Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Çarşamba akşamı Büyükada Atatürk Meydanı'nda düzenlenen 88. "Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi"nde, büyük bir kalabalığa seslendi.
Özel, konuşmasında, “Denizin ortasında parlayan Cumhuriyet’in yıldızına geldik. Güzel adamıza, Adalar’a geldik. ‘Kışın olmaz’ diyenlere inat, ‘Yahu Adalar’da miting mi olur?’ diyenlere inat, ‘Bir avuç insana konuşursun. Her miting kalabalık oluyor, Ada’da da olmayıversin’ diyenlere inat bu meydanı tıka basa dolduranlara, sığmayanlara, seçtiğine ve seçme hakkına sahip çıkanlara, her türlü adaletsizliğe karşı 88’inci eyleme koşanlara selam olsun, selam olsun Adalar’a. Hepiniz hoş geldiniz. Bu akşam buradaki varlığınız, dayanışmanız, omuz omuza, kol kola, burada bu eyleme koşmanız her şeyden değerli” dedi.
CHP Genel Başkanı konuşmasını şöyle sürdürdü.
“Ercan başkan, Adalar’ın güvenini boşa çıkarmadı”
Özgür Özel, Adalar’da CHP’li belediyeciliğin sürekliliğini ve Ercan Akpolat’ın “Adalı” kimliğiyle adaylaştırılmasını anlattı. Akpolat’ın yüksek oyla seçilmesini, yerel beklentilerin karşılığı ve “yerinden yönetim” iddiasının temeli olarak konumladı.
Ardından "sosyal belediyecilik" örneklerini sıraladı: Okullara ücretsiz su sebilleri, ücretsiz servisler, ücretsiz plaj, sahillerde işgallerin kaldırılması, Halk Ekmek’in adaya gelmesi, katılımcı meclis düzeni, rehabilitasyon merkezi ve sağlık sevkine destek. Son olarak acil hasta sevkinde helikopter hizmeti hedefini de ekledi.
"Ada'da büyüyen başkan Akpolat"
“Yıllardır Ada’da büyüyen, Ada’yı bilen Ercan Akpolat’ı aday gösterdik, siz de yüzde 56’yla seçtiniz. Adalar’daki biri hariç tüm okullara ücretsiz su sebilleri koyduk; yoksulun çocuğunun çeşmeye mahkûm edildiği dönem bitsin istedik. Öğrenciler için ücretsiz okul servisi, pazara gidenler için ücretsiz pazar servisi var; Adalılar için ücretsiz plaj var. Meclis toplantılarını her ay başka bir adada yapıyor, sözün gerçek sahibine, Adalılara mikrofon veriyoruz. Sokak hayvanları için rehabilitasyon merkezi açtık; belediye teknesiyle sevk desteği veriyoruz. Bu dönem bitmeden acil hasta sevkinde helikopter hizmetini de hayata geçirmek istiyoruz.”
Adalar İttifakı’na teşekkür
Özel, İBB ile Adalar Belediyesi arasındaki eşgüdümü; hizmet binası inşaatı, altyapı yatırımları ve sosyal destek kalemleri üzerinden anlattı. Hedefin, hem yatırım hem sosyal koruma başlıklarını “söz verdik, yapıyoruz” çerçevesinde görünür kılmak olduğunu aktardı.
Özel uygulamalarının başarısını “Adalar İttifakı” vurgusuna bağladı: Demokrasi, birlik, Atatürk sevgisi ve farklı kimliklerin birlikte yaşaması. Yerel dayanışmayı siyasal birlik fikrinin örneği olarak sundu.
"Demokrasiye, birliğe ve Atatürk sevgisine yaslanan Adalar İttifakı"
“Adalar’a yakışır bir belediye hizmet binasının inşaatı Ekrem Başkan’ın desteğiyle hızla sürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 273 haneye sosyal destek amaçlı nakit desteği, 234 haneye İstanbulkart düzenli nakit desteği sağlıyor; Anne Kart ve eğitim destekleri sürüyor. Adalar’da 297 milyon liralık altyapı yatırımı yapıldı; atıksu ve içme suyu hatları döşendi, deniz hatları açıldı. Plajlar kamusal alan oldu, BELTUR tesisleri açıldı, Taş Mektep ve parklar restore edildi. Bütün bunlar, Ada’ya verilen sözlerin tutulmasıdır. Görünüşü ne olursa olsun demokrasiye, birliğe ve Atatürk sevgisine yaslanan Adalar İttifakı’na yürekten teşekkür ediyorum.”
