Üniversite öğrencileri, akademisyenler ve çocuk hakları alanında çalışan uzmanlar, 9 Ekim Cuma günü İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kampüsü’nde düzenlenen Çocuk Hakları Buluşması’nda bir araya geldi.
Buluşma, İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından yürütülen, UNICEF’in teknik desteği ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun iş birliğiyle hayata geçirilen ACAR Projesi kapsamında düzenlendi. İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi ile Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi de programa katkı sunuyor.
Buluşmanın açılış konuşmalarını UNICEF Türkiye İletişim Direktörü Dr. Faik Uyanık ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Altuğ Akın yaptı.

Esra Ercan Bilgiç: "Tam güvenlik için eşit güvenlik standartları talep edelim"
Panelin "Çocukların Hakları, Güvenliği ve Küresel Düzenlemeler" başlıklı ilk oturumunda konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Dr. Esra Ercan Bilgiç, çocukların dijital ortamlardaki güvenliğine ilişkin uluslararası düzenlemeleri değerlendirdi.
Çocukların güvenliğini sağlamaya yönelik önlemlerin ifade özgürlüğü, bilgiye erişim ve sosyalleşme haklarını kısıtlamaması gerektiğini vurgulayan Bilgiç, sosyal medyaya getirilen yaş sınırlamalarının çocukların kişisel verileri açısından yeni riskler doğurduğunu söyledi.
Bilgiç, dijital güvenliğin sağlanmasında teknoloji şirketleri ve hükümetlerin sorumluluğuna dikkat çekerek platformların tasarım aşamasından itibaren çocuk haklarını gözetmesi gerektiğini belirtti:
Farklı ülkelerde farklı yasal düzenlemeler var. Bu da bazı ülkelerdeki çocukların daha fazla, bazılarının ise daha az korunmasına yol açıyor. Dolayısıyla biz bunu Türkiye’deki çocuklar için de talep edelim. Tam güvenlik için eşit güvenlik standartları talep edelim. Bütün bu süreçlerde çocukların görüşlerinin alınması gerekiyor. Çocuklar fikirlerini paylaştıktan sonra ‘Ben fikrimi paylaştım ama sonra ne oldu? Benim fikrimle ne yaptınız?’ diye soruyor. Bunları hiçbir zaman atlamamamız gerekiyor.
Faik Uyanık: "Çocukların yaşadıkları istismarı anlatabilmeleri için güvenli ortamlar oluşturmalıyız"
Bilgiç’in ardından UNICEF Türkiye İletişim Direktörü Dr. Faik Uyanık, "UNICEF’in Çocuk Hakları ve İletişim Yaklaşımı" başlıklı oturumda konuştu. Uyanık, dijital teknolojilerin çocuklara yönelik cinsel istismarı nasıl kolaylaştırdığına ilişkin UNICEF’in araştırma bulgularını paylaştı.
Araştırmaya göre, 21 ülkede 12-17 yaş grubundaki her beş çocuktan biri dijital teknolojiler aracılığıyla cinsel istismara uğradı. İstismara uğrayan her 10 çocuktan en az dördünün yaşadıklarını kimseye anlatmadığını belirten Uyanık, resmi kurumlara başvuru oranının ise yüzde 1’in altında kaldığını söyledi.
Çocukların suçlanma, ciddiye alınmama veya internet erişimlerinin kısıtlanması korkusuyla yardım istemekten kaçındığını vurgulayan Uyanık, şöyle devam etti:
Çocukları daha dikkatli olmaya çağırmak yerine yardım istemeyi güvenli ve erişilebilir hâle getirmemiz gerekiyor. Platformlar maksimum etkileşim için değil, çocukların güvenliği için tasarlanmalı. Sorumluluğu anne babalara yükleyemeyiz. Teknoloji şirketlerinden kamu kurumlarına kadar sistemin tamamının sorumluluğu var.
Yapay zekânın çocuklara yönelik cinsel istismar açısından yeni riskler doğurduğunu da belirten Uyanık, çocuk hakları odaklı habercilikte mahremiyetin korunması, doğrulanmış verilere dayanılması ve suçlayıcı dilden kaçınılması gerektiğini ifade etti.

