Nalin Öztekin editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag’da bedenin sınırlarından çocukların doğayla kurduğu bağa, Fars şiiri ve Sufi düşüncesinden hayvanların politik temsiline, feminist uluslararası ilişkilerden Yunanistan’ın müzikal hafızasına uzanıyoruz.
Görünürlük, eşitlik ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin biçimleri bu haftanın ortak damarını oluşturuyor: Neyi görmeye alışıyoruz, neyi gözümüzün önünde olduğu hâlde seçemiyoruz? Hangi bedenler, diller, hayatlar ve hafızalar kendiliğinden yer bulurken hangileri duyulmak, görülmek, tanınmak için sürekli mücadele etmek zorunda kalıyor?
Evrim Gündüz, sanatçı İlker Ortaç’la dijital sergisi LIMIT üzerine konuştu. Grotesk bedenler, maskeler ve feminist düşünürlerin sözleri eşliğinde “normal beden” fikrini sorgulayan Ortaç, izleyiciyle eser arasında doğan gerilimi üretiminin bir parçası olarak görüyor.
Nalin Öztekin, BİA Çocuk Kitaplığı için 13 yaşındaki İsa Ekin Cemre’yle konuştu. Ekin’in Mantar Günlüğü üzerinden mantarlardan taşlara, kuşlardan gökyüzüne uzanan doğa merakını; görünmeyen yaşam ağlarını ve çocukların doğayla bağ kurma ihtiyacını anlattı.
İranlı gazeteci Shiva Akhavan Rad’ın İngilizce gerçekleştirdiği ve bianet editörlerinin Türkçeye çevirdiği söyleşide Hakan Mengüç, Fars şiirinden rüyalara, aşktan sessizliğe uzanan bir düşünce hattı kuruyor. Mengüç için maneviyat, kesin cevaplardan çok cevapsız sorularla yaşamayı öğrenmek anlamına geliyor.
Sinem Aydınlı, Dünya Vegan Günü’nde veganlığı tabağın dışına taşıyor. Kendi deneyiminden yola çıkarak hayvanlarla kurulan ilişkiyi temsil, adalet ve siyasal öznelik açısından sorguluyor; hayvanların çıkarlarının karar mekanizmalarında nasıl yer bulabileceği sorusunu gündeme getiriyor.
Evrim Kepenek, Cynthia Enloe’nun Muzlar, Plajlar ve Askeri Üsler kitabıyla uluslararası siyasetin alışıldık kadrajını genişletiyor. Devlet başkanlarının, savaşların ve diplomasinin gerisinde kalan kadın emeğinin, gündelik hayatın ve toplumsal cinsiyet ilişkilerinin izini sürüyor.
Diyar Saraçoğlu, Yunanistan Müzik Coğrafyası serisinin bu bölümünde “görünmez söz yazarı” Alkis Alkaios’un yaşamına uzanıyor. Cunta döneminde gördüğü işkenceden yıllarca süren inzivaya, Alkaios’un aşkı, politik hafızayı ve bir kuşağın kaygılarını buluşturan şarkılarının hikâyesini aktarıyor.
Efruze Esra Alptekin, IX. Eleştirel Psikoloji Sempozyumu’nda Kürtçe yürütülen bir oturumun kendisinde uyandırdığı soruların peşinden gidiyor. Anadilin ruh sağlığındaki yerinden kamusal alanda hangi dillerin “olağan” sayıldığına kadar dil, eşitlik ve birlikte yaşama üzerine düşünüyor.
Panayotis Petridis, başımızın üzerindeki gökyüzünü ücretsiz ve herkes için erişilebilir bir bilim laboratuvarı olarak tarif ediyor. Yıldızlarla saat bulmaktan paralaksa, boylamdan zaman dilimlerine uzanan örneklerle gündelik gözlemin nasıl bilimsel bir deneyime dönüşebileceğini gösteriyor.
Burak Sarı, metro ve Marmaray istasyonlarında körlerin karşı karşıya kaldığı güvenlik ve erişilebilirlik sorunlarını kendi deneyimi üzerinden görünür kılıyor. Yetersiz önlemlerin yarattığı korkuya, bağımsız hareket hakkını sınırlayan uygulamalara ve sorumluluğu kullanıcıya yükleyen sağlamcı yaklaşımlara dikkat çekiyor.
Şeyhmus Diken, Batman Çayı üzerindeki yaklaşık iki bin yıllık Perpıra Köprüsü’nün geçmişine ve bugününe bakıyor. Ayakta kalan kalıntılar üzerinden Batman’ın petrol kenti kimliğinin ardındaki tarihsel katmanları hatırlatıyor ve bu kültürel mirasın korunması çağrısında bulunuyor.
Özgür Erbaş’ın Ankara’dan İstanbul’a yüksek hızlı tren yolculuğu, gecikmeler ve bitmek bilmeyen anonslar arasında mizahi bir seyahat notuna dönüşüyor. Erbaş, yolcuya ne yapmaması gerektiğini ayrıntısıyla söyleyen sistemin, aksaklıkların nedenini açıklamakta neden bu kadar sessiz kaldığını sorguluyor.
Murat Türker, Alex Gibney’in yaklaşık dört saatlik Elon Musk belgeselini merkeze alarak teknoloji milyarderinin etrafında kurulan güç ve başarı mitine bakıyor. Film üzerinden servet, teknoloji, siyaset ve medya arasındaki ilişkileri, Silikon Vadisi oligarklarının artan nüfuzunu ve Musk’ın kamusal imgesini değerlendiriyor.
(NÖ)

