Bu haftaki biamag’da kentlerin, evlerin ve sokakların değişen yüzünden toplumsal hafızaya, siyasal krizlerden gençlerin gelecek arayışına, felsefeden sinemaya uzanan yazılar bir araya geliyor.
Dolapdere’deki bir pazarın görünmeyen sınırları, Hasankeyf’in sular altında kalan yaşamı, Laz evlerinde yavaş yavaş sönen kuzine ateşi, bisiklet yolları ve yerel yönetim politikaları… Hikmet Adal’ın editörlüğünde bu hafta biamag’da şu yazılar var:
N. Şule Gürle, Dolapdere İkinci El Pazarı’nda tezgahların arasına karışarak satıcıların hikayelerini, geçim mücadelesini ve mekânın görünmeyen sınırlarını anlatıyor.
İstem Özdilek, Ortxaphe’nin hatırasından yola çıkarak Laz evlerinde kuzinenin etrafında şekillenen gündelik yaşamı, aile ilişkilerini ve kültürel aktarımı anlatıyor. Lazcanın konuşulduğu, hikayelerin ve masalların paylaşıldığı mekanların dönüşümünü izliyor.
Dicle Özdemir, Ilısu Barajı’yla sular altında kalan Hasankeyf üzerinden kalkınma politikalarının toplumsal ve ekonomik bedellerini tartışıyor.
Panayotis Petridis, Selanik’ten İstanköy’e, Turgutreis’ten Avrupa kentlerine uzanan gözlemleriyle bisiklet yollarının hikayesini yazıyor. Otomobil merkezli ulaşım politikalarının, turizm yatırımlarının ve kıyılardaki yapılaşmanın kamusal alanı nasıl daralttığını sorgulayarak kentlerin yayalara ve bisikletlilere ne kadar yer bıraktığını tartışıyor.
Özgür Erbaş, Muğla’nın Ula ilçesinde 2019 yerel seçimlerinin ardından başlayan altyapı yatırımlarını ve sokaklarda beliren rögar kapaklarını mizahi bir dille ele alıyor. Yerel yönetimlerle merkezi iktidar arasındaki ilişkiyi ironik bir dille aktarıyor.
Sebüktay Kaan, Hikmet Kıvılcımlı’nın Hollanda Uluslararası Sosyal Tarih Enstitüsü arşivinde gün yüzüne çıkan ve yaklaşık 70 yıl sonra yayımlanan Kent adlı eserini inceliyor.
Büşra Yentürk, insanların birbirleriyle konuşmaktan çok birbirleri hakkında konuştuğu bir çağda muhabbetin siyasal imkanlarını tartışmaya açıyor.
Türkan Aslan Ağaç, ekonomik krizden Kürt meselesine, kadınların eşitlik mücadelesinden yerel demokrasiye uzanan sorunların neden ortak bir siyasal itiraza dönüşemediğini sorguluyor.
Ercan Jan Aktaş, Fransa’nın Créteil banliyösünde başlayarak ülke geneline yayılan liseli eylemlerinden ve Almanya’daki öğrenci hareketlerinden hareketle gençlerin siyasetle kurduğu ilişkiye odaklanıyor.
Vartan Halis Yıldırım, İoanna Kuçuradi’nin ölümünün ardından Yusuf Kaplan’ın yaptığı açıklamalardan hareketle felsefenin kimlik, milliyet ve aidiyetle ilişkisini ele alıyor.
Rosalino Levantino, Atina Uluslararası Film Festivali’nde izlediği dört yapımı değerlendiriyor. Harlem Rönesansı’nın kültürel mirasını ele alan Bir Zamanlar Harlem’de, Fransız kırsalında büyümeyi anlatan Gabin, Lübnan’da kadınların ataerkil geleneklerle mücadelesine odaklanan Dün Gözüme Uyku Girmedi ve Şili’de Pinochet darbesinin izini süren Kızıl Hangar üzerinden sinemanın tarih, hafıza ve özgürlükle ilişkisine bakıyor.
(HA)

