Gezi Davası kapsamında 18 yıl hapis cezası alan yapımcı Çiğdem Mater, cezaevinden T24’e yazdığı “Komşu Adalet Hanım ya da Adalet Çay Bahçesi” başlıklı yazısında, ülkede hukukun, mahkemelerin ve cezaevlerinin hayatın merkezine yerleşmesini ironik bir dille anlattı.
Türkiye’de neredeyse her gün yeni bir soruşturma, operasyon ve dava gündemiyle karşılaşıldığını belirten Mater, yurttaşların hukukçu olmadan kanun maddeleri ezberlemek zorunda kaldığını ifade etti. “Hayatta kalmayı başarırsak bir de hapse düşmemeyi başarmamız gerekiyor” diyen Mater, sosyal medya paylaşımları nedeniyle bile insanların kısa sürede cezaevine girebildiğine dikkat çekti.
Yazısında Türkiye’deki cezaevi nüfusuna da değinen Mater, son yargı paketleri sonrasında tahliyeler yaşansa da hapishanelerdeki doluluğun devam ettiğini belirtti. Cezaevlerini, insanın tanıdıklarla karşılaşabildiği “İstiklal Caddesi”ne benzeten Mater, adaletin gündelik hayatta bir kavrama değil, bir komşu ismine ya da bir çay bahçesine indirgenmiş olmasını eleştirdi.
Mater, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in adalet, vicdan ve hak ihlalleri üzerine yaptığı konuşmalara da yazısında yer verdi. Bu açıklamaların vicdani ve ahlaki yönüne dikkat çeken Mater, “uygulanmayan hakkın, icra edilmeyen hükmün anlamı olmadığı” yönündeki değerlendirmeleri hatırlattı.
Yazının bir bölümü şöyle:
“İçinden geçtiğimiz şu tuhaf zamanlar saçma ama sanırım yurdum insanının hukuk okuryazarlığının tavan yaptığı zamanlar. Yani herhalde normal bir ülkede insanlar ellerinde küçük kırmızı anayasa kitapçıklarıyla gezmez. Gündelik sohbetlerde kanun maddelerine, madde numaralarıyla atıf yapmaz. Hukukçu değilsen neden ezbere yasa maddesi bilesin ki?
Tamam, güzel. Ülkem her konuda uzman yurttaş istiyor. Yangın söndürme uçağını da bilelim; kapasitesiyle, modeliyle. Böcek basan evimize yapılacak ilaçlamanın kimyasal içeriğine de hakim olalım. Tatile gideceğimiz otelin yangın sistemini de, bineceğimiz trenin elektrik aksamını da öğrenelim, şehrin barajlarında kaç günlük su kaldığını da biz takip edelim. Gün geçmiyor ki uzmanlaşmamız gereken yeni bir alan olmasın. Yaşam boyu izcilik eğitimi gibi; sürekli hayatta kalma bilgileri, ama yani, vahşi doğada değiliz.
Hal böyle olunca hukuku da tabii ki bilmemiz şart. Hayatta kalmayı başarırsak, bir de hapse düşmemeyi başarmamız gerekiyor. İki aşamalı bir oyun; (-ki ben ikinci aşamaya geçemedim misal), hayatta kalmak ne kadar zorsa, hapse girmek de o kadar kolay, tecrübeyle sabit. Sizler mesela, azami 140 karakter harcayarak kendinizi birkaç saat içinde cezaevinde bulabilirsiniz.
Son yargı paketinden önce resmî hapishane nüfusu 430 bin civarındaydı. 50 bin kadar insan tahliye oldu ama kuvvetle muhtemel 20 bin kadar insan da o arada tutuklanmıştır. Biz yine 400 bin dolaylarında diyelim. Geçen de bir haber vardı, hapishane nüfusu 30 küsur ilden fazlaymış. Misal, Bayburt'un nüfus nedeniyle artık vekil çıkartması imkansız ama hapishaneler öyle mi? Hoş, hapisten vekil çıksa da hapiste kalıyor, o ayrı. Yok, şaşırmıyoruz. Şöyle anlar olabiliyor hayatta: Hapishane koridorlarında, Malta'da bambaşka bir yerden tanıştığımız biriyle karşılaşabiliyorsunuz, mesela, İstiklal Caddesi gibi, ki bu Bakırköy'de bile oluyor, Silivri değil yani!
Haliyle herkes adaletten söz ediyor. Ne yapalım? İBB soruşturmasından tutuklanan Buğra Gökçe'nin annesi Şeyma Gökçe, "Adalet komşumun adı" demiş. Benim için de uzunca yıllar, Çağlayan Adliyesi C kapısının karşısındaki çaycının adıydı: Adalet Çay Bahçesi. Gerçi artık orası da yok. Bir tek komşu Adalet Hanım kaldı anlaşılan…”
Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Arkadaşları doğum gününde Çiğdem Mater için özgürlük istedi

Çiğdem Mater'in mesajı
(EMK)










