Brezilya'da 25 Ekim cumhurbaşkanlığı seçimini kaybeden senatör Flávio Bolsonaro'nun, Yüksek Federal Mahkemenin (STF) yurt dışına çıkış yasağını çiğneyerek ABD'ye kaçışının ayrıntıları, millyetçi adayın bir uluslararası ağın içinde hareket ettiğini belgeliyor.
Brezilya Federal Polisi, mahkeme yasağının nasıl aşıldığını araştırırken Arjantin yargısı da re'sen Javier Milei hükümeti yetkililerinin kaçışa yardımcı olup olmadığını incelemeye başladı.
ABD'de The New York Times, Bolsonaro'yu Arjantin'den Miami'ye taşıyan özel uçağın Beyaz Saray'da görevli Jason Miller tarafından ayarlandığını bildirdi. Gazeteye göre Trump yönetimi, Bolsonaro ve ailesinin ülkeye girişi için özel bir göçmenlik statüsünü işletti.
Önce "kalacağım" dedi...
Bolsonaro hakkındaki yurt dışına çıkış yasağı, Federal Polisin 25 Ekim'deki başvurusu üzerine STF yargıcı Alexandre de Moraes tarafından karara bağlandı.
Federal Polis, Bolsonaro'nun ülkeyi terk etme riski bulunduğunu belirterek pasaportlarına el konulmasını, diğer şüphelilerle iletişiminin sınırlandırılmasını ve yurt dışına çıkışının yasaklanmasını istemişti.
Bolsonaro'ya 26 Ekim Pazartesi sabahı, Brezilya pasaportlarının yanı sıra varsa başka ülkelere ait pasaportlarını da 24 saat içinde teslim etmesi bildirildi.
Senatör aynı gün sosyal medyada yayımladığı videoda şöyle demişti:
"Ülkeden ayrılmayı hiçbir zaman düşünmedim. Pasaportlarımı teslim edeceğim ve beni yıldırmaya yönelik açık bir girişim olan bu saçmalığa karşı kendimi savunacağım."
Ancak Bolsonaro pasaportlarını teslim etmediği gibi ertesi gece ailesiyle birlikte Brezilya'dan ayrıldı.
Federal Polis, normal ve diplomatik Brezilya pasaportlarını iptal etti ve sınır kontrol sistemi SONAR'a uyarı kaydı yerleştirdi.
Kurumun 28 Ekim tarihli açıklamasına göre Bolsonaro'nun ülkeyi terk ederken Brezilya göç kontrol noktalarından geçtiğine ilişkin hiçbir resmî kayıt bulunmuyor.
İtalyan pasaportuyla Arjantin'e, özel uçakla Miami'ye
Arjantin Göç İdaresi'nin doğruladığı bilgilere göre Bolsonaro, eşi Fernanda ve iki kızıyla birlikte 27 Ekim Salı günü saat 22.50'de Foz do Iguaçu ile Puerto Iguazú arasındaki Tancredo Neves Uluslararası Köprüsü'nden Arjantin'e girdi.
Bolsonaro'nun Arjantin makamlarına İtalyan pasaportunu gösterdiği, ailesinin ise Brezilya belgelerini kullandığı belirlendi.
Aile, Puerto Iguazú Havaalanı'nda bekleyen Baires Fly şirketine ait Gulfstream G400 tipi özel uçağa bindi. Uçak 28 Ekim'in ilk saatlerinde havalanarak Ekvador'un Guayaquil kentine gitti. Burada yakıt ikmalinin ardından uçuşunu Miami istikametinde sürdürdü.
Uçuş güzergâhı Brezilya hava sahasına girmeksizin yola devam edeceği biçimde düzenlenmişti. Uçak 28 Ekim Çarşamba günü Brezilya saatiyle 10.23'te ABD'de Miami yakınındaki Opa-locka Executive Airport'a indi.
Bolsonaro'nun Brasília'dan Arjantin sınırına nasıl ulaştığı ise henüz bütünüyle aydınlatılmış değil.
Özel uçağı Trump'ın danışmanı mı ayarladı?
