Boğaziçi Üniversitesi’nde 2021 yılında düzenlenen Nurettin Yıldız protestosunu takip ederken boğazı sıkılarak gözaltına alınan T24 muhabiri Can Öztürk ile 14 öğrenci hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” ve “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılma” suçlamalarıyla açılan davanın ikinci duruşması görüldü.
İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, salonun yetersizliği nedeniyle 21. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yapıldı. Ancak, duruşma büyük salona alındığı halde "yer olmadığı" gerekçesiyle sanık yakınları, gazeteciler ile ulusal ve uluslararası gözlemciler salona alınmadı.
MLSA’nın aktardığına göre duruşmaya yalnızca adliye muhabirleri alındı. Turkuaz basın kartı taşıyan gazeteciler, ABD Konsolosluğu temsilcisi ve ifade özgürlüğü örgütlerinin gözlemcileri güvenlik görevlilerine verilen "sözlü talimat" ile dışarıda bırakıldı.
Buna karşılık izleyici sıralarına yalnızca müşteki konumundaki polislerin yakınlarının oturmasına izin verildi.
Avukatlar: Mahkeme tarafsız davranmıyor
Hakim gerekçe olarak “Alan yetersiz, sanık yakınlarını da almak zorunda değilim” dedi. Sanık avukatları, duruşmanın açık olmasına rağmen izleyicilerin seçilerek içeri alınmasının ayrımcılık teşkil ettiğini belirtti.
Avukatların, “Duruşma kapalı değil; sanıkların yakınlarının da salona alınması gerekir” itirazı üzerine hâkim, “Buna ilişkin hiçbir zorunluluğum yok” yanıtını verdi.
Duruşma sırasında avukatların beyanlarının sık sık kesildiği, müşteki konumundaki polis memurlarına doğrudan soru yöneltmelerine izin verilmediği gözlemlendi.
Polis iç kanama geçirdiğini iddia etti
Gazeteci Öztürk savunmasında, protestoyu izlemek amacıyla orada bulunduğunu, gözaltına alınma gerekçesini anlayamadığını ve kolluk görevlilerinin, basın kartlarına rağmen kendisini çıkarmadığını belirtti. Öztürk, “Üç polis memuru çıkışıma izin vermedi. Suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.
Olayda müşteki olan Emniyet personelleri ise öğrencilerin ve Öztürk’ün kendilerine fiziksel müdahalede bulunduğunu öne sürdü. Ancak bir polis memurunun kolundaki yaraya ilişkin sağlık raporunda herhangi bir kayıt bulunmadığı ifade edildi.
Duruşmada müşteki olarak dinlenen ve olay tarihinde Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı olan M.E., ifadesinde, öğrencilerin protesto amacıyla toplandığını, rektörlüğün polis çağırdığını ve grubun müzakere yoluyla dağılmadığını iddia etti.
M.E., basın açıklamasının ardından grubun bariyerlere doğru yöneldiğini ve “Yüklen, barikata yüklen” şeklinde sloganlar atıldığını ileri sürdü. Güvenlik Şube personelinin sayıca yetersiz olduğunu, yaklaşık 300 kişinin aynı anda hareket etmesiyle bariyerlerin devrildiğini, olay sırasında yaralandığını ve iç kanama geçirdiğini belirtti.
M.E., yöneltilen sorular üzerine duruşma salonunda bulunan sanık T24 muhabiri Can Öztürk’ü hatırladığını söyledi. Can Öztürk’ün itilip itilmediği sorulduğunda ise “Hatırlamıyorum, emin değilim” yanıtını verdi.
Daha sonra sanık gazeteci Can Öztürk, M.E.’ye, tüm toplumsal olaylarda gazetecilere “Bu görüntüleri yayınlatmayacağız” denilerek müdahale edilip edilmediğini sordu. M.E., böyle bir durum yaşanmadığını ileri sürerek isnat edilen iddiayı reddetti. Avukatlar ise, bu iddiaya “Görüntülerde sabit” diyerek itiraz etti.
