Biruni Üniversitesi’nde moleküler biyoloji ve genetik okuyan 23 yaşındaki İsmail İshak Arslan, 26 Mayıs 2023’te okuldan çıktı. Marmaray’dan Üsküdar’da indikten sonra otobüs duraklarına doğru yürümeye başladı.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna iki gün kalmıştı. Meydanda dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun seçim propagandası vardı.
Arslan, kalabalığa ve otobüse doğru dönüp iki elini birleştirerek kalp işareti yaptı. Bu hareket dönemin CHP lideri Kemal Kılaçdaroğlu ile ikonikleşmişti.
O andan sonra görüntüler hızla değişti. Çevredeki kameralar bir gencin yaka paça sürüklenerek, başına ve vücudunun üst kısmına vurularak sivil bir araa bindirildiğini kaydetti. İlk haberler de tam bu sahneyle yayıldı:
“Döve döve alıyorlar adamı… Döve döve alıyorlar adamı… Hiçbir şey yapmadı adam. Sadece kalp işareti yaptı.
Videodaki kişi ise “Adım İsmail, Yardım edin bana, hayır, hayır” diye bağırıyordu.
Bir polis ise “Almayın görüntü” diye bağırarak çevredekilerin olayı kayda almasını engellemeye çalışıyordu.
Bugün İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu'nun #Üsküdar 'daki "gezi"sinde bu genç yurttaş SADECE KALP İŞARETİ YAPTIĞI için böyle yaka paça alınıyor.
— ONUR CİNGİL (@onurcingil) May 26, 2023
Adını bağırıyor, anladığım kadarıyla İsmail diyor.
Alanlar kim belli değil, konuyu takip ediyorum!!!
Merak etmeyin, KALP TAŞI YENECEK!! pic.twitter.com/jB8EXkVclV
Arslan aynı gün, bindirildiği araçtan serbest bırakıldı. Ortada bir gözaltı yoktu. İlerleyen süreçte soruşturma da açılmadı. Arslan Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne girerek darp raporu aldı.
Raporu tutan doktor kafa travması yaşadığını kayda geçti. Vücudunun birçok bölgesinde ekimoz ve lezyon da vardı.

Arslan daha sonra avukatı Onur Cingil ile birlikte savcılığa giderek kendisini darp eden polislerden şikayetçi oldu. Cingil, Arslan’ın siyah sivil bir araca zorla bindirildiğini, burada darp edildiğini, bir korumanın ensesinden tuttuğunu ve küfür ettiğini, araç içinde yumruklandığını, ardından Üsküdar Paşalimanı civarında bırakıldığını anlattı.
Arslan, Özel Harekat Şube Müdürlüğünde görevli Suat Sancar’ı da teşhis etti.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, polis Sancar hakkında “nüfuz kullanmak sureti ile kasten yaralama” suçlamasıyla iddianame düzenleyip dava açtı. İddianamede şöyle yazılıydı:
“Müştekinin (Arslan’ın) iki elini birleştirip kalp işareti yaptığı, görevli polis memurlarının bu sırada müştekiye müdahalede bulundukları ve ekip aracına bindirmek istedikleri, müştekinin ekip aracına binmemek için direndiği, 4 - 5 polis memurunun bu sırada müştekiyi darp ettikleri, polislerin müştekiye tekme ve yumrukla vurdukları, özel harekat şube müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan şüphelinin de müştekiyi darp ettiği, müştekiye vurduğu anlaşılmıştır.”
Avukat Onur Cingil, Arslan’ı alıkoyan diğer şüpheli polisler hakkında da birçok kez girişimde bulunsa da tespit edilmedikleri gerekçesiyle haklarında dava açılmadı. Cingil’in iddiasına göre bu polisler Soylu'nun korumaları ve Cumhurbaşkanlığı Karşı Atak Timi’nde (CAT) görevli isimlerdi.
Bu polisler hakkındaki dosya Sancar’ın dosyasından ayrılarak faili meçhul, ya da Cingil’in ifadesiyle “faili meşhur” bırakıldı.
“Dosyaya verdiğimiz fotoğraflara ve birçok belgeye rağmen bu kişilerin ne ismi tespit edildi ne de bu kişiler bir ifade verdiler. Hala ellerini kollarını sallayarak birilerine işkence yapmak için dışarıdalar.”
Tek bir kişinin yargılandığı dava ise yedi celse sürdü. Davada karar 5 Mart 2026’da çıktı. İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesi, polis Suat Sancar’ı suçlu buldu.
Mahkeme, “suçun işleniş biçimini, mağdurda meydana gelen yaralanmanın derecesini, sanığın kastının yoğunluğunu dikkate alarak” Sancar’a önce 180 gün adli para cezası verdi.
Sonrada sanık polis memurunun sabıkasız adli sicil kaydını gözetilerek cezayı 150 güne indirdi. Ardından da cezayı günlük 50 liradan 7 bin 500 TL adli para cezasına çevirdi. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) hükmederek cezayı 5 yıl süreyle erteledi.
Cingil davayla ilgili “Üç yıldır devam eden hukuk mücadelemde karar sonunda çıktı. Polislerden biri suçlu bulundu. Olay ‘yaralama’ boyutunda kaldı. Cumhurbaşkanlığı Karşı Atak Timi ve Polis Özel Harekatçılar dosyadan ayrıldı, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu ve işkence suçu faili meçhule atıldı” diye konuştu.
(HA)







