İstanbul Esenyurt’ta E.Ö.’ye yönelik nitelikli cinsel saldırı suçundan yerel mahkemece verilen 12 yıl hapis cezasının ardından, Yargıtay’ın bozma kararıyla sanık Y.Ş.’nin serbest bırakılmasına yönelik tepkiler artıyor.
E.Ö.’nün avukatı İrem Özçoban, karara ve yargılama sürecinde yaşananlara bianet'e konuştu. Ayrıca, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil de konuyu Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelttiği soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı.
"18 günde bozulan kararın gerekçesi hâlâ yazılmadı"
Avukat İrem Özçoban, Yargıtay’ın tutuklu dosyaları hızlı incelemesine karşın, bu denli kısa bir sürede —4 Haziran 2026’da ulaşan dosyanın 22 Haziran 2026’da karara bağlanarak 18 günde— bozulması ve gerekçesiz şekilde tahliye kararı verilmesinin ciddi soru işaretleri yarattığını vurguladı.
Usul süreçlerindeki aksaklıklara dikkat çeken Özçoban, kararın tebliğname ve tarafların itiraz süreçleri dahi beklenmeden açıklanmasını eleştirdi. Normal şartlarda dosyanın Yargıtay Başsavcılığına görüş için gönderilip taraflara tebliğ edilmesi ve iki haftalık itiraz süresi tanınması gerektiğini belirten Özçoban, aradan geçen süreye rağmen gerekçeli kararın dosyaya eklenmediğini ifade ederek, yüzeysel bir incelemeyle usulsüz biçimde tahliye kararı verildiğini savundu.
"Ataerkil savunma mekanizması kabul edilemez"
Kararın gerekçesinde ve savunma tarafının tutumunda yer alan anlayışa tepki gösteren Avukat Özçoban, şöyle dedi:
"Gerekçe kısmında tamamen ataerkil sistemi koruyucu bir tutumla kararın bozulduğu açıkça ortada. Nitekim karşı taraf da savunmasında bunun üzerinde durmakta. Hâlâ bugün bile dosyaya 'olay tarihi civarında' diyerek, olay öncesine ait samimi pozları koyarak 'sevgiliyse, samimiyse rıza vardır' düşüncesi altında savunma yapıyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Kişilerin sevgili olması veya evli olması birliktelikte rıza kavramı olduğunu doğrulamaz. Bu ataerkil düşünce sistemine dayanan kararı da savunmayı da kabul etmiyoruz."
Koruma kararı ihlallerine yaptırım uygulanmıyor
Avukat Özçoban ve davayı takip eden kadın örgütleri, tahliye edilen sanık Y.Ş.’nin sosyal medya üzerinden mağduru ve yargı kararını hedef alan paylaşımlar yaptığına dikkat çekti. Uzaklaştırma ve koruma kararlarının ihlal edilmesine rağmen yapılan zorlama hapis ve yeniden tutuklama taleplerinin karşılık bulmadığını belirten Özçoban, sanık avukatının kamuoyunun davayı takip etmesini engellemek amacıyla gizlilik kararı talep ettiğini de hatırlatarak, yargının failleri cesaretlendiren bu cezasızlık politikasına karşı hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.
TİP Sözcüsü Sera Kadıgil’den Adalet Bakanı’na soru önergesi
Süreçte yaşanan ihmaller ve skandallar zinciri Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşındı. TİP Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Saliha Sera Kadıgil, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.
Kadıgil önergesinde; yerel mahkeme ve istinafın 12 yıllık mahkûmiyet kararını Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin bozarak sanığı "en seri biçimde" tahliye ettirmesine rağmen mağdura haber verilmemesini, koruma kararı ihlallerine karşın zorlama hapsinin uygulanmamasını ve elektronik kelepçe talebinin reddedilmesini sert bir dille eleştirdi.
TİP Milletvekili Sera Kadıgil’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelttiği sorular şöyle:
*Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22 Haziran 2026 tarihli bozma ve tahliye kararından E.Ö.'nün herhangi bir kamu kurumu tarafından haberdar edilmediği doğru mudur? Mağdura yapılmış bir bildirim varsa hangi tarihte ve hangi yöntemle yapılmıştır?