Erkoç: “Delil toplamıyoruz diyorsanız kimseyi dinlemeyelim”
Mahkeme heyetinin savunmayı sınırladığını ifade eden Öztürk'ün vekili MLSA Hukuk Birimi'nden avukat Batıkan Erkoç, savunma hakkına yönelik müdahalelere dikkat çekti:
“Sanıklar ve basın duruşma salonuna alınmadı. Müşteki yakınlarının tamamı içeri alındı. Bu birinci bozma sebebidir. Sadece bir basın mensubunun duruşmaya girmesine izin verildi, o da duruşmanın ortasında geldi. Avukat olarak sözlerimiz kesildi, bazen müştekilerden önce mahkeme heyeti cevap verdi. Delil toplamayacağınızı söylediniz. Delil toplamıyorsak burada ne yapıyoruz? O zaman kimseyi dinlemeyelim.”
“İddianamede gazeteci olduğuna dair hiçbir bilgi yok”
Erkoç, iddianamenin eksik ve taraflı hazırlandığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“İddianamede 15 sanık var ama kim, hangi eylemle mukavemet göstermiş belli değil. Müvekkilimi bir çevik kuvvet polisi boğazından tutarak beş saniye havaya kaldırıyor. Bu durumda gözaltı tutanağında adı geçen herkesin bu dosyada yaralama suçundan yer alması gerekir. Yakalamaya ilişkin görüntülerin bulunmaması, kamera eksikliğinden değil, kayıtların dosyaya sunulmamasındandır. Müvekkilim her aşamada gazeteci olduğunu belirtmesine rağmen tutuklamaya sevk edildi ve iddianamede gazeteci olduğuna dair tek bir ifade yer almıyor.
2911 sayılı Kanun kapsamında, orantısız polis şiddeti varsa ceza verilmemesi gerekir. İdare hukukuna göre, yasaklama kararları ilgili kişilere tebliğ edilmelidir. Edilmediği takdirde bu kararlar yok hükmündedir. Olayla ilgili Mayıs ayında yayınlanan tek bir ilan var, o da konuyla ilgisiz. Bu nedenle gazetecilik faaliyeti üzerinden bir savunma kurmam beklenirdi, ancak bu eksik ve hatalı iddianameyle bu mümkün değil. Bu davada beraat dışında bir karar verilirse hüküm bozulacaktır.”
Erkoç, ayrıca eksik görüntüler hakkında Emniyet’e yazı yazılmasını, bilirkişi raporu alınmasını ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan mükerrer soruşturmanın dosyaya dahil edilmesini talep etti.
Mahkemeden kısmi kabul, birçok talep reddedildi
Mahkeme, avukatların görüntülerin dosyaya sunulması ve polisler hakkında suç duyurusunda bulunulması taleplerini reddetti.
Ancak MLSA’nın başvurusu üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda açılan mükerrer soruşturmanın ve Bölge İdare Mahkemesi’nin müşteki polisler hakkında soruşturma izni verilmesine dair kararının dosyaya dahil edilmesine hükmetti.
Mahkeme, davanın bir sonraki duruşmasının 27 Nisan’da görülmesine karar verdi.
Ne olmuştu?
2021'de Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenciler, çocukların evlendirilmesini meşru gören söylemleriyle tepki çeken Sosyal Doku Vakfı Başkanı ilahiyatçı Nurettin Yıldız’ın üniversitede konuşma yapmasını protesto etmek istedi.
Kampüs içinde basın açıklaması düzenlemek için bir araya geldi. Protestoyu T24 muhabiri Can Öztürk de takip ediyordu.
Basın kartı taşımasına rağmen polis müdahalesi sırasında boğazı sıkılarak gözaltına alındı. Olayda Öztürk’le birlikte 14 öğrenci de gözaltına alındı.
Gazeteci Öztürk ve öğrenciler hakkında daha sonra “görevi yaptırmamak için direnme” ve “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılma” suçlamalarıyla dava açıldı.
(HA)