The New York Times'ın 29 Ekim tarihli haberine göre yolculukta kullanılan özel uçak, Trump yönetiminde iletişim alanında görev yapan Jason Miller tarafından ayarlandı.
Gazetenin, operasyonun lojistiğinden haberdar olan bir kaynağa dayandırdığı haberde, Bolsonaro'nun ABD'de yaşayan kardeşi Eduardo'nun Miller ile temas halinde olduğu ve planın, pasaport teslimi kararının ardından uygulamaya konulduğu belirtildi.
Miller konuyla ilgili açıklama yapmayı reddetti. Beyaz Saray ise uçağın ayarlanmasına ilişkin soruları yanıtlamak yerine Trump'ın medyaya verdiği demeçlere göndermede bulundu.
Trump, Bolsonaro'nun ABD'ye kabul edilmesi konusu şöyle dedi:
"Ülkeye girmesi için ona izin verdik. Bundan sonra ne olacağını göreceğiz. Ama bu işe karışmayacağım."
New York Times'a konuşan Amerikalı yetkililer, Bolsonaro ve ailesinin ülkeye olağan yolcu vizesiyle değil, parole adı verilen özel ve geçici kabul statüsüyle alındığını bildirdiler.
Bu statü ABD makamlarına belirli insani gerekçeler veya kamu yararı gerekçesiyle kişilere geçici giriş izni verme yetkisi tanıyor. Siyasi sığınma kararıyla aynı anlama gelmiyor.
Gazeteye göre Bolsonaro'nun daha sonra kalıcı oturma iznine başvurması da öngörülüyor.
Arjantin'de Milei'nin danışmanının rolü araştırılıyor
Firarın Arjantin ayağında ise kurumsal bir adli süreç başlatıldı.
La Nación gazetesinin 29 Ekim tarihli haberine göre federal yargıç María Eugenia Capuchetti, Bolsonaro'nun sınır geçişi ve Puerto Iguazú Havaalanı'ndan ayrılışına ilişkin görüntü kayıtlarının korunmasını emretti.
Yargıç ayrıca Arjantin Göç İdaresi'nden ve Dışişleri Bakanlığı'ndan Bolsonaro'nun ülkeye girişini engelleyen herhangi bir hukuksal karar bulunup bulunmadığının açıklanmasını istedi.
Yargısal işlemler, muhalefet temsilcilerinin Milei ve hükümet yetkilileri hakkında suç duyurularının ardından başlatıldı. Başvurularda görevi kötüye kullanma, kamu kaynaklarının uygunsuz kullanımı ve Bolsonaro'nun kaçışının kolaylaştırılmasına ilişkin iddialar yer alıyor.
Soruşturmada adı geçen kişiler arasında Milei'nin yakın danışmanı Santiago Caputo da yer alıyor.
La Nación, Bolsonaro'nun uçağının havalanmasından sonra, 28 Ekim saat 02.50'de yapılan bir polis kontrolünde Caputo'nun Misiones eyaletinde bulunduğunun kayıtlara geçtiğini bildirdi. Habere göre Caputo, Yacyretá İki Uluslu Kurumu'na ait diplomatik plakalı bir araçla seyahat ediyordu. Polis tutanağında kendisini Milei'nin siyasi danışmanı olarak tanıttığı belirtiliyor.
Caputo ise gazeteye yaptığı açıklamada söz konusu kontrolde bulunduğunu reddetti.
Gazetenin bir başka haberinde, Arjantin hükümetinden bir sözcünün ABD yönetimiyle temas konusunda "Evet, Trump'la işbirliği yapıldı" dediği aktarıldı.
Bununla birlikte, Caputo'nun Bolsonaro'nun kaçışını bizzat örgütlediği ya da Milei'nin doğrudan talimat verdiği henüz yargısal olarak saptanmış değil.
Arjantin Kabine Başkanı Diego Santilli ise hükümetin işlemlerini savundu:
"Uygun seyahat belgeleriyle ülkeye girdi, aynı koşullarda uçakla ayrıldı."
