Boğma fiilleri, erkek şiddeti davalarında çoğu zaman görünmez kalan, ancak hayati risk taşıyan şiddet biçimlerinden biri.
Görünür bir yaralanma bırakmaması, bu fiillerin soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde “basit saldırı” olarak değerlendirilmesine ve cezasızlığa neden oluyor.
Oysa çeşitli araştırmalar, ölümcül olmayan boğma fiillerinin ağır fiziksel ve ruhsal sonuçlara yol açtığını, hatta cinayet riskinin güçlü bir habercisi olduğunu ortaya koyuyor.
Prof. Dr. Kadriye Bakırcı, İngiltere ve Galler’de özel bir suç tipi olarak düzenlenen ölümcül olmayan boğma fiillerini ele aldığı çalışmasında, bu şiddet biçiminin neden hukuken tanınması gerektiğini tartışıyor.
Bakırcı ile boğma fiillerinin erkek şiddetiyle ilişkisini, cinsel ilişki bağlamında normalleştirilmesini, mevcut mevzuatın yetersizliklerini ve Türkiye’de bu alanda atılabilecek adımları konuştuk.
21 Ocak 2026’da İktisat ve Toplum Dergisi’nde yayımlanan “Yeni ve Özel Bir Ev İçi Şiddet ve Suç Tipi Olarak Ölümcül Olmayan Boğma Fiilleri: İngiltere ve Galler Örneği” başlıklı makalenizde, bu makaleyi yazmanıza, bianet’in 2024 şiddet verilerinin kaynaklık ettiğini söylüyorsunuz. Bunun nedenini bizimle de paylaşabilir misiniz?
2024 yılında, bianet için “Edirne’de kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddet: Bilimsel veri yokluğunda yazılabilir mi?” başlıklı makalemi yazarken, bianet tarafından derlenmiş verilerde, ev içi şiddete maruz bırakılan kadınlardan ikisinin “boğaz sıkma” fiiline vurgu yapmış olmaları dikkatimi çekmişti.
Belki, daha önce okuduğum çalışmalarda ve ulusal ve uluslararası düzenlemelerde ve literatürde hiç karşılaşmadığım için, bu fiilin ne kadar yaygın olduğunu merak ettim.
Araştırmaya başlayınca da, aslında sonuçları çok ağır olan, son derece yaygın fiiller olduğunu ve özellikle Anglo-Sakson Hukukunda özel bir suç tipi olarak düzenlenmiş olduğunu fark edince, konu hakkında yazmaya karar verdim.
Peki bu makaleyi neden yazdınız?
Amacım, 30 yılı aşkın süredir yapmakta olduğum bütün çalışmalarımda olduğu gibi, Türkiye’de bu konuda farkındalık yaratmak, bu konunun farklı disiplinlerdeki çeşitli araştırmacılar tarafından da araştırılmasını sağlamak, genel olarak şiddetle özel olarak ev içi şiddetle ilgili saha araştırmalarına bu konuyla ilgili sorular dahil edilmesini ve veri toplanmasını ve kuşkusuz hem Türk mevzuatında hem uluslararası mevzuatta düzenlenmesini sağlamak.
Başlığınızda “İngiltere ve Galler Örneği” ibaresini kullanmışsınız. Neden?
Ölümcül olmayan boğma fiilleri, Haziran 2022’de, İngiltere ve Galler’de özel bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.
Literatürde, boğma ve boğulmanın ve bu kategorilere giren fiillerin, çeşitli disiplinler açısından farklı tanımları mevcut olduğu gibi, bu konuyu düzenlemeye tabi tutan ülkelerde de tanım ve yaklaşımlarda farklılıklar bulunabilmektedir. Bu nedenle konuyu Türkiye’ye tanıtabilmek için, başlangıç olarak İngiltere ve Galler’deki düzenlemeleri örnek olarak aldım. Konu bir kez tanıtıldıktan sonra, farklı araştırmacılar, merak ederlerse, başka ülke mevzuatına da bakacaklardır.
Peki, İngiltere ve Galler mevzuatının yaptığı tanımı özetleyebilir misiniz?
İngiltere ve Galler Bölgesi’nde özel suç olarak yasaklanan fiiller, boyun bölgesine baskı uygulama ve solunumu kesme veya nefes almanın kesilmesi fiilleridir. Ancak İngilizce kavramların hepsinin Türkçe karşılığı olmadığı için, makalemde, bu fiilleri, pratik nedenlerle “boğma filleri” üst başlığı altında inceledim.
