Bu haftanın biamag seçkisi:
Cihan Ekinci, bu haftaki yazısında gerçek bir yüzleşme için Kürt meselesini sadece siyasal düzlemde değil; estetik ve etik anlamda da tartışmaya açtı.
Şeyhmus Diken, "Kürt meselesi, samimiyetin nirengi noktasıdır" diyerek; nefret söyleminin gündelik hayatta nasıl yeniden üretildiğini ve Kürt meselesinde "insanım" diyenlerin sınavını, dil ve aidiyet ekseninde eleştirdi.
Özgür Erbaş, tokmağı olmayan mahkemelerle, tokmak sallayan öfke kalabalıkları arasındaki hikâyeye ve gerçek hayattaki adaletsizlikler arasındaki çelişkiye dair yazdı.
Burak Sarı, yeti çeşitliliğini tanımlayan kavramlardan çok, bu kavramlara yüklenen sağlamcı anlamları tartışmaya açıyor: "Köre 'kör' demeyelim de 'Mahmut' mu diyelim?"
Şadiye Dönümcü, Didier Eribon’un anlatısından yola çıkarak huzurevlerini, yaşlılığın yalnızca bedeni değil, kimliği ve özgürlüğü de tükettiği "total kurumlar"ı sorguluyor.
Metin V. Bayrak, rekabetçi eğitim düzeni ve aşırı korumacı ebeveynlik pratiklerinin çocukların özneleşme süreçlerini nasıl zedelediğini tartışarak; "koruma" adı altında normalleşen kontrolcülüğün etik ve politik sonuçlarını sorguluyor.
Vartan Halis Yıldırım, geçen hafta yayımlanan "Cem Yılmaz üzerinden Türkiye’de mizahın siyaseti" başlıklı yazısının devamı olarak; Türkiye’de popüler kültür ile estetik gerilimleri Cem Yılmaz örneği üzerinden anlatmayı sürdürüyor.
Selen Vargün Alıtkan, göçmen günlüklerinin 8'inci serisinde Roselyn'in hikayesini anlatıyor: "Onun eserlerini görür görmez çok etkilendim; hayatla, yaşanmışlıkla harmanlanmış bu resimlerde insanı keşfetmeye, yaratmaya ve yaşamaya sevk eden birşeyler var."
Murat Türker, 37. Trieste Film Festivali’nde Orta ve Doğu Avrupa sinemasının belgesel ağırlıklı seçkisini; savaş, sürgün ve direniş ekseninde ele alıyor.
Lara Hancı Handzha, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, toplumsal ve siyasal boyutlarına mercek tutuyor: "Isınan bir dünyada insan kalmak"
Çağatay Turan Yıldırım, Ekim ayında bianet'te geçirdiği staj günlerini anlattı: "Tarafsız değiliz, hak temelliyiz"