Gözde Durmuş: "Çocukların yarısı internet deneyiminden memnun değil"
"Dijital Dünyada Çocuğun İyi Olma Hâlini Düşünmek: Sahadan Veriler ve İzlenimler" başlıklı oturumda konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuğun İyi Olma Hâli Araştırma Ekibi’nden Gözde Durmuş, çocukların dijital deneyimlerine ilişkin araştırma bulgularını paylaştı.
Araştırmaya katılan çocukların yüzde 40'ının bilgisayara, yüzde 20'sinin ise kesintisiz internet bağlantısına sahip olmadığını belirten Durmuş, dijital eşitsizliğin internete erişimle sınırlı olmadığını söyledi:
Çocukların yarısı internet deneyiminden memnun değil. İki çocuktan biri aslında internet deneyiminden memnun değil. Aslında bizim konuşacağımız eşitsizlikler artık internete erişip erişmediklerinden ziyade, internete eriştikten sonra hangi olanaklardan nasıl yararlandıkları, bunun önündeki engellerin ya da fırsatların ne olduğu.
Çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları sorunları yetişkinlerle paylaşabilmelerinin önemine de dikkat çeken Durmuş, yasaklayıcı yaklaşımlar yerine çocukları dinlemeye ve onlarla birlikte çözüm üretmeye dayanan bir iletişim kurulması gerektiğini söyledi.
Nalin Öztekin: "İyi niyetli olmakla çocuğun haklarını korumak aynı şey değil"
"Dijital Medyada Çocukların Temsili: Görünür Olmak mı, Görünür Kılınmak mı?" başlıklı oturumda konuşan bianet editörü Nalin Öztekin, çocukların medyada nasıl temsil edildiğini ve çocuk odaklı haberciliğin temel ilkelerini anlattı.
Öztekin çocukların kültür, sanat, spor, ekoloji ve siyaset gibi alanlardaki görüşlerine de yer verilmesi gerektiğini söyledi:
Çocuklara acınacak, sempatik ya da kamuoyunda duyguları harekete geçirecek bir ilgi olarak bakmıyoruz. Çocukları hak sahibi özneler olarak görüyoruz. İyi niyetli olmakla çocuğun haklarını korumak aynı şey değil maalesef.
Dijital ortamda yayımlanan haberlerin yıllar sonra da çocukların hayatını etkileyebildiğine dikkat çeken Öztekin, bianet'e geçmişte haklarında haber yapılmış ve bugün yetişkin olan kişilerden içeriklerin kaldırılması yönünde talepler geldiğini aktardı.
Çocukların kimlik bilgilerinin ve mahremiyetinin korunmasının önemine değinen Öztekin, haberlerde çocukların görüşlerine yer verirken çocuk dostu onam formları kullandıklarını söyledi. Öztekin, çocukların konuşmama hakkına saygı gösterilmesi ve haberlerde hak arama yollarına ilişkin bilgilere de yer verilmesi gerektiğini belirtti.
Aslıhan Öztezel: "Katılım hakkı dediğimiz şey, 23 Nisan'da 15 dakika oturtmak değil"
"Yasaklamadan Korumak: Dijital Dünyada Hak Temelli Hukuki Yaklaşımlara Yer Açmak" başlıklı oturumda konuşan Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Aslıhan Öztezel, çocukların dijital ortamlardaki haklarını ve sosyal medyaya yönelik yaş sınırlamalarını hukuki açıdan değerlendirdi.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin dijital ortama ilişkin 25 No’lu Genel Yorumu’na dikkat çeken Öztezel, çocukların çevrimdışı sahip oldukları hakların çevrimiçi ortamda da geçerli olduğunu vurguladı.
Sosyal medyaya yönelik genel yaş yasaklarının çocukların bilgiye erişim, ifade özgürlüğü ve katılım haklarını kısıtlama riski taşıdığını belirten Öztezel, şöyle konuştu:
Katılım hakkı dediğimiz şey, 23 Nisan'da 15 dakika oturtmak değil, 23 Nisan'a kalmadan dertlerini çözmek için onları bir dinlemek. Çocukları korumak için yasaklayıcı düzenlemeler yerine koruyucu ve önleyici mekanizmalar geliştirmemiz gerekiyor. Teknoloji şirketleri sorumluluk üstlenmeli ve çocuklar kendilerini ilgilendiren karar alma süreçlerine katılabilmeli.
Öztezel, çocukların güvenliği ile mahremiyet ve katılım hakları arasında ortaya çıkabilecek çatışmaların, çocuğun üstün yararı ve ölçülülük ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
(EG)







