Ferhat Yaşar editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag’da, ekran başındaki sessizlikten sokağa çıkma ihtimaline, kentlerin silinen hafızasından kıyıların daralan kamusallığına uzanıyoruz.
Bir yanda kültür ve sanatın insan hayatındaki yerini, diğer yanda rantın ve iktidar ilişkilerinin ortak yaşam üzerindeki etkilerini tartışıyoruz.
Belgesellerden edebiyata, endüstriyel miras mücadelesinden bisiklet yollarına uzanan yazılar aynı soruda buluşuyor: Nasıl bir hayatı, kenti ve geleceği birlikte kurmak istiyoruz?
Bu hafta biamag'da şu yazılar var:
Özgür Erbaş, Halk TV’nin kayyım yönetimine geçmesiyle ekranlarından mahrum kalan 68 kuşağının sokağa çıkma, örgütlenme ve itiraz etme potansiyeline dikkat çekiyor.
Şeyhmus Diken, DİTAV Diyarbakır’ın Albert Louis Gabriel’in Diyarbakır surlarını yıkımdan kurtarma mücadelesini ve kente bıraktığı kültürel mirası görünür kılmak amacıyla hazırladığı “Gabriel’e Vefa” sergisini yazdı.
Rosalino Levantino, Vera Valdez’in kalıplara sığmayan, özgür ve cesur yaşamını; diktatörlük döneminde gördüğü işkenceye rağmen sanatından ve özgürlüğünden vazgeçmeyen duruşunu yineönemli bir belgesel üzerinden anlatıyor.
Vartan Halis Yıldırım, Romanlara yönelik dilencilik ve “geri kalmışlık” üzerinden kurulan ayrımcı bakışı tarihsel ve sınıfsal bir perspektifle ele alan yazı, dilenmeyi eski paylaşım ilişkilerinin sınıflı toplum içindeki dönüşümü olarak yorumluyor.
Nilgün Karataş, John Steinbeck’in Cennetin Doğusu romanı, Zoe Kazan’ın dizi uyarlamasıyla yeniden gündeme getiriyor.
Türkan Aslan Ağaç, gerçek özgürleşmenin dışarıdaki iktidara karşı çıkarken içerideki hiyerarşileri de değiştirebilmesinden geçtiğine dikkat çekiyor.
Atiye Kalkan, Gazhane Çevre Gönüllülerin verdiği mücadeleyi örnek göstererek kent hafızasını korumanın ve kamusal alanları halkın ortak yaşamına kazandırmanın hikâyesini yazdı.
Evrim Kepenek, Sponsor desteği olmadan 13’üncü kez düzenlenen Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), iklim krizinden ekolojik yıkıma, hastalıktan tarihsel travmalara uzanan filmleriyle izleyicileri yaşamı ve geleceği sorgulamaya çağırdı.
Panayotis Petridis, Selanik’ten İstanköy’e, Turgutreis’ten Avrupa kentlerine uzanan bisiklet yolları, kıyıların kime ait olduğuna tepki gösteriyor: halka mı, otomobillere ve turizme mi?
Elenur Birinci, sansürün yalnızca haberleri değil, toplumun hafızasını ve itiraz hakkını da hedef aldığına dikkat çekerek erişim engellerine ve gazeteciliğin susturulmasına karşı dayanışma çağrısı yapıyor.
Şeyma Nur İlgazi, hayvan dostunu kaybedenlerin yalnız olmadığını hatırlatan bu yazısında acıyı yaşamak için kendimize izin vermenin ve birbirimize anlayışla yaklaşmanın önemini anlatıyor.
Hepsi bu hafta biamag'da...
(FY)

