“Barış ve Demokratik Toplum Süreci” kapsamında çıkarılan Çerçeve Yasa'nın uygulanmaya başlaması ve uzun yıllardır cezaevinde olan siyasilerin bir bölümünün cezaevlerinden çıkması beklenirken, İdare ve Gözlem Kurulları'nın, mevcut infaz sistemini, koşullu salıverme hakkını engelleyecek şekilde işletmesine yönelik olarak mahpus yakınları seslerini yükseltiyor.
Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve DEM Parti temsilcilerinin pazar günü Sincan Kadın Kapalı Cezaevi önünde yaptığı eylemin her hafta tekrarlanacağı açıklandı. Kuruluşlar, koşullu salıverilme tarihleri gelmiş olmasına rağmen İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla cezaevinde tutulmaya devam edilen mahpuslar için mücadeleyi sürdüreceklerini duyurdular.
Sincan'da en az 8 kadının tahliyesi birden çok kez ertelendi
TUHAD-FED adına konuşan Sihan Aydınkaya, Sincan'da en az 8 kadın mahpusun tahliyesinin birden fazla kez ertelendiğini söyledi. Aydınkaya'nın verdiği bilgiye göre Nedime Yaklav'ın tahliyesi 6, Hicran Binici, Nuriye Adet ve Devrim Adet'in 5'er, Zeliha Ustabaş'ın 4; Melike Göksü, Emine Abiş ve Fatma Aslan'ın 3'er, Pınar Tikit'in ise 2 kez engellendi.
Aydınkaya, bazı mahpusların 20, 25 ve 30 yılı aşkın süredir cezaevinde bulunduğunu belirterek, İdare ve Gözlem Kurullarının “politik tutsaklar bakımından ikinci bir cezalandırma mekanizmasına” dönüştüğünü söyledi.
İHD: 2025'te en az 342 tahliye ertelendi
Kuruluşların sözcülerine göre sorun Sincan'la sınırlı değil. İHD'nin geçen ay açıkladığı 2025 Türkiye Hapishaneleri Hak İhlalleri İzleme Raporu, İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla koşullu salıverilme veya denetimli serbestlik hakkı doğduğu halde tahliyesi ertelenen en az 342 mahpusun tespit edildiğini bildiriyor.
İHD'ye göre kararların bir bölümünde disiplin cezaları ve mahpusların siyasi tutumlarına ilişkin değerlendirmeler “iyi hal” ölçütü olarak kullanılıyor. Dernek, cezalarının son yılında bulunan ağır hasta mahkûmların da bu nedenle koşullu salıverme veya denetimli serbestlikten yararlanamadığını belirtiyor.

2025 CEZAEVİ İSTATİSTİKLERİ
AKP döneminde mahpus oranı 7 katına çıktı: "İnfaz yakmalar sona ermeli"
Kurulların bugünkü yetkilerinin temelini, 5275 sayılı İnfaz Kanunu'nun 89. maddesinde 2020'de yapılan değişiklik ve 1 Ocak 2021'de uygulanmaya başlayan yönetmelik oluşturuyor. Mahpusun koşullu salıverilmesi, yalnızca cezaevinde geçirmesi gereken süreye değil, kurulun “iyi halli” olduğuna ilişkin değerlendirmesine de bağlanıyor.
İnsan hakları örgütleri bu nedenle uygulamayı “infaz yakma” olarak adlandırıyor. İHD, kurulların mahpusların siyasi düşüncelerini, pişmanlık gösterip göstermediklerini veya eski disiplin cezalarını değerlendirmeye katarak fiilen mahkemenin verdiği cezanın cezaevinde geçirilecek bölümünü uzattığını savunuyor.

