İstanbul’un görevden alınan Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu'nun danışmanı ve kampanya direktörü Necati Özkan, el koyulan TELE1'in Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ile iş insanı Hüseyin Gün’ün "casusluk (TCK 328)" suçlamasıyla yargılandığı dava bugün devam etti.
Dava İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Marmara (Silivri) Cezaevinde oluşturulan duruşma salonunda görüldü.
Duruşmayı, YENİ Parti Genel Başkan Yardımcıları Sezgin Tanrıkulu ve Evrim Rızvanoğlu, İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, yerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) eski Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve sanatçı Orhan Alkaya ile tutuklu aileleri de izledi.
Hasan İmamoğlu’na “Hoş geldin baba” diye seslenen Ekrem İmamoğlu, izleyicilere de “Kötüler kötü, biz iyiyiz” dedi. İmamoğlu ayrıca gazetecilere “Ayağınıza sağlık. İyi ki varsınız” diye teşekkürlerini iletti.
Kendisine “Seni bekliyoruz başkanım” diye seslenen kişiye İmamoğlu, “Beni beklemeden harekete geçin, biz sonra katılırız aranıza. Partinin içini doldurun” şeklinde seslendi.
Temel fıkrası anlattı
İBB Davası’nın görüldüğü salonun büyüklüğüne atıfta bulunan İmamoğlu, “Öyle bir salondayız ki kimseyi göremiyoruz. Bağıra bağıra fıkra bile anlatılmıyor.” dedi.
Sonra da “Temel’le Dursun statta buluşalım demişler ama yanlışlıkla karşı tribünlere düşmüşler. Dursun bağırmış, ‘Temel! Temel’. Temel’den ses yok. Dursun, ‘Bir dürbün verin de bakayım, belki oradadır’ demiş. Dürbünü vermişler. Dursun karşı tribüne bakmış, sonra kısık sesle bağırmış ‘Temel! Temel’” fıkrasını anlattı.
"Dört soru soruldu, sıfır yanıt"
İBB Davası’nın devam ettiğini belirten İmamoğlu, “Orada çıkan her sanığın benim için önemi var. O nedenle burada öncelikle söz hakkı istiyorum” dedi. Bunun üzerine ilk sözü İmamoğlu aldı.
Casusluk suçlamasını reddederek ve dosyada suçlamayı destekleyecek somut bir delil bulunmadığını söyleyerek başladı.
Mahkemenin Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) iki kez yazı yazarak kendisi ve diğer sanıkların casusluk faaliyetine ilişkin bir tespit bulunup bulunmadığını ve dosyadaki bazı verilerin devlet güvenliği bakımından gizli bilgi niteliğinde olup olmadığını sorduğunu söyledi.
“Mayıstan bu yana dört aydır MİT'in çok basit iki soruya yanıt vermesini bekliyoruz” diyen İmamoğlu, Hüseyin Gün’le ilgili iki ayrı sorunun da yanıtsız kaldığını belirterek, “Dört soru soruldu, sıfır yanıt” dedi.
“Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken hangi bilgileri kime vermişiz?” diye sordu ve MİT’in mahkemenin sorularına yanıt vermesi gerektiğini söyledi.
"Hangi somut deliller?"
İmamoğlu, tutukluluğun devamına ilişkin önceki mahkeme kararlarındaki “kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunduğu” ifadesine de tepki gösterdi.
“Hangi somut deliller?” diye soran İmamoğlu, mahkemenin atıf yaptığı beyan, dijital inceleme raporu ve araştırma tutanaklarının suçlamayı nasıl desteklediğinin açıklanmadığını kaydetti.
Önceki mahkeme heyetinin istediği bilirkişi raporunun sanıklar lehine olduğunu da belirterek, “Siz olmayan kanıtlarla, olmayan gerçeklerle bizi tutuklu tutmaya devam ediyorsunuz” diye konuştu.
İmamoğlu savunmasının önemli bir bölümünde hükümeti, yargı uygulamalarını ve kendisine yönelik soruşturmaları eleştirdi. 19 Mart’tan bu yana farklı suçlamalarla çok sayıda davada yargılandığını söyleyen İmamoğlu, “Bugün ise casusluk isnadıyla yeniden sanık kürsüsündeyim” dedi.