“Bu kötülüğü bozguna uğramış işgal ordusu yapmaz”
Özel, köprü ve otoyolların satışı/özelleştirilmesi iddiasını gündeme getirdi. Bunu ekonomik sıkışmanın ürünü, kısa vadeli kaynak arayışı olarak yorumladı. Bütçe açığını kapatmak için yüksek kârlı kamu varlıklarının uzun vadeli gelirinden vazgeçilerek devredilmek istendiğini söyledi.
CHP Genel Başkanı ayrıca Erdoğan'ın 2012’deki sözleriyle bugünkü iddiası arasındaki çelişkiyi vurgulayarak iktidarı “tutarsızlık” ve “peşkeş”le suçladı. Özelleştirmenin milli çıkar aleyhine olduğunu ileri sürdü.
"Memleketin altın yumurtlayan tavuğunu satıyorlar"
“Birinci ve ikinci köprüyle yedi otoyolu satmaya kalkıyorlar; yıllık geliri 600 milyon dolar olan bir varlıktan söz ediyoruz. Bakım-onarım masrafı düşük, kâr oranı çok yüksek; buna rağmen 3 milyar dolar peşin için 25 yıllık geliri bırakmayı göze alıyorlar. Bu, seçim ekonomisi için kaynak arayışıdır; memleketin altın yumurtlayan tavuğunu satmaktır. Erdoğan 2012’de benzer bir girişimde ‘7 milyar dolardan aşağıya olursa satmak vatan hainliği’ demişti. Şimdi aynı yerde 3 milyar doları konuşmak, kendi sözleriyle çelişmektir. Bu ölçekte bir kötülüğü, memleketten çekilen bir işgal ordusu bile yapmaz.”
“Köprüden 300 liraya geçmek istemiyorsanız karşı çıkın”
Özel, satışın yurttaşa zamlar halinde yansıyacağını söyledi; kamu kaynaklarıyla yapılan yollarla yüksek ücretli projeleri karşılaştırdı ve “satış"ın "fahiş geçiş ücreti”yle nasıl eşitlendiğini anlattı.
Ayrıca farkındalık araştırmasını aktararak özelleştirme projesinin bilinirliğinin düşük olduğunu, bilenlerin büyük çoğunluğunun karşı çıktığını söyledi. Ülke çapında bilgilendirme kampanyası çağrısı yaptı.
"Meseleyi örgütümüzle, ülke çapında bir kampanyayla anlatacağız.”
“Köprülerin ve otoyolların satılacağını bilenlerin oranı sadece yüzde 40; milletin yüzde 60’ı bundan habersiz. Haberdar olanların büyük çoğunluğu karşı; o yüzden bunu duyurmaktan geri durmayacağız. İzmir–Çeşme 103 kilometre ve 53 lira; ama 100 kilometrelik başka bir hatta ücret 365 lira. Bu şartnameyle satarlarsa, ucuz olan da pahalı olanın seviyesine çekilecek; zam katlanacak. Bugün 59 liraya geçilen köprüden yarın 300 liraya geçmek istemiyorsanız, buna karşı çıkın. Biz bu meseleyi örgütümüzle, ülke çapında bir kampanyayla anlatacağız.”
“Emekliden, memurdan yüzde 4 çaldılar”
CHP Genel Başkanı emekli/asgari ücret/çiftçi gelirlerini açlık-yoksulluk sınırlarıyla karşılaştırdı ve gelirlerin eridiğini söyledi. Bu tabloyu, yönetim beceriksizliği ve fiyat artışlarının sürekliliğiyle ilişkilendirdi.
TÜİK üzerinden, enflasyon ölçümü ve zamanlamasıyla emekli ve memur zamlarının “aşağı çekildiği” iddiasını öne çıkardı. Türkiye’yi AB ve dünya ile kıyaslayıp “enflasyon normalleşmesi” söylemini reddettiklerini söyledi.