Santilli ayrıca Bolsonaro hakkında Interpol tarafından bildirilmiş bir engelleme kararı bulunmadığını vurguladı.
Bolsonaro neden soruşturuluyor?
Bolsonaro'nun pasaportlarına ilişkin tedbir, seçim sonuçlarına itirazından değil, hakkında yürütülen bir ceza soruşturmasından kaynaklanıyor.
Federal Polisin PET 16877/DF numaralı dosyasında Bolsonaro ile avukat Willer Tomaz arasındaki mali ilişkiler inceleniyor. Soruşturma, çevrim içi bahis platformları, şirketler ve yurt dışı para hareketleri üzerinden gerçekleştirildiğinden şüphelenilen kara para aklama ve döviz kaçırma işlemlerini kapsıyor.
Bolsonaro ve Tomaz iddiaları reddediyor.
Bolsonaro ayrıca, eski Banco Master sahibi Daniel Vorcaro ile ilişkileri ve babası Jair Bolsonaro'nun yaşamını konu alan Dark Horse filminin finansmanı hakkında yürütülen başka bir soruşturmanın da muhatabı.
Henüz bu dosyalardan dolayı mahkûm edilmiş ya da resmen suçlanmış değil.
Federal Polis, 28 Ekim açıklamasında önemli bir hukuki ayrım yaptı:
"Seyahat belgelerine ilişkin kısıtlamaların varlığı, tek başına kişinin firari statüsünde olduğu anlamına gelmez; tutuklamayı, sürekli gözetimi veya başka ihtiyati tedbirleri de kendiliğinden haklı kılmaz."
Bolsonaro hakkında henüz bir yakalama kararı bulunmuyor. Ancak mahkeme kararına rağmen ülkeyi terk etmesi, hakkında işleme konmuş açık bir mahkeme kararının ihlali anlamına geliyor.
Kaçış Lula'yı mı, Bolsonaro'yu mu güçlendirdi?
Firarın Brezilya siyasetindeki sonuçlarına ilişkin ilk değerlendirmeler, Bolsonarocu sağın kendi içinde de görüş ayrılıkları olduğunu gösteriyor.
Bolsonaro'nun seçim kampanyasını yöneten Rogério Marinho, seçimde hile yapıldığına ilişkin kanıtlarının bulunmadığını açıkladı. São Paulo Valisi Tarcísio de Freitas da sandık sonuçlarına saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Reuters'ın 29 Ekim'deki araştırmasında görüşlerine başvurulan siyaset bilimciler ve hükümet yetkilileri, Bolsonaro'nun ülkeyi terk etmesinin sağ muhalefetin liderlik sorununu ağırlaştırabileceğini ve Lula'ya parlamentoda yeni dengeler kurmak için alan açabileceğini belirtti.
Araştırma şirketi Control Risks'in São Paulo temsilcisi Rodrigo Russo durumu şöyle değerlendirdi:
"İç siyasi dinamikler dikkate alındığında Lula, Flávio'nun ABD'ye kaçışından yarar sağlıyor."
Buna karşılık Trump yönetiminin Bolsonaro'ya sunduğu kolaylıklar, Brezilya'nın iç siyasetine ABD müdahalesi tartışmasını yeniden gündeme getiriyor.
Lula, 25 Ekim seçimlerinin ikinci turunu yüzde 51,79 oyla kazanmış, Bolsonaro ise yüzde 48,21'de kalmıştı.
Brezilya'nın yetkili bağımsız seçim kurumları sonucu onayladı; uluslararası gözlemciler de seçimin bütünlüğüne ilişkin olumlu değerlendirmeler yayımladı.
Bolsonaro'nun ABD'den seçim sonuçlarını sorgulamaya devam etmesi bir başka hukuki-siyasi çelişki doğuruyor: Ülkesindeki yargı kararına uymayarak Brezilya'dan ayrılan siyasetçi, aynı devletin seçim düzeninin meşruiyetine yönelik iddialarını yabancı bir ülkenin sağladığı koruma altında dile getiriyor.
(AEK)