Tanık beyanını kağıttan okudu
İmamoğlu’nun beyanlarının ardından tanıklar dinlendi.
Hüseyin Gün’ün “manevi annem” dediği Seher Deniz Alaçam’ın sekreteri Zeynep Şen, Gün’ün toplantılarını gizlilik içinde yaptığını söyledi. İngilizce bilmediği için yabancı konuklarla gerçekleştirilen görüşmelerin içeriğini anlamadığını belirtti.
Hüseyin Gün’ün eski şoförü Berkay Yağlıcı ise Gün’ün talimatıyla hesabından 5 bin ve 10 bin Euro çekerek parayı TELE1 binasının turnike girişinde Merdan Yanardağ’a verdiğini iddia etti.
Yanardağ ise iddiayı reddetti:
“Daha önce de ifade ettim, hiçbir şekilde almadım. Turnikede bizim görevlilerimiz de var, böyle bir durum olmadı. Seher Alaçam bizim sponsorlarımızdandı ancak bir şoförün böyle bir para verdiğini söylemesi, bizim böyle bir ilişkinin içinde olmamız mümkün değil. Yalan söylüyor.”
Seher Deniz Alaçam’ın oğlu Ümit Deniz Alaçam da SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı. Hüseyin Gün ile husumetli olduğunu belirten Alaçam’ın önündeki bir metinden konuşması üzerine avukatlar itiraz etti. Mahkeme başkanı Alaçam’dan önündeki kağıdı kaldırmasını istedi.

CASUSLUK DAVASI
Savcı “deliller toplanmadı” dedi, 9 aya yaklaşan tutukluluğun devamını istedi
Savcı tutuklulukların devamını istedi
Tanıkların dinlenmesinin ardından savcı, “kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğu” gerekçesiyle Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün tutukluluklarının devamını talep etti.
Mahkeme bunun üzerine duruşmaya bir saat ara verdi.
Özkan: Casusluğun "c"si yok
Aranın ardından söz alan Necati Özkan da suçlamaları reddetti.
Özkan, dosyada gizlice temin edilmiş herhangi bir gizli bilgi ya da Türkiye’nin zararına yürütülen bir faaliyet bulunmadığını savundu:
“Manipülasyonun ‘m’si, casusluğun ‘c’si yok. Tek bir delil dahi olmadan 20 yıla kadar cezalandırılmamızı talep ediyorsunuz.”
Özkan, mahkemeden tahliyesini istedi ve “Sizlerden bu adaletsizliğe son vermenizi, bana itibarımı ve özgürlüğümü iade etmenizi talep ediyorum” dedi.
Yanardağ: "Bu davanın itirafçısı yok"
Gazeteci Merdan Yanardağ da dosyada casusluğa ilişkin gizli bilgi veya belge bulunmadığını savunarak bir kez daha davanın siyasi olduğunu söyledi.
Yanardağ, davanın iki amacı olduğunu ileri sürdü: 2019 ve 2024 seçimlerini tartışmalı hale getirmek ve TELE1’e el koyarak kendisini ve çalışma arkadaşlarını susturmak.
Hüseyin Gün’ün kamuoyunda “itirafçı” olarak sunulmasına da itiraz eden Yanardağ şöyle konuştu:
“Bu davanın itirafçısı yok. İtiraf edilen bir suç yok bu davada. Hüseyin Gün’ün bize yüklediği bir suçlama yok. Tam tersine ne bizi suçluyor ne kendisi suçlamayı kabul ediyor.”
Yanardağ, Necati Özkan’ın 2019 seçim kampanyasındaki faaliyetlerinin casusluk kapsamında gösterildiğini söyledi.
İddianamede TELE1’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuk olduğu bir programın dökümüne yer verildiğini belirten Yanardağ, “Biz Ekrem İmamoğlu lehine algı oluşturmuşuz. Algı oluşturmak casuslukmuş. Niye? Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasını sağlamışız. Suç mu?” diye konuştu.
Yanardağ ayrıca TELE1’e yönelik işlemleri eleştirerek bağımsız gazetecilik yaptığı için tutuklu olduğunu savundu ve “Halkın doğru bilgi alma hakkını savunmak için burada bulunuyorum” dedi.
Duruşma avukatların beyanlarıyla devam ediyor.
(HA)







