Narin Güran ve Sıla bebek cinayetinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kurulan "Çocukların Her Türlü Şiddet, İhmal ve İstismardan Korunarak Akıl, Ruh ve Beden Sağlıklarının Gelişimi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu" 157 sayfalık taslak rapor hazırladı.

2025: Çocuk olma halinin hedef alındığı yıl
Afrika'dan Amerika'ya veriler var, Türkiye yok
Raporda, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) 2024 yılı sonu verileri itibarıyla, Türkiye’nin toplam nüfusunun 85.664.944 kişi olarak kaydedilmiş olup, bu nüfusun 21.817.061’inin, yani yaklaşık %25,47’sinin çocuk nüfustan oluştuğu açıklandı.
2024 yılının ekim ayında kurulan, çalışmalarını 4 ayda tamamlayan komisyon, 11 toplantı ve 2 yerinde inceleme ziyareti yaptı, rapor ise 9 ay sonra açıklandı. Raporda çocuğa yönelik şiddet, istismar ve ihmalin sonuçları anlatıldı, Avrupa’da, Afrika’da ve Amerika’da çocuğa yönelik şiddet oranları bildirilirken Türkiye’ye dair veriler yer almadı.
Çocuğa yönelik istismarı önleme mekanizmalarının geliştirilmesi gerekliliği aile, çocuk, toplum, kurumlar düzeyinde ele alındı. Rapor, istismar ve ihmali genellikle dijitalleşme araçları üzerinden inceledi. Ev içi şiddet ve istismar ise yüzeysel önermelerle ele alındı. Türkiye'ye ilişkin istismar verileri rapora eklenmezken ihmale dayalı çocuk işçiliği, sağlık hakkından mahrum kalma, çocuk yoksulluğu konularında da rakamlar paylaşılmadı. Tespit edilen sorunlara karşı 162 öneri "temenni" şeklinde sıralandı.
"Komisyon çocukları nesneleştiren bir yapıda kaldı"
Komisyon üyelerinden DEM Parti Milletvekilleri Beritan Güneş Altın ve Kamuran Tarhan rapora şerh düşen isimler oldu. Komisyon çalışmalarının bitmesinin üzerinden yaklaşık 9 ay geçmesine rağmen taslak raporun ancak Aralık 2025'te paylaşılmış olmasının denetimi zamana yayan ve etkisizleştiren bir durum yarattığı eleştirisi yapıldı.
Çalışma sürecinde Komisyon toplantılarına bilgi vermek üzere çağrılan davetlilerin “bilgisine başvurulanların” büyük oranda bakanlık bürokratlarıyla ve az sayıdaki akademisyenle sınırlı tutulması da şerh maddelerinden birini oluşturdu.
Raporun ihmal ve istismarı dijitalleşme araçları üzerinden “paternalist” şekilde ele alması ayrımcılık, ihmal, istismar, işçileştirilme, savaş, yoksulluk, cinsiyetçilik, göç, hapsedilme, anadilinde eğitim hakkı gibi başlıklara yer vermemesi tepki çekti.

Meclis'te çocuk istismarı ve tehdit: "Kimseye söylemeyeceksiniz, aileniz bilmeyecek"
Rapora karşı yazılan şerh metninde şu ifadeler yer aldı:
“Çocukları koruyacak olan yeni komisyonlar ve "temenni" dolu raporlar değil; 2016’dan bu yana süregelen cezasızlık politikalarıyla hesaplaşan, şeffaf veri paylaşan ve çocukları siyasi hesapların üstünde tutan radikal bir sistem değişikliğidir. Bu rapor, çocukların yaşam hakkını savunmaktan ziyade, iktidarın ihmaller zincirini yeni bir dosya ile rafa kaldırma girişimi olmanın ötesine geçmek zorundadır. Bizler açısından bu komisyon, usulü ve yöntemi itibarıyla çocukları birer "hak öznesi" olarak gören değil, onları "aile kutsallığı" veya "devlet bekası" söylemleriyle nesneleştiren bir yapıda kalmıştır.”
(NÖ)






