Münih Güvenlik Konferansı (MSC 2026), "yıkım sürecindeki" küresel düzen tartışmalarının gölgesinde gerçekleşti. Bu yıl 62'incisi düzenlenen konferansta Avrupa güvenlik mimarisinin geleceğine ilişkin kritik mesajlar verildi. Konferans kapsamında 60’tan fazla devlet ve hükümet başkanı ile 1000’i aşkın katılımcı 13-15 Şubat tarihleri arasında Almanya'nın Münih kentindeki Bayerischer Hof Oteli'nde bir araya geldi. Organizatörler, 2026 toplantısını "olağanüstü aciliyet" anı olarak tanımladı.

Üç rapor tek teşhis: Bir düzenin harakirisi
Katılımcılar arasında yer alan TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi ve CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, 1963'ten bu yana düzenlenen konferansın bu yıl yoğun biçimde gündeme gelmesini "dünyanın bir değişim sürecinden geçmesi" ile açıkladı. Salıcı, küresel güvenlik mimarisine ilişkin tartışmaların Avrupa’da kaygı yarattığını ve Türkiye’nin bu sürecin dışında kalamayacağını vurguladı.

"Mazlum Abdi Suriye’nin bir parçası"
Konferansın dikkat çeken katılımcıları arasında Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı Mazlum Abdi ve Dış İlişkiler Sorumlusu İlham Ahmed de bulunuyordu. Abdi ve Ahmed'in burada farklı ülkelerden devlet yetkilileri ile yaptığı görüşmeler Türkiye'nin de gündemindeydi.
CHP'li Salıcı, SDG liderlerinin konferansa katılımı konusunda "Mazlum Abdi Suriye’nin bir parçası. Suriye yönetimi bir karar almış ve birlikte gelmişler. Buna Türkiye’den olumsuz bir reaksiyon göstermek doğru olmaz" dedi.
"Suriye'yi Suriyeliler yönetsin dedik"
Salıcı, Suriye Dışişleri Bakanı Hasan Şeybani'nin MSC'nin "Bir Arada Kalmak Mümkün mü? Suriye’nin Devrim Sonrası Geleceği" başlıklı oturumda yaptığı konuşmayı da aktararak şunları söyledi:
"Dün Şeybani'nin konuşmasında çok açıktı. Ben o oturumu bizzat takip ettim. SDG'yi düşman olarak görmediğini söylüyor ve 'biz beraberiz ve ülkenin bütünlüğünü vurgulamak için buradaydık' diyor. Biz zaten hep şunu savunduk: Suriyeliler Suriye'de yönetimde olsun, entegre olsun, beraber olsun, ülkenin birliği etkilenmesin. Şimdi Suriye yönetimi bir karar almış, gelirken Mazlum Abdi ile beraber gelmiş. Buna dair bizim bir şey söylememiz yakışık almaz."
"Türkiye tartışmaların tam da içinde"
Aynı zamanda çözüm komisyonu üyesi de olan Salıcı, Türkiye'de devam eden süreçten doğru konferansla ilgili tartışmaları şöyle değerlendirdi:
"Suriye'de 14 yıl süren bir iç savaştan çıkıldı. Son bir yıldan beri orada yeni bir rejim var. Bizde de Kürt meselesinin çözümü üzerine bir tartışma yürütülüyor. Çok yakın zamanda Suriye'de bir anlaşma yapıldı. Daha doğrusu arka arkaya anlaşmalar silsilesi söz konusu. Umarım imzalanan anlaşmalar uygulanır. Aynı zamanda en uzun sınırımız, yoğun mülteci, sığınmacı akınının olduğu bir bölge. Üstüne İran diken üstünde. Yani İran'a bir saldırı olacak mı olmayacak mı? Bunları tamamı Türkiye'yi ilgilendiriyor. Türkiye ben bu tartışmaların dışındayım, ilgilenmiyorum deme lüksüne sahip değil. Tam da içinde. Dolayısıyla bunlar muhalefetin de, iktidarın da bence herkesin takip etmesi gereken tartışmalardır."
Avrupa’nın 'güvenlik mimarisi'
Avrupa’da yeniden şekillenen 'güvenlik mimarisi' tartışmalarının Türkiye'yi yakından ilgilendirdiğini belirten Salıcı, "Türkiye bunun bir parçası olacak mı, olacaksa ne kadar olacak? Bu hem Türkiye hem Avrupa için temel sorulardan biri" değerlendirmesini yaptı.
Türkiye’nin güvenlik meselesini çok tartışan bir ülke olduğuna dikkat çeken Salıcı, "Çatışma bölgelerinin büyük bir kısmı aslında Türkiye'nin etrafındaki bölgeler. Dünyada aktif çatışmaların büyük bir kısmı yıllardır, Kafkasya'da, Balkanlar'da, Kuzey Afrika'da, Ortadoğu'da oluyor. Dolayısıyla bu bölgelerin tamamı bizim ilişkili olduğumuz, çok yakın olduğumuz coğrafyalar ve dolayısıyla biz bu konuları sıklıkla tartışıyoruz" dedi.
Doğu Akdeniz’deki dengelere de değinen Salıcı, Türkiye’nin bölgesel işbirlikleri ve gerilimler bağlamında süreci yakından takip etmesi gerektiğini kaydetti: "Doğu Akdeniz havzasında Yunanistan-Güney Kıbrıs-İsrail hattında kurulan bir işbirliği var. Bu işbirliğinin bu üç ülkenin ikisi Avrupa Birliği ülkesi. Dolayısıyla bunun bizim siyasetimizde nasıl karşılık bulacağı önemli."
"Bağımlılık tartışmaları tetiklendi"
Salıcı, özellikle Donald Trump’ın NATO ülkelerinin savunma harcamalarına katkısının yüzde 5’e çıkarılması yönündeki çağrılarının Avrupa’da "Amerika’ya bağımlılık" tartışmalarını tetiklediğini belirtti. "Avrupa, güvenliğini ABD ile işbirliği içinde sağlayabileceğini düşünüyordu. Şimdi ‘acaba durum öyle mi?’ sorusu soruluyor" dedi.
Konferansta öne çıkan başlıklara değinen Salıcı, NATO, Ukrayna’daki savaş ve İran ile ABD arasındaki gerilimin Avrupa’nın güvenlik algısını doğrudan etkilediğini ifade etti. "Bu kadar çok güvenlik başlığının aynı anda tartışılması Avrupa’nın çok alışık olduğu bir durum değil" yorumunu yaptı.
(AB)







