunu’nda neler değişti?
Çocukların ceza adalet sistemi içindeki konumunu önemli ölçüde değiştiren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, bugün (18 Ağustos) Resmî Gazete’de yayımlandı.
AKP milletvekillerinin 14 Temmuz’da Meclis’e sunduğu teklif, 22 Temmuz’da TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçmişti. Teklif aşamasında çocuk hakları alanında çalışan kurumlar, düzenlemenin çocuk adalet sistemini daha cezalandırıcı bir çizgiye taşıdığı ve çocukları suça sürükleyen sosyal koşullara yeterince odaklanmadığı eleştirisini yöneltmişti.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR ANLATIYOR
“İçeride devlet yok, birbirini yakanları gördüm”
15-18 yaş grubunda yaş indirimi uygulanmayabilecek
Kanunla Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) çocukların ceza sorumluluğunu düzenleyen hükümleri değiştirildi.
15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış çocuklar açısından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda verilecek ceza 19 yıldan 27 yıla, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda ise 15 yıldan 18 yıla kadar hapis olarak düzenlendi. Diğer hapis cezaları üçte bir oranında indirilecek ve bir fiil için verilebilecek hapis cezası 15 yılı geçemeyecek.
Kasten öldürme ile ağır sonuç doğuran bazı kasten yaralama suçlarında ise mahkeme; kusurun ağırlığı, amaç ve saik, suçun işleniş biçimi ve çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezası alıp almadığı gibi ölçütleri dikkate alarak 15-18 yaş grubundaki çocuklar için yaş indirimi uygulamayabilecek.
12-15 yaş grubundaki çocuklarda da fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunduğunun belirlenmesi halinde cezalar ağırlaştırılıyor. Kanun ayrıca hâkime, belirli koşullarda bu yaş grubundaki çocuklara bir üst yaş grubunun ceza rejimini uygulama konusunda takdir yetkisi veriyor.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR ANLATIYOR
“13 yaşında cezaevine girdim, herkes bize dışardan bakıyor bir de içerden baksınlar”
Hapis cezası kapalı çocuk cezaevinde başlayacak
Düzenlemenin en önemli değişikliklerinden biri de çocukların infaz rejiminde.
Çocuk hükümlülerin hapis cezalarının doğrudan çocuk eğitimevlerinde infazına başlanması uygulaması değiştirildi. Yeni sistemde infaz, kural olarak çocuk kapalı ceza infaz kurumunda başlayacak; çocuğun “iyi halli” olduğunun değerlendirilmesinin ardından eğitimevine geçiş mümkün olacak.
Bu değerlendirme en geç üç ayda bir yapılacak ve psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman ya da öğretmen gibi uzmanlardan en az biri ile Türkiye Barolar Birliği Çocuk Hakları Komisyonu’nun görevlendireceği bir avukatın sürece katılması öngörülüyor.
Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az, taksirli suçlardan ise toplam beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm edilen çocuklar doğrudan çocuk eğitimevlerine gönderilebilecek.
"Çocukları cezalandırmak değil, suça sürükleyen karanlığı sorgulamak gerekir"
“Suça sürüklenen çocuk” ifadesi kaldırıldı
Kanunla Çocuk Koruma Kanunu başta olmak üzere farklı mevzuatta kullanılan “suça sürüklenen çocuk” ifadesi “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirildi.
Teklif aşamasında çocuk hakları alanında yapılan değerlendirmelerde bu değişiklik de eleştirilmişti. Hak temelli yaklaşımda “suça sürüklenme” kavramının, çocuğun suçla ilişkisinde yoksulluk, ihmal, istismar, eğitimden kopma ve sosyal çevre gibi koşulların rolüne dikkat çektiği belirtilmiş; kavramın değiştirilmesinin bu arka planı görünmezleştirebileceği ifade edilmişti.
Kanuna göre ayrıca 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yapılması zorunlu olacak. 15 yaşını doldurmuş çocuklarda sosyal inceleme yaptırılmaması halinde ise savcı, mahkeme veya çocuk hâkimi bunun gerekçesini göstermek zorunda olacak.
Çocukların telefon ve bilgisayarları izlenebilecek
Ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar için “yönlendirme tedbirleri” adı altında yeni uygulamalar da getirildi.
Bunlar arasında sosyal ve toplumsal hizmetlerde görev alma, kitap ve kütüphane çalışmaları, çevre temizliği ve ağaçlandırma faaliyetleri, bağımlılığa yönelik tedavi ve rehabilitasyon programları ile “dijital risklerden korunma tedbiri” bulunuyor.
Dijital tedbir kapsamında çocuğun kullandığı telefon, bilgisayar veya tablet gibi cihazların bildirilmesi ve cihazların üç aydan iki yıla kadar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Siber Güvenlik Başkanlığı denetimine açılması mümkün olacak.
Düzenleme ayrıca “riskli” olarak tanımlanan bazı internet mecralarına, uygulamalara ve dijital platformlara çocuğun erişiminin engellenebilmesini öngörüyor.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR
“Suç öğrenilen bir davranıştır, çocuklar bunu çevreden öğrenirler”
Bıçak satışı ve taşınmasına yeni yasaklar
Kanun, çocukların silah ve kesici aletlere erişimine ilişkin hükümler de içeriyor.
Ateşli silahını gerekli dikkat ve özeni göstermeden muhafaza ederek bir çocuğun silaha erişmesine neden olan kişiler, daha ağır bir suç oluşmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak.
Ayrıca 6136 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan çeşitli kesici, delici veya bereleyici aletlerin 18 yaşından küçüklere satılması; çocukların bu aletleri satın alması veya taşıması yasaklanacak.
Bu yasaklara aykırılık halinde 5 bin lira, aletlerin sayı veya niteliğinin ağır kabul edildiği durumlarda ise 10 bin lira idari para cezası uygulanacak. Bu düzenleme 1 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek.
“Devlet çocukları ancak suç işlediklerinde görüyor”
Çocuk hakları örgütleri ne demişti?
Kanun henüz teklif aşamasındayken çocuk hakları alanında çalışan kuruluşlar düzenlemeye itiraz etmişti.
Aralarında çocuk hakları örgütlerinin de bulunduğu 160 kuruluş, çocuklara yönelik ceza ve kapalı kurum uygulamalarının genişletilmesinin çocuk adalet sistemini daha cezalandırıcı hale getireceğini belirtmişti. Çocuk Vakfı da cezaların ağırlaştırılmasının çocukların suça sürüklenmesini önlemeyeceğini savunarak teklifin geri çekilmesini istemişti.
Eleştirilerin ortak noktası, çocukların suçla ilişkisinin yalnızca ceza hukuku üzerinden ele alınamayacağı; eğitimden kopma, yoksulluk, ihmal ve istismar, aile desteğinin yetersizliği, ruh sağlığı hizmetlerine erişim ve çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasına yol açan koşulların da çocuk koruma politikalarının merkezinde olması gerektiğiydi.
(NÖ)