Bu bağlamda boğma fiilleri, bir kişinin solunumunun kesilmesi veya boyna baskı uygulanması gibi dıştan gelen fiziki fiillerle vücudun oksijensiz kalması sonucu bilinç kaybıyla, kalıcı hasarla veya ölümle sonuçlanabilen şiddet fiilleridir.
Ölümcül olmayan boğma fiilleri ise, mevcut İngiltere ve Galler düzenlemeleri ışığında, sözkonusu fiillere maruz bırakılanın ölümüne yol açmayan ve görünür yaralanmaya yol açması şart olmayan boğma fiilleri veya “sert seks” olarak adlandırılan cinsel ilişki sırasında ciddi zarara yol açmamak koşuluyla rızaya dayalı olabileceği kabul edilen, ancak ciddi zarara yol açıldığı durumlarda rıza savunmasının kabul edilmediği boğma fiilleri olarak adlandırılabilir.
Boğma fiillerine cinsel ilişki sırasında da mı başvuruluyor?
Maalesef. Ben de bu araştırmam sırasında dehşetle öğrenmiş bulunmaktayım. Yapılan araştırmalar, Birleşik Krallık’ta 40 yaş altındaki kadınların üçte birinden fazlasının, rızaya dayalı cinsel ilişki sırasında istenmeyen tokatlama, boğma, ağız tıkama veya tükürme gibi fiillere maruz kaldığını ortaya koymuştur. “Sert seks” olarak adlandırılan cinsel ilişkinin nasıl deneyimlendiğini anlamak için erkeklerle yapılan bir ankette de, ankete katılan erkeklerin % 71’i, rızaya dayalı “sert seks” sırasında partnerlerine tokat attıklarını, boğazını sıktıklarını, ağızlarını tıkadıklarını veya onlara tükürdüklerini belirtmiştir.
Pornografide kadınların nesneleştirilmesine, aşağılanmasına ve şiddete maruz kalmasına izin verilmesinin, bunda büyük payı vardır.
Yeni mevzuat, failin, maruz bırakılanın “sert seks” olarak adlandırılan cinsel ilişki sırasında boğma fiillerine rıza gösterdiği savunmasına sınırlamalar getirmektedir.
Boğma fillerinin çok yaygın olduğunu ve ağır sonuçları olduğunu söylediniz. Ne gibi ağır sonuçları var?
Yapılan araştırmalar, fiil ölümle sonuçlanmasa veya derhal ölümle sonuçlanmasa bile, ölümcül olmayan boğma fiillerinin tek başına beyin hasarına, organ yetmezliğine, uzun vadeli fiziksel ve zihinsel sağlık sorunlarına yol açabileceğini ve felç ile nörolojik bozukluk riskini artırabileceğini göstermektedir. İkinci olarak ölümcül olmayan boğma fiilleri, cinayet riskine işaret olarak kabul edilmektedir.
Bir araştırma, maruz bırakılanların çoğunun, daha sonra boğma fiili failleri (çoğunlukla eski partnerleri) tarafından öldürüldüğünü ortaya koymaktadır. Üçüncü üzerinde durulan ağır sonuç ise, maruz kalanlar arasında intihar riskini artırmasıdır.
Boğma filleri yalnızca ev içi şiddetle sınırlı olarak mı yasaklandı?
Hayır. Bu suç, yalnızca ev içi şiddetle sınırlı değildir, ölümcül olmayan boğma fiillerini içeren tüm olayları kapsamaktadır. Ayrıca suçun ırkçı veya dinci saikle işlenmesi, suçun ağırlaştırılmış halini oluşturur.
Mevcut hukuksal düzenlemeler bu filleri kapsamıyor mu ki, yeni düzenlemelere ihtiyaç duyuldu?
Ölümcül olmayan boğma fiilleri çoğu zaman hemen ortaya çıkmamakta veya görünür yaralanmaya yol açmamaktadır.
Birleşik Krallık’taki veriler, ölümcül olmayan boğma fiillerinin, görünür bir yaralanmaya yol açmadığı hallerde, etkili bir şekilde soruşturma veya kovuşturma yapılmadığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla cezasızlığa yol açan bir sonuç ortaya çıkmıştır.
Ayrıca, eski hukuksal yaklaşım, ölümcül olmayan boğma fiillerinin yarattığı riski ve cinayet gerçekleşmeden önce alınması gereken koruma önlemlerini de kapsamamaktadır. Ayrıca eski mevzuat cinsel ilişki sırasında boğma fiillerine rıza savunmasına bir sınırlama getirmemektedir.
