Nalin Öztekin, editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag’da, kadınların varolma mücadelesindeki hikayeleri, kız çocuklarının özgür kahkahaları, yeniden inşa süreci olarak menopoz deneyimi, bilginin majör bir alan kaplamasına karşın eylemin yoksunluğu, istikameti Beyruttan geçen bir hikaye ve Selanik’te açılan beyaz perde öne çıkıyor.
biamag yazıları ve söyleşileri, gündelik içerik yoğunluğundan azade düşünsel ve estetik bir okuma deneyimine davet ediyor.
Ali Eren Demir, terapinin modern toplumda bireysel iyileşme vaadi taşısa giderek üst sınıf pratiğine dönüştüğünü tartışıyor; terapötik söylemin yapısal sorunları bireyselleştirerek bireyi sistemle uyumlu hale getirme riskine karşı uyarıda bulunuyor.
Evrim Kepenek, Melis Alphan ile yaptığı söyleşide görünmez olduğu kadar gerçek olan menopoz deneyimini; “Bir son değil, yeniden inşa süreci” başlığıyla gündeme taşıyor.
Gönül Ekici, çocukluğun özgür kahkahalarına çizilen görünmez sınırları ve kız çocuklarının eşit yaşam hakkını hatırlatarak, Elisabeth Brami’nin Kız Çocuk Hakları Bildirgesi kitabı üzerinden toplumsal cinsiyet kalıplarını sorguluyor.
Nilgün Öztunalı, Minab’dan İstanbul’a uzanan erkek-devlet şiddetini aktararak, koruma mekanizmalarının yetersiliğini ele alıyor.
Vartan Halis Yıldırım, The Cher Show müzikaliyle Cher’in sahneye yansıyan üç farklı yüzünü, kişisel mücadelelerini ve toplumsal duruşunu detaylarıyla ortaya koyuyor.
Nilgün Karataş, Elias Khoury’nin ‘Küçük Gandhi’nin Yolculuğu’ üzerinden savaşın anonimleştirdiği hayatları ve isimlerini kaybetmiş insanları gözler önüne seriyor.
Özgür Erbaş, ABD eksenli trajik çelişkileri, politik gerginlikleri ve toplumsal refleksleri hicivli bir bakış açısıyla anlatıyor.
Şeyhmus Diken, 8 Mart vesilesiyle kadın temsiliyetini ve Türkiye’deki ilk kadın vekillerin tarihini hatırlatıyor; görünürlük, eşitlik ve hak mücadelesinin anlamını tartışıyor.
Yusuf Serdar Esen, zihnin kendi boşluğunda dönüp durmasını ve yönsüz düşüncenin yön bulma ikilemini irdeliyor.
Metin Bayrak, bilgi çağında eleştirinin simülasyonla nasıl etkisizleştiğini ve bilginin pratiğe dönüşmesinin önemini sorguluyor: Konuşuyoruz ama ne kadar değişiyoruz?”
Murat Türker, Selanik belgesel festivalinden dünyaya açılan üç farklı pencereyi aktarıyor; kara mizahın ölümle, basın özgürlüğünün totaliter rejimlerle sınandığı belgeselleri inceliyor.
Dinleme önerisi
(NÖ)

