Nalin Öztekin editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag’da yapay zekâdan barışa, cazdan sinemaya, dilden gazeteciliğe uzanan bir hatta dolaşıyoruz. Emeğin ve yaratıcılığın nasıl yeniden tanımlandığını, kültür-sanat alanının piyasa ve iktidar ilişkileri içinde nasıl dönüştüğünü, “normal” kabul edilen düzenin kimleri dışarıda bıraktığını ve birlikte yaşamanın hangi dil, hafıza ve iradeyle mümkün olabileceğini farklı yazılar üzerinden izliyoruz.
Barış ve demokratik toplum tartışmaları bu haftanın ana damarlarından birini oluştururken, Süryanicenin onarıcı dil fikri, cazın “jazzwashing” ile ticarileştirilmesi, yapay zekânın telif ve emek krizleri, ırkçılık ve azınlık deneyimleri, gazetecilikte görünmeyeni görünür kılma arzusu ve sinemanın siyasal eleştiri gücü aynı zeminde buluşuyor. Haftanın ortak sorusu ise farklı başlıklarda yeniden karşımıza çıkıyor: Kimin sözü duyuluyor, kimin emeği görünür oluyor ve ortak bir hayat hangi koşullarda kurulabiliyor?
Ayşenur Önal, yapay zekânın sanat ve yazı üretimindeki yükselişine telif, emek gaspı ve yaratıcılık tartışmaları üzerinden baktı; asıl tehdidin makinelerin üretim kapasitesinden çok, insanın emeğini ve düşüncesini yeniden kendisine pazarlayan tekno-feodal düzende yattığını söyledi.
Diyar Kut, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” sonrasında toplumsal barışın nasıl kurulabileceğini “Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?” sorularıyla açtı; bireyi edilgen konumdan çıkaran kolektif irade, sorumluluk ve üretim fikrini öne çıkardı.
Emre Can Sancar, Türkiye’de cazın “jazzwashing” yoluyla festival, restoran ve kurumsal marka vitrininin prestijli bir unsuruna dönüşmesini irdeledi. Müzisyeni güvencesizleştiren piyasa düzenine karşı bağımsız sahnelerin ve yeni kuşak cazcıların yaratabileceği özerk alanlara dikkat çekti.
Evrim Kepenek, Mehmet Ali Başaran’ın 272: Şüpheli Bir Ölüm Üzerine Kovuşturma adlı kitabını odağına aldı.
Yusuf Beğtaş, Süryanicedeki ܕܒܰܩ (dbāq) kökünün bağlanmak, kaynaşmak, uzlaşmak ve iyileştirmek gibi anlamlarının izini sürdü; buradan farklılıkları silmeden insanları ortak hafıza ve gelecek etrafında buluşturan “onarıcı dil” fikrine ulaştı.
Aysel Önen, Ian McEwan’ın Fındık Kabuğu romanından hareketle “boş levha” fikrini sorguladı. Doğumdan aileye, tıptan psikolojiye uzanan normların ve iktidar ilişkilerinin insan hayatını daha en başından nasıl biçimlendirdiğini gösterdi.
Eylül Özer, bianet’le bir gazetecilik atölyesinde başlayan yolculuğunu ve staj deneyimini paylaştı; hak odaklı gazetecilikle kurduğu bağı, görünmeyeni görünür kılma isteğini ve güvenli bir çalışma ortamının mesleğe bakışını nasıl değiştirdiğini anlattı.
Türkan Aslan Ağaç, Türkiye’de “normal” kabul edilen siyasal ve toplumsal düzeni Cumhuriyet’in kuruluşundan Kürt meselesine uzanan tarihsel çizgide yeniden değerlendirdi; çatışmasızlığın tek başına demokratikleşme olmadığını, asıl ihtiyacın eşit yurttaşlığa dayanan ortak bir hayat kurmak olduğunu savundu.
Özgür Erbaş, siyasetçilerin promptırlarla kurduğu ilişkiyi ve “promptır kazası” denilen anları mizahi bir yerden izledi; Trump’ın promptır operatöründen bir meteoroloji çalışanının bahis skandalına uzanan örneklerle, bilgiye erişim ile bahis arasındaki tuhaf ilişkiyi tiye aldı.
Asuman Bayrak, Joko Anwar’ın Hücredeki Hayalet filmini korku, kara mizah, siyasal hiciv ve avangart estetiğin kesişiminde değerlendirdi; hapishane, şirket şiddeti ve devlet koruması üzerinden insan doğasına, dayanışmaya ve sanatla siyasetin birbirine karıştığı karanlık dünyaya odaklandı.
Şeyhmus Diken, Türkiye’de çatışmadan barışa geçiş sürecini dünyadaki arabuluculuk ve çatışma çözümü deneyimleriyle birlikte okudu; “kazanan-kaybeden” denkleminden çıkmanın, kapsayıcı bir dil kurmanın ve barışta ısrar etmenin önemini hatırlattı.
Rosalino Levantino, Jérémie Danon ve Kiddy Smile’ın Seyir (Drift) belgeselinden yola çıkarak Fransa’daki siyahların karşılaştığı sistematik ırkçılığı ve “gerçek Fransızlık” sorgusunu mercek altına aldı; çoğunluğun azınlıkların deneyimini inkâr etme, onlar adına konuşma ve asimilasyonu normalleştirme biçimleriyle Türkiye arasında paralellikler kurdu.
Dinleme önerisi
(NÖ)