"Enflasyonumuz savaşan ülkelerden bile daha yüksek"
“En düşük emekli maaşı 20 bin lira, asgari ücret 28 bin lira; açlık sınırı 31 bin lira, yoksulluk sınırı 102 bin lira. TÜİK yıllık enflasyonu yüzde 30,65 açıklıyor ama aralıkta zamları durdurup ölçümü düşük gösterdiler; emeklinin ve memurun alacağından yüzde 4’ü böyle kestiler. Ocak’a zamları yapınca bu kez aylık enflasyon TÜİK’e göre bile yüzde 4,8 çıktı; bu oran pek çok ülkenin yıllık enflasyonundan fazla. Avrupa Birliği ortalaması yüzde 2; ‘enflasyon dünyanın sorunu’ denmesi gerçeği anlatmıyor. Savaşan ülkelerden bile daha yüksek enflasyonumuz var. Türkiye kötü yönetilmektedir; yönetme enerjisi tükenmiş bir iktidar vardır.”
“Bir seçim kaybedip mızıkçılığa başladılar”
Özel, yerel seçim başarısını ve belediyelerden memnuniyet iddiasını iktidar yürüyüşünün işareti olarak sundu. İktidarın buna sandıkla değil, yargıyla karşılık verdiğini; bunun siyaseti “hukuk darbesi” zemininin içine çektiğini ileri sürdü.
Devamında “yarışma” çağrısı yapan CHP Genel Başkanı, siyasal rekabetin açık ve eşit koşullarda yapılması gerektiğini söyleyerek Erdoğan’a “çık karşımıza” dedi ve Ekrem İmamoğlu’nun adaylığını işaret etti.
"Cesaretin varsa çık karşımıza, yarışalım. Aadayımız belli: Ekrem İmamoğlu.”
“Bir seçim kaybettiniz, bunu kabullenmek yerine mızıkçılığa başladınız; şimdi CHP’ye topyekûn saldırıp seçimi hukuk darbesiyle kazanmaya çalışıyorsunuz. Sandıkla yenemediğinizi yargıyla yenmeye kalkmak, demokratik rekabeti bozmaktır. Biz 47 yıl kaybettik, darbeye kalkışmadık; millete küsmedik. Siyaset panoyla değil, yürekle ve örgütle yapılır. Cesaretin varsa çık karşımıza, yarışalım. Bizim adayımız belli: Ekrem İmamoğlu.”
“Ekrem başkan en çok da gençleri ve kadınları düşünüyor”
Özel, Silivri ziyaretine gönderme yaparak İmamoğlu’nun baskı altında dahi ülkenin geleceğine dönük bir gündem taşıdığını söyledi. İmamoğlu'nu, “halkın temel kesimlerini düşünen lider” olarak resmetti.
Özgür Özel ayrıca konuşmasında, çeşitli yargı süreçlerinden etkilenen isimleri anarak dayanışma hattı çizdi: “Baskı var, geri adım yok”.
"Bizim için aslolan zulmü olağanlaştırmamak"
“Silivri’ye gittim; sahip çıktığınız Cumhurbaşkanınızı gördüm ve bütün konuları değerlendirdik. Ne kadar baskı olursa olsun, karşımda emekliyi, işçiyi, çiftçiyi, esnafı düşünen; en çok da gençleri ve kadınları düşünen bir irade gördüm. Ailesiyle uğraşsalar da, yakınlarına yönelseler de bu yürüyüşten geri durmuyor. Mesele bir kişinin değil, ülkenin yarınlarının meselesidir. Bizim için asıl olan, bu zulmü olağanlaştırmamak ve haklılığımızı anlatmaktır. Bu kararlılık, iktidara yürüyüşün kararlılığıdır.”
“Bunlar demokrasi fikrinin insanları…”
CHP Genel Başkanı, "Hepimiz biliyoruz ki bir siyasi hareketin, partinin, siyasi kimliğin ne kadar demokrat olduğu kazandığı akşam belli olmaz. Kazandığı akşam herkes demokrat olur. Halkı över, milli irade der, en güzelini söyler. Kaybettiğinde ne yaptığına bakacaksın." dedi. İnönü örneğini bir demokratik olgunluk anlatısı olarak aktardı. CHP’nin “demokrasi fikrinin kurucu taşıyıcısı” olduğu iddiasını CHP Genel Başkanlarının oluşturduğu tarihsel bir hat üzerinden vurguladı. İktidarı “kaybetmeyi bilmemek"le eleştirdi.