Yeni düzenlemeler bu alandaki bütün talepleri karşılıyor mu?
Maalesef hayır. Yeni mevzuatın da eksiklikleri var tabii, fakat mükemmel bir hukuksal düzenleme yapmak çoğu zaman mümkün değildir. Önemli olan, zaman içinde ortaya çıkan eksikliklerin kabul edilerek bunların düzeltilmesidir.
Türkiye’de ölümcül olmayan boğma fiillerinin özel bir suç tipi olarak düzenlenmesi hem ceza hukuku hem de kadınların korunması açısından ne değiştirir?
Özel bir ölümcül olmayan boğma suçunun ihdas edilmesi, ev içi şiddete ilişkin mevcut hukuksal çerçevenin önemli ölçüde güçlendirilmesini ifade edecek ve geleneksel mevzuattaki önemli bir eksikliği giderecektir.
Özel bir suç tipi ihdas edilirse, ölümcül olmayan boyna baskı uygulama ve solunumu kesme fiillerinin “basit saldırı” olmadığı, genel yaralama fiillerinden farklı olduğu, fiillerin kendi başına çok tehlikeli olduğu, suçun oluşabilmesi için görünür yaralanma gerekmediği, cinsel ilişkide ciddi zarar riskinin olduğu durumlarda rızanın kabul edilemeyeceği, fiillerin tekrar etme riski taşıdığı cinayet habercisi olabileceği, cebri kontrol suç tiplerinden birini oluşturduğu kabul edilmiş olacaktır.
Böyle bir düzenleme, ev içi şiddete maruz bırakılanlar için korumanın güçlendirilmesi, ev içi şiddet olaylarında risk değerlendirme süreçlerinin iyileştirilmesi, yüksek riskli faillerin erken tespit edilmesi suretiyle ölümcül şiddetin önlenmesine katkı sağlanması, kolluk kuvvetleri ve mahkemeler tarafından şiddetin hafife alınmasının önüne geçilmesi, daha uygun ve orantılı cezaların verilmesine imkân tanınması, maruz bırakılanların olayları bildirme konusundaki güveninin artırılması gibi temel eksiklikleri giderecek ve iç hukukun uluslararası gelişmelere paralel olarak en iyi ulusal uygulamalarla uyumlaştırılmasını sağlayacaktır.
Şiddetin, boğma fiilleriyle gerçekleştirilmesinin, görünür bir yaralanma olup olmadığına bakılmaksızın, doğası gereği yaşamsal tehlike taşıdığının kabul edilmesiyle birlikte, hukuk, artık maruz bırakılanların yaşanmış deneyimleriyle uyum sağlamış olacaktır.
Ölümcül olmayan boğma fiillerine ilişkin özel suç tanımları ve kodlarının kullanılması, şiddete ilişkin daha sağlıklı veri toplanmasını, daha tutarlı cezalandırma uygulanmasını ve daha etkili risk değerlendirmesi ihtiyacının karşılanmasını sağlayacaktır.
Akademi, barolar ve kadın örgütleri bu alanda nasıl bir ortak çalışma yürütebilir?
Hukuk eskisi gibi durağan değil artık. Sürekli bir değişim ve dönüşüm geçiriyor. Batılı hukuk sistemlerinde hükümetler de artık yukarıdan aşağıya düzenleme yapmak yerine, örneğin kadınlara yönelik şiddet konusunda maruz kalanların ve ailelerinin talepleri doğrultusunda hukuka şekil vermektedirler.
Dolayısıyla akademi, barolar ve kadın örgütleri uluslararası arenada meydana gelen değişikliklere Türkiye’nin de uyum sağlaması için ortak çaba gösterebilirler.
Türkiye’de erkek şiddetiyle mücadelede, boğma fiillerinin hukuken tanınması sizce bir “eşik” olabilir mi?
Türkiye, Avrupa Birliği Hukuku’na uyum sürecine önem verilen 2000-2011 yılları arasında pek çok eşiği aştı aslında. Türk Hukuku’nda çok önemli reformlar yapıldı.
Dolayısıyla artık eşiğin sonrasına ait bir dönem sözkonusudur. 2021 yılında, yine Türkiye’ye tanıtmak için hakkında makale yazdığım “Cebri Kontrol Suçu” ve “Ölümcül Olmayan Boğma Fiilleri”nin Türk Hukukuna eklenmesi, eşiği kurmaz, fakat daha önce kabul edilen kanunlarla aşılmış olan eşiği pekiştirir, istikrara kavuşturur.
(EMK)