*Yargıtay'ın tahliye yazısında kararın ilgili yerlere “en seri biçimde” bildirilmesi istenirken, cinsel saldırı dosyasının mağduruna sanığın tahliyesinin bildirilmemesinin nedeni nedir?
*E.Ö.'nün Büyükçekmece 1. Aile Mahkemesine elektronik kelepçe ve koruma talebiyle başvurduğu tarihte sanığın tahliye bilgisinin sistemde görünmediği iddiası doğru mudur? Doğru ise bunun nedeni nedir?
*E.Ö.'nün Büyükçekmece 1. Aile Mahkemesine yaptığı başvurunun tarihi nedir? Elektronik kelepçe talebi hangi gerekçeyle reddedilmiş, 30 günlük koruma tedbirinin süresi ve kapsamı hangi risk değerlendirmesine dayanılarak belirlenmiştir?
*Elektronik kelepçe talebi değerlendirilirken sanığın mağdurun ev adresini bilmesi, yargılama sürecindeki tehdit iddiaları, mağdurun psikiyatrik tedavi geçmişi ve tahliye sonrasında duyduğu can güvenliği kaygısı göz önüne alınarak değerlendirilme yapılmış mıdır?
*E.Ö.'nün, başvurusu sırasında sanığın tahliyesinin kendi beyanına dayanılarak kabul edilemeyeceğinin ve sanığın yaklaşması hâlinde video kaydı almasının söylendiği yönündeki iddiası hakkında herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?
*6284 sayılı Kanun'un koruyucu tedbirler yönünden delil ve belge aranmaması ve önleyici tedbirlerin geciktirilmeksizin verilmesi ilkeleri dikkate alındığında, mağdurun yeni bir yaklaşma veya temas eylemini ayrıca görüntülemesinin beklenmesi uygulaması kamuoyunun bilmediği bir kanun değişikliğine mi dayanmaktadır?
*E.Ö. vekillerinin 27 Temmuz 2026 tarihli zorlama hapsi başvurusu sanığın iki kez koruma tedbirlerini ihlal etmesine rağmen neden reddedilmiştir? Gerekçeli karar ne zaman açıklanacaktır?
*Mahkemece istenen tebliğ-tebellüğ belgesinin dosyaya gönderilmemesinden sorumlu olan memurlar hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?
*İlk ihlale ilişkin zorlama hapsi başvurusu sonuçlandırılmadan Y.Ş.'nin E.Ö.'ye sosyal medya üzerinden istek göndererek koruma kararını ikinci kez ihlal ettiği iddiası üzerine ne tür bir cezai yaptırım uygulanmıştır?
*E.Ö.'nün sanığın ev adresini bildiğini, koruma kararını iki kez ihlal ettiğini ve can güvenliğinden endişe ettiğini bildirmesinin ardından güncel bir risk değerlendirmesi yapılmış mıdır? Elektronik kelepçe dâhil daha etkili koruma tedbirlerinin yeniden değerlendirilmesi için herhangi bir süreç başlatılmış mıdır?
*E.Ö.'nün yargılama sürecinde sanık yakınlarınca tehdit edildiğini belirterek yaklaşık 27 kişi hakkında yaptığı şikâyetlerin kaçı hakkında soruşturma başlatılmış, kaçı kovuşturmaya dönüşmüş ve kaçı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir?
*E.Ö. dosyasında tahliyenin mağdura bildirilmemesinden başlayarak koruma kararının iki kez ihlal edildiği iddiasına, zorlama hapsi sürecindeki gecikmeye ve tüm bu süreç boyunca yaşanan hukuksuzluklara ilişkin Bakanlığınızca bir inceleme başlatılması düşünülmekte midir?
*Son beş yılda, tedbir kararı ihlali nedeniyle yapılan zorlama hapsi başvuru sayısı nedir? Bu başvurulardan kaçı, kollukça yapılması gereken tebligat veya tebellüğ işlemlerinin tamamlanmaması ya da buna ilişkin belgenin mahkemeye geç ulaşması ya da herhangi bir başka sebeple yapılamamış veya reddedilmiştir?
(EMK)