"Demokrasi, kaybedince sandıktan kaçmamak demektir"
“Bir partinin ne kadar demokrat olduğu kazandığı akşam değil, kaybettiğinde ne yaptığıyla anlaşılır. Atatürk’ün ‘Millet Meclis’i seçer, ne görev verirse onu yaparız’ dediği çizgi, demokrasi fikrinin çizgisidir. İsmet Paşa, 14 Mayıs 1950’de seçimi kaybedince ‘Paşa devir teslime hazırdır’ mesajını daha resmi sonuçlar açıklanmadan gönderdi. Kendi hayatının en büyük yenilgisi dedi, ama kurmak istedikleri düzen için en büyük kazanımın demokrasi olduğunu söyledi. Demokrasi, kaybedince sandıktan kaçmamak demektir. Bugün esas mesele, bu olgunluğun terk edilmesidir.”
“Hiç utanıp, sıkılmadan Akın Gürlek'i Adalet Bakanlığına atadı”
Özel, Akın Gürlek’in Adalet Bakanı yapılmasını yargının siyasallaşmasının simgesi olarak sundu. Bu atamayı “hukuk devleti” iddiasını boşa düşüren bir eşik olarak çerçeveledi ve doğrudan meşruiyet tartışmasına taşıdı. CHP Genel Başkanı, İBB ve benzeri davaların siyasi olduğunu; tutuklamaların siyasi olduğunu ama Gürlek'in atanmasının bu siyasiliği görünür kıldığını vurguladı.
"Böyle bir atamadan utanç duyuyorum"
“Dün Erdoğan’ın attığı imza, ‘Türkiye hukuk devleti’ iddiasını bir kez daha tartışmalı hale getirdi. Akın Gürlek’i Adalet Bakanlığına atamak, yargı-siyaset sınırını fiilen ortadan kaldırmaktır. Bu atamayla bize ‘davalar siyasidir’ diyenlere haklılık payı büyüyor. Yargı eliyle siyaset dizayn edilemez; böyle bir düzen sürdürülemez. Arkadaşlarımızın içeride tutulması siyasidir; bu süreç bir hukuk tartışması değil, siyasi bir hesaplaşmadır. Böyle bir atamadan utanç duyduğumu söylüyorum.”
“Millet gönderirse gideceğini bilmeli”
Özel, kamuoyunda “İBB davası siyasidir” kanaatinin çoğunlukta olduğunu aktararak, iktidarın yargı yoluyla rekabeti sakatladığını savundu. Ardından, iktidar seçmenini “tersi olsa ne derdin” sorusuyla vicdan muhasebesine çağırdı.
"Rekabet eşitlikle olur"
“‘Bu dava siyasidir’ diyenlerin oranı yükseliyor; kararsızlarla birlikte çok geniş bir kesim bunun bir hukuk meselesi olmadığını düşünüyor. Şimdi soruyorum: Sizin partinizin en parlak isimlerini bir hakim içeri atsa, sonra o kişi bakan olsa, buna ‘hukuki’ der miydiniz? Eşit rekabet yoksa, sandığın anlamı kalmaz. Rakibini hapse atarak, kayyım atayarak, yargıyla tasfiye ederek siyaset olmaz. Rekabet eşitlikle olur; milletin memnuniyetiyle iktidar olunur. Millet gönderirse gideceğini bilmeli.”
“Memleketin başına gelenlerin sorumlusu Erdoğan’dır”
Özel, ekonomik bozulmayı siyasi kriz ve yargı müdahalesiyle ilişkilendirdi. Borsa, kur ve faiz hareketlerini “siyasi müdahale maliyeti” olarak sundu. Hayat pahalılığının sorumluluğunu iktidarın siyaset tarzına bağladı.