İDARE VE GÖZLEM KURULU
Avukat Kurhan: Mülakat soruları, Anayasa'ya açıkça aykırı
Hasta mahpusta ertelemenin bedeli daha ağır
Aynı uygulama hasta ve yaşlı mahpuslara geldiğinde özgürlük hakkının ötesinde bir sonuç doğuruyor: Cezaevinde geçirilen ilave aylar kişinin tedaviye ulaşmasını ve yaşamını doğrudan etkileyebiliyor.
İHD'nin Nisan 2025 itibarıyla güncellediği listede, Türkiye cezaevlerinde en az 1.412 hasta bulunuyordu; bunların arasında 335 ağır hasta mahpus vardı. Dernek, Adli Tıp Kurumu kararlarının yanı sıra İdare ve Gözlem Kurullarının tahliye ertelemelerini de hasta mahpusların yaşam hakkını tehdit eden uygulamalar arasında sayıyor.
Bu risk varsayımdan ibaret değil. İHD'nin önceki araştırmasına göre 2021'den itibaren İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla tahliyesi bir veya birden fazla kez ertelenen 501 mahkûm, 105'i hasta, 42'si ağır hasta mahkûmlardan listesindeydi. Dernek, koşullu salıverilmesi engellenen ağır hasta Hayrettin Yılmaz'ın, tahliye edilmeden cezaevinde yaşamını yitirdiğini kayda geçirdi.
Geçen ay yaşamını yitiren Nebi Yavuz'un durumu da uygulamanın başka bir yüzünü gösterdi. 1993'te tutuklanan Yavuz'un 30 yıllık infaz süresinin ardından koşullu salıverilmesi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından altı ay ertelendi. Yavuz Temmuz 2023'te, 30 yıl 6 aylık mahpusluğun ardından tahliye edildi. Daha sonra pankreas kanseri şüphesiyle tedavi gören Yavuz 11 Eylül 2026'da yaşamını yitirdi.

30 yıl 6 ay cezaevinde kalan Nebi Yavuz yaşamını yitirdi
75 yaşındaki Mehmet Sait Yıldırım ise halen cezaevinde. Otuz yılı aşkın süredir hapiste bulunan ve Şubat 2025'te koşullu salıverilme tarihi gelen Yıldırım'ın tahliyesi üç kez ertelendi. Ağustosta İdare ve Gözlem Kurulu görüşmesi sırasında kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldı. İzmir Barosu, Yıldırım'ın serbest bırakılmasını istedi.

Hasta mahpus Mehmet Sait Yıldırım için Bakan Gürlek’e altı soru
Çerçeve Yasa ve mevcut infaz rejimi ikiliği
7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, PKK/KCK'nin fiilî varlığına son verdiğinin ve silahlarını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bunu teyit eden MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasının ardından belirli suçlar bakımından soruşturma ve kovuşturmaların yanı sıra mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesini öngörüyor.
Bir başka deyişle devlet bir yandan silahlı çatışmanın sona ermesiyle bağlantılı olarak mevcut cezaların infazını erteleyebilecek yeni bir hukuk rejimi kurarken, öte yandan eski infaz rejiminde mahpusların koşullu salıverilmesini “iyi hal” değerlendirmeleriyle erteleyen mekanizma çalışmayı sürdürüyor.
DEM Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ Sincan'daki eylemde bu çelişkiye işaret etti:
“Mevcut politik süreci dahi göz önüne aldığımızda burada bir iyi niyet göremiyoruz.”
Bozdağ, 30 yılını cezaevinde geçirmiş kişilere hâlâ pişmanlık ölçütü uygulanmasını “ikinci cezalandırma” olarak nitelendirdi ve İdare ve Gözlem Kurullarının yapısının değiştirilmesini ya da kaldırılmasını istedi.
Barış cezaevinde sınanıyor
İHD Ankara Şubesi iki hafta önce açıkladığı 2025 hapishaneler raporunda “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin başlamasından bu yana cezaevi koşullarında ve mahpusların haklara erişiminde “somut ve kayda değer bir iyileşme” gözlemlemediğini belirtti.
Çerçeve Yasa'nın uygulanması belirli mahpuslar açısından yeni ve özel bir hukuki yol açabilir. Ancak bu, mevcut infaz rejiminin sorunlarını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor. İdare ve Gözlem Kurulları yürürlükte kaldığı sürece Çerçeve Yasa kapsamına girmeyen binlerce mahpus için koşullu salıverilmenin mevcut kuralları işlemeye devam edecek.
Sincan Cezaevi önündeki eylemin ortaya koyduğu soru bu nedenle 8 kadının ne zaman salıverileceğinden daha kapsamlı:
"Devlet, silahlı çatışmanın ardından cezaların infazını ertelemeye hazırlanırken, mahkemenin verdiği uzun cezaların koşullu salıverme aşamasında idari kararlarla fiilen uzatılmasına devam edecek mi?"
(AEK)