"Yanlışa ‘yanlış’ demeden, bu düzen normalleşmez"
“Enflasyon hedefi yüzde 14’tü; açıklanan rakam iki katına çıktı ve bunun bedelini vatandaş ödüyor. Siyasi müdahalelerle piyasa sarsıldıkça borsa düşüyor, dolar yükseliyor; sonra doları tutmak için faiz artırılıyor. Bu kısır döngü, hayat pahalılığını büyütüyor; mutfaktaki fiyatı yukarı itiyor. Rakiplerini yargı eliyle tasfiye etmeye kalkarak ekonomi düzelmez. Yanlışa ‘yanlış’ demeden, bu düzen normalleşmez. Bu gidişin sorumluluğu Erdoğan’dadır.”
“Emekli adeta kazıklanmıştır”
Özel, emeklinin alım gücündeki düşüşü iki ölçüyle anlattı: Asgari ücret oranı ve çeyrek altın hesabı. Emekli gelirinin tarihsel olarak nasıl eridiğini hızlı ve çarpıcı biçimde görünür kılmak üzere yaptığı karşılaştırmanın ardından CHP'nin vaadini açıkladı: En düşük emekli maaşını asgari ücret düzeyine, ardından 1,5 asgari ücret getirmek; ayrıca gelirsiz hanelere temel vatandaşlık geliri sağlamak.
"Temel vatandaşlık geliriyle kimseyi açlığa mahkûm etmeyeceğiz”
“Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti; hiç dokunmasa bugün çok daha yukarıda olurdu. Bugün emekli 20 bin liraya sıkıştırıldı; alım gücü sert biçimde düştü. Bir zamanlar 8 çeyrek altın alan en düşük emekli maaşı, şimdi 1,5 çeyrek altına geriledi. Bu, emeğin ucuzlatılmasıdır; emekli sefalete itilmektedir. CHP iktidarında en düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret, sonra 1,5 asgari ücret olacaktır. Ayrıca gelirsiz hanelere temel vatandaşlık geliriyle kimseyi açlığa mahkûm etmeyeceğiz.”
“18 Mart’ı 19 Mart’a hep beraber bağlayalım"’
Özel, eylem çizgisini bir takvimle somutladı: İlçe mitingleri ve bölge mitingleri sonrasında 18–19 Mart’ı sembolik bir süreklilik anına dönüştürmeyi önerdi. Bir yıl boyunca geri adım atmayan muhalefetin moral/psikolojik üstünlüğü ve çoğunluk enerjisiyle yürümeyi sürdürmesinin önemini vurguladı.
"Haklı olan kazanır; biz bu yürüyüşü sürdüreceğiz.”
“Gelecek hafta Ataşehir’de ilçe mitingimizi yapacağız; ardından bölgelerde mitinglerle devam edeceğiz. Sonra takvim 18 Mart’a geliyor ve ertesi gün 19 Mart; bu iki günü bir meydanda birbirine bağlayalım diyorum. Birinci yıldönümünde gençler konuşsun, üniversiteliler sözünü söylesin; bu memlekete umudu büyütelim. Çünkü bir yıl boyunca nereye çağrıldıysak gittik, geri adım atmadık. Ahlaki üstünlüğün, psikolojik üstünlüğün ve çoğunluk enerjisinin bizde olduğunu söylüyoruz. Haklı olan kazanır; biz bu yürüyüşü sürdüreceğiz.”
Akın Gürlek'in atanmasıyla Türkiye’de görülmemiş bir ayıp yaşandı
Özel, bir yılın sonunda “dimdik ayaktayız” diyerek mitingi moral üstünlük ve seferberlik çağrısıyla kapattı. Adalet Bakanı ataması ve Meclis’te yemin sürecini kurumların itibarına yönelik bir “ayıp” olarak teşhir etti.
"Sonunda aydınlık kazanır"
“Bir yıl bitiyor; dimdik ayaktayız, geri adım atan yok. Yargının getirildiği hal, bir koltuğun taşıyamadığı bir utanca dönüştürüldü ve bugün Türkiye’de görülmemiş bir ayıp yaşandı. Bu tablo, iktidarın kurumsal meşruiyetini tüketiyor; toplumun adalet duygusunu yaralıyor. Karanlıkla aydınlığın mücadelesinde eninde sonunda aydınlık kazanır; temizler, masumlar ve dürüstler kazanır. Bu iktidar değişene kadar nerede görev varsa yapacağız, kapı kapı çalışacağız. Seçimi kazanmak için birlikte yürüyeceğiz.”
(AEK)